Bugün 11 Temmuz 2025, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birinin, Srebrenitsa Soykırımı'nın 30. yıl dönümü. Bundan tam 30 yıl önce, Avrupa'nın kalbinde ve Birleşmiş Milletler'in (BM) gözleri önünde, 8 binden fazla Boşnak Müslüman erkek ve çocuk, Sırp güçleri tarafından sistematik olarak katledildi. II. Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'da yaşanan en büyük insanlık trajedisi olan Srebrenitsa, sadece bir katliam değil, uluslararası toplumun ve adalet mekanizmasının da en büyük başarısızlıklarından biri olarak hafızalara kazındı.
Srebrenitsa Soykırımı Nedir ve Nasıl Gerçekleşti?
1992-1995 yılları arasındaki Bosna Savaşı sırasında BM, Srebrenitsa kentini on binlerce Boşnak sivilin sığındığı bir "güvenli bölge" ilan etmişti. Ancak bu karar, yaklaşan felaketi önlemeye yetmedi. 11 Temmuz 1995'te, General Ratko Mladić komutasındaki Sırp Cumhuriyeti Ordusu (VRS), BM bünyesindeki Hollandalı barış gücü askerlerinin (Dutchbat) varlığına rağmen Srebrenitsa'yı işgal etti.
İşgalin ardından yaşananlar, planlı bir soykırımın adımlarını oluşturdu. Kadınlar ve çocuklar otobüslere bindirilerek bölgeden sürülürken, 12 yaşından büyük erkekler ve delikanlılar Sırp askerleri tarafından ayrıldı. Potočari'deki BM üssüne sığınan binlerce sivil, Hollandalı askerler tarafından Sırplara teslim edildi. Ardından, günlerce süren sistematik bir katliam başladı. Boşnak erkekler, ormanlık alanlara, fabrikalara ve depolara götürülerek kurşuna dizildi ve cesetleri kimlik tespiti zorlaştırılsın diye parçalanarak toplu mezarlara gömüldü.
Uluslararası Toplumun ve Hollandalı Askerlerin Rolü
Srebrenitsa'nın düşüşü ve ardından gelen soykırım, uluslararası toplumun ve özellikle BM'nin en büyük başarısızlıklarından biri olarak tarihe geçti. Bölgede bulunan yaklaşık 400 Hollandalı asker, hem sayıca yetersiz hem de hafif silahlarla donatılmıştı. Komutanların NATO'dan istediği hava desteği ya hiç gelmedi ya da çok geç geldi.
En trajik olanı ise, canlarını kurtarmak için Potočari'deki Hollanda üssüne sığınan binlerce Boşnak sivilin, Sırp güçlerine teslim edilmesiydi. Bu olay, Hollanda hükümetinin yıllar sonra istifa etmesine ve Lahey'deki mahkemelerin Hollanda devletini yaşanan ölümlerden kısmen sorumlu bulmasına neden oldu. Srebrenitsa, "güvenli bölge" vaadinin nasıl boş bir söze dönüştüğünün en acı kanıtı oldu.
Soykırımın Hukuki Sonuçları ve Sorumluları
Srebrenitsa'da yaşananlar, Lahey'deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) ve Uluslararası Adalet Divanı tarafından hukuken soykırım olarak tanındı. Bu karar, katliamın planlı ve sistematik bir etnik temizlik niyetiyle yapıldığını tescilledi.
Yıllar süren kaçışın ardından yakalanan soykırımın baş sorumluları, Sırp komutan Ratko Mladić ve dönemin Sırp siyasi lideri Radovan Karadžić, yargılandıkları mahkemelerce soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Onlarca Sırp askeri ve yetkilisi de farklı hapis cezaları aldı. 2024 yılında BM Genel Kurulu, 11 Temmuz'u "Uluslararası Srebrenitsa Soykırımını Anma ve Hatırlama Günü" olarak kabul etti.
30 Yıldır Dinmeyen Acı: Anma Törenleri ve Kayıplar
Srebrenitsa'nın üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen acı hala taze. Her yıl 11 Temmuz'da, binlerce kurbanın defnedildiği Potočari Anıt Mezarlığı'nda anma törenleri düzenleniyor. Bu törenlerde, yıl içinde toplu mezarlardan çıkarılan ve DNA testiyle kimliği tespit edilen yeni kurbanlar toprağa veriliyor. Bu yılki törende de, aralarında öldürüldüğünde 19 yaşında olan Senajid Avdic ve Hariz Mujic'in de bulunduğu 7 kurban daha defnedilecek.
Bugüne kadar binlerce kurbanın kimliği tespit edilip defnedilmiş olsa da, hala binden fazla kayıp aranıyor. Srebrenitsa, sadece geçmişte kalmış bir trajedi değil, aynı zamanda adalet arayışının ve "bir daha asla" demenin önemini her yıl yeniden hatırlatan, kapanmayan bir yaradır.