Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum

Çorum Haber

Çorum Haberleri

Çorum Belediyesi

Çorum Valiliği

Çorumspor

Çorum Gazetesi

Çorum Gazeteleri

Ahmet Ahlatcı

Çorumhaber

Corum

corumhaber

Çorumhaber

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Haberleri oku

Sungurlu

Alaca

Osmancık

Sungurlu

İskilip

Kargı

Habercim19

habercim19.com

corumhaber.net

corumhakimiyet.net

çorum time

corum time

çorum valilik

Çorum Belediye

Çorum Belediyespor

Yeni Çorumspor

Çorum Yerel

ÇorumYerel Ekonomi

Çorum Ahmet Ahlatcı

Ahmet Ahlatcı

Çorum Ak Parti

Çorum CHP

Çorum İyi Parti

Çorum MHP

Çorum Gelecek Partisi

Çorum DEVA

Çorum Saadet Partisi

Ahmet Sami Ceylan

Cahit Bağcı

Agah Kafkas

Salim Uslu

Tufan Köse

Oğuzhan Kaya

Kenan Nohut

Ali Haydar Tanrıverdi

Hacı Odabaş

Yusuf Ahlatcı

Mustafa Tahtasız

Çorumluyuz

Çorumlu Amir

Çorumlu

Çorumda

Çorumdan

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Yayla Haber

Çorum Yayla Haber

Çorum Haber

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Yerel

Çorum Yerel Gazete

Çorum
Corum
Çorumhaber
Corumhaber
çorum gazetesi
çorum gazeteleri
çorum haberleri oku

18.06.2020, 12:51 300

SÖZÜM ÖZÜMDÜR

Dil, özün sözüdür. Özde ne varsa dilden de o dökülür. Bizim ilk dilimiz ilk sesini duyduğumuz ninnileriyle huzur bulduğumuz annemizin/anamızın dilidir. Sonra sokağımızın/köyümüzün/şehrimizin dilidir. Bu liste bize kattıklarıyla uzar gider. Ne mutlu bize ki Türkçe gibi ölümsüz bir dile sahibiz. J. Lohmann Türkçeyi “tarihsiz bir dil” diye nitelerken ne kadar da haklıdır. M.Ö. 3.500 yılında yazıyı bulan Sümerlerden bize 168 sözcük gelebiliyorsa, 5. Yüzyılda yazıldığı tahmin edilen Yenisey yazıtlarından onlarca sözcük hala o günkü şekliyle kullanılıyorsa bu izde yürümek de bize gurur verir. Dönem dönem Türkçeyle ilgili, Türkçenin tarih içerisinde kesintiye uğraması, bilmem kaç yıl sonra ortadan kalkacak olması, bilim dili olamaması, ortaya atılan söylemler son derece asılsız ve dayanağı olmayan söylemlerdir. Günümüz dil haritasına bakmak bile bu konuyu aydınlatacaktır aslında. Ne diyordu Oktay Sinanoğlu “Unutmayalım, başka hiçbir dil bilmeden bizi Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar götürecek tek bir dil vardır; Türkçe! Dilimize sahip çıkalım.”

  • Tarihsiz/Kesintisiz Dil:Türkçe

Türkçe tarihin hiçbir döneminde kesintiye uğramamıştır. Yani kaybolup yeniden ortaya çıkmamıştır. “M.S. 740’larda -yukarıda belirttiğimiz üzere daha öncesinde Yenisey yazıtlarını da katarak- atalarımız dillerindeki tüm sesleri tam bir yetkinlikle gösterebildikleri 38 harften oluşan bir Göktürk/Köktürk/Orhun abecesi (alfabesi) kullanırlarmış. Bundan yaklaşık olarak üç yüz yıl sonra 1050’lerde bir yandan Uygur abecesiyle yazarken diğer yandan Arap abecesiyle Türkçe yazmaya başladıklarını görüyoruz.

Selçuklu sultanlarından Melikşah devrinde Harezm kasabalarından Zemahşer'de (467/1075) doğan ve Buhara’da da eğitim gören büyük bir dilci, edebiyatçı, kelâmcı ve müfessir olan ünlü Türk-İslam bilgini Ebû'l-Kâsım Mahmud İbn Ömer ez-Zemahşerî el-Harezmî 1130’lu yıllarda Arapça dilbilgisi kitabı yazdı. Bunun 13. Yüzyılda satır arası yöntemiyle Harizm Türkçesine çevrildiği ve bu çevirinin de Arap harfleriyle Türkçe olduğu görülüyor. Sonra 1430’larda Muhammed bin Hamza’nın satır arası Kur’an çevirisi geliyor; bu da Arap harfleriyle Türkçe. Ardından 15. Yüzyıl başlarında yazıya geçirilen Dede Korkut anlatıları geliyor, bunlar da Arap harfleriyle Türkçedir.

Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu da bize gösteriyor ki değişen Türkçe değil Türkçeyi yazan alfabedir. Türkler tarihleri boyunca birden çok alfabe kullanmışlardır. Bu alfabeler ve verdikleri eserler ayrıntılı olarak incelendiğinde dini, siyasi, sosyo –kültürel nedenlerden kaynaklı olarak Türkçenin etkinliği azalmış olsa da hiçbir zaman önemini ve değerini yitirmediği görülecektir.

  • Dil, Din, İnanç İlişkisi

Bir milletin dini inancı ister istemez dilini etkiler. Hangi dine inanıyorsa dili de o inancın diline yönelir. Türkler de tarihi devir içerisinde farklı dini inançlar sergiledikleri için dilleri de ister istemez bundan etkilenmiş alfabetik aktarımın zorluklarını fazlasıyla yaşamışlardır. Burada da Türkçemizi kurtaran özümüzün, gönlümüzün dili olan “Şifahi kültür” dediğimiz ozanlarımızın dili, sesi/avazı olmuştur. Yazılı kültürün göçebelikte ortaya çıkardığı zorlukları aşmak ve Alfabenin açığını sazıyla/kopuzuyla, sözüyle Yunus Emreler, Karacaoğlanlar, Pir Sultan Abdallar kapatmış, manadaki derinlikleriyle, dünya görüşleriyle felsefenin Anadolu’daki ilk kıvılcımları olmuşlardır.

Türkçeyi tarihsiz-kesintisiz olarak nitelendiriyoruz, çünkü yazılı metinlerin ilk ortaya çıktığı dönemden itibaren görüyoruz ki Türkçe sağlam dilbilgisi kurallarıyla yazılmıştır. Hala da sağlamlığını korumaktadır. Türkçe sondan eklemeli, aldığı eklerle sonsuz kelime türetmeye elverişli, eklerle türetmede sıkıntı yaşarsa sözcükleri birleştirerek yeni kelimeler yapabilen engin bir dildir.

Diller doğar, gelişir ve ölür. Gelişme sürecinde başka dillerle etkileşime girerek o dilden kelimeler alır ve başka dillere kelimeler verir. Bu gelişmekte olan her dilin yaşadığı doğal bir süreçtir. Biz nedense hep aldıklarımızla ilgileniyoruz ve suçluluk duyuyoruz. Burada önemli olan diğer bir nokta başka dillerin bizden aldığı kelimelerdir. İşte asıl ilerleme, yayılma bu noktada söz konusudur.

Bu yayılmayı en çok nasıl sağlarız? Bilim, sanat, kültür, edebiyat vs. alanında yapılmış çalışmaların çevirisiyle. Her çeviri bir sözlüktür. Bu da dilde zenginliktir. Zaman zaman birçok dilde başka dilden o dile giren sözcüklerle ilgili sözlük çalışmaları yapılmıştır. Bu noktada uzun yıllardır tartışılagelen bilim dili meselesine değinmek yerinde olur.

  • Bilimin Dili Olur mu?

“Bilimin dili olur mu?” tartışmasına girmek bu yazının boyutunu aşar ama “düşünmenin dili olur” ve “İnsan ana diliyle düşünür” önermelerinden hareketle, insanın konuştuğu, etkileşime girdiği dille ürettiğini söyleyebiliriz. Bu doğrultuda insanlar ancak kendi dillerinde bilim yapabilirlerse yaratıcı olabilirler. Ötesi taklitçiliktir. Evrensel olan bilimin dili değil yöntemidir. Bunu derken insanlığın düşünce birikiminin tercümelerle aktarıldığı dönemlere dikkat edildiği zaman bir zamanlar Grekçenin başka bir zaman da Arapçanın, günümüzde İngilizcenin bilim dili olduğunu görüyoruz. Biz, Farabi’den hareketle dönem dönem bir dil evrensel olsa da asıl olanın bilimin mantığını, yöntemini, yani düşünmenin gramerini bilmekten geçtiğini iddia ediyoruz.

Bu anlamda Türklerin farklı dönemlerde Farsça ve Arapça yazmaları, günümüzde baskın bir şekilde ürettiklerini İngilizce yazmaları “Türkçe Düşünme ve Üretme”nin yani bilimin mantığının, düşünmenin gramerinin Türkçe olmadığı anlamına gelmez. Bir bakıma (b)ilimi yani beşeri ilimler ile pozitif bilimleri hangi dilde yaptığınızın bir önemi yoktur. Önemli olan bilim adına ne ortaya koyduğunuzdur. Sonrasında bilime, ilime açık toplumlar, milletler sizin biliminizi alır ve kendi dillerinde bulduğu karşılıkla uygularlar. Bu da o milletin, ülkenin aydınlarının sorumluluğundadır. Cumhuriyet Türkiye’sinde bunun en güzel örneğini geometri terimlerine bulduğu Türkçe karşılıklarla “Geometri” kitabını yazarak Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk vermiştir.

Öyle gözüküyor ki, üretilen fikirlerin her dönem farklı baskın bir dil ile ifade etmesiyle; herhangi bir bilimsel gelişmeyle ilgili verileri alıp, kendi dilinizde karşılık bulabiliyorsanız ne iyi; bulamıyorsanız diliniz o alanla ilgili yeni kelimeler türetebiliyorsa o zenginliğe alt yapıya sahipse konuştuğunuz dilde bilim yapabilirsiniz. Nitekim Türkler bugünlere gelene kadar uzun yollar kat etmişlerdir. Bu da onlara dilde, kültürde, ilimde, bilimde, sanatta vs. zenginlik olarak yansımıştır.

Türk dilini de Türk tarihini de günümüzdeki tarihi araştırmalar, kazılar, inceleme ve araştırmalar devam ettiği sürece tarihlendirmek mümkün olamayacaktır. Hali hazırda devam eden Göbekli Tepe kazıları ve onunla aynı yapıya sahip ve yeni başlayan kazı çalışmalarıyla Harbetsuvan Tepesi kazıları ve kim bilir daha başkaları tamamlanmadan tarihi olaylar hakkında net konuşamıyoruz. Görünen o ki bu kazılar tamamlandığında ezberler bozulup tarih baştan yazılacak. Şimdilerde dahi Türkologlar arasında Türklerin anayurdunun Orta Asya değil, Anadolu olduğu daha sonra göçlerin orta Asya’ya yapıldığı ondan sonra batıya yöneldiği konusu müzakere edilmektedir

  • Her Şey Yeni Başlıyor

Biz Türkeli’nden (Türkistan sözcüğündeki şehir anlamına gelen Farsça “sitan” sözcüğü yerine Türkçe şehir anlamına gelen el/il sözcüğünü yeğliyorum) aldığımız ilim, irfan meşalesini Türkiye’de layık olduğu şekilde alevlendirmek için hayat ağacı gibi köklerimizden aldığımız feyzle dallanıp budaklanmak için bu imkanı bulmanın gururunu yaşıyoruz. Her şey yeni başlıyor.

Yorumlar (0)

26°
az bulutlu
Namaz Vakti 02 Temmuz 2020
İmsak 03:10
Güneş 05:07
Öğle 12:49
İkindi 16:48
Akşam 20:22
Yatsı 22:10
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 29 60
2. Trabzonspor 29 58
3. Sivasspor 29 53
4. Galatasaray 29 52
5. Beşiktaş 29 50
6. Fenerbahçe 29 46
7. Alanyaspor 29 45
8. Göztepe 29 38
9. Antalyaspor 29 37
10. Gaziantep FK 29 35
11. Kasımpaşa 29 35
12. Denizlispor 29 32
13. Gençlerbirliği 29 31
14. Çaykur Rizespor 29 29
15. Malatyaspor 29 28
16. Kayserispor 29 28
17. Konyaspor 29 27
18. Ankaragücü 29 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 30 57
2. Erzurum BB 30 53
3. Adana Demirspor 30 51
4. Bursaspor 30 49
5. Akhisar Bld.Spor 30 48
6. Altay 30 47
7. Fatih Karagümrük 30 47
8. Giresunspor 30 44
9. Keçiörengücü 30 41
10. Ümraniye 30 41
11. Menemen Belediyespor 30 39
12. Balıkesirspor 30 35
13. İstanbulspor 30 34
14. Altınordu 30 32
15. Boluspor 30 27
16. Osmanlıspor 30 24
17. Adanaspor 30 20
18. Eskişehirspor 30 12
Takımlar O P
1. Liverpool 31 86
2. Man City 31 63
3. Leicester City 31 55
4. Chelsea 31 54
5. Wolverhampton 32 52
6. M. United 31 49
7. Tottenham 31 45
8. Burnley 32 45
9. Sheffield United 31 44
10. Arsenal 31 43
11. Crystal Palace 32 42
12. Everton 31 41
13. Southampton 32 40
14. Newcastle 31 39
15. Brighton 31 33
16. Watford 32 28
17. West Ham 31 27
18. Bournemouth 31 27
19. Aston Villa 32 27
20. Norwich City 31 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 32 71
2. Barcelona 32 69
3. Atletico Madrid 32 58
4. Sevilla 32 54
5. Villarreal 32 51
6. Getafe 31 49
7. Real Sociedad 31 47
8. Valencia 32 46
9. Athletic Bilbao 32 45
10. Granada 32 43
11. Osasuna 32 41
12. Levante 32 41
13. Real Betis 32 37
14. Real Valladolid 32 35
15. Eibar 32 35
16. Deportivo Alaves 32 35
17. Celta de Vigo 32 34
18. Mallorca 32 26
19. Leganés 32 25
20. Espanyol 32 24
banner2034
Arşiv

Gelişmelerden Haberdar Olun

@
Bumerang - Yazarkafe