SIRA KİMDE?

Bolu deplasmanında oynanan maçın en kritik anlarından biriydi.

Abone Ol

Penaltı sonrası tribünden ayrılıp arabaya doğru yürürken, bir anlığına gözüm stadın kenarındaki duvara takıldı.

Orada iki çocuk vardı.
Küçücük bir delikten içeri bakıyor, maçı görebilmek için adeta birbirleriyle yarışıyorlardı.
Yanlarına yaklaştım.
Kendilerinden izin alıp fotoğraflarını çektim.
Ama asıl fotoğraf makineye değil, hafızama çekildi.
Çünkü o görüntü beni yıllar öncesine götürdü…

1980’LERİN TRİBÜN HATIRASI

Benim yaşıtlarım, hatta benden büyük olanlar bu manzarayı çok iyi bilir.
1980’li yıllarda futbolu sevmek biraz da böyle bir şeydi.
Bilet bulamazdık.
Paramız yetmezdi.
Ama maçı izlemek için her yolu denerdik.
Stadın etrafında dolaşır, bir yerlerden içeri bakmaya çalışırdık.
Bazen tel örgülerden, bazen duvar aralarından…
En çok da tanımadığımız büyüklerin yanına giderdik.
“Abi bizi de alsana” derdik.
Ve çoğu zaman o büyükler bizi kırmazdı.
Elinden tutup tribüne sokan, bileti paylaşan, maçı birlikte izleten insanlar vardı.
Futbol sadece sahada oynanan bir oyun değildi;
aynı zamanda bir paylaşma kültürüydü.
Bugünün Çocukları Daha Şanslı
Bugün şartlar çok farklı.
Stadyumlar daha düzenli, organizasyonlar daha planlı.
En önemlisi de kulüp yönetimleri artık çocukları düşünerek hareket ediyor.
Arca Çorum FK yönetimi de bu konuda gerçekten önemli adımlar atıyor.
Öğrencilere yönelik jestler, tribün kültürünü yayma çabaları ve gençleri stadyuma çekme isteği bunun en güzel göstergesi.
Yani bugünün çocukları aslında bizden çok daha şanslı.
Ama bir gerçek var ki…

TRİBÜN KÜLTÜRÜ EVDE BAŞLAR

Bir çocuğun takım sevgisi kendiliğinden oluşmaz.
Bu sevgi çoğu zaman evde başlar.
Baba oğlunun elinden tutar.
Abi kardeşini yanına alır.
Aile birlikte maça gider.
İşte o gün, o çocuk için sadece bir maç günü değildir.
O gün;
şehirle bağ kurduğu,
renkleri sahiplendiği,
“Bu takım benim” dediği gündür.

ŞEHRİN TAKIMI BİLİNCİ

Bir şehir takımı ancak şehir sahip çıkarsa büyür.
Çocukların küçük yaşlarda tribünle tanışması bu yüzden çok önemli.
Çünkü o yaşlarda oluşan aidiyet duygusu hayat boyu sürer.
Bugün tel örgüdeki küçük bir delikten maçı izlemeye çalışan o iki çocuk, yarın tribünlerin en ateşli taraftarı olabilir.
Yeter ki o fırsatı onlara verelim.

ŞİMDİ SIRA ŞEHİRDE

Arca Çorum FK’nın hedefleri bugün hiç olmadığı kadar büyük.
Bu hedeflere ulaşmak için sahadaki futbolcular kadar tribündeki taraftar da önemli.
Ama asıl mesele şu:
Şimdi sıra sadece şehirde değil,
Çorumluyum diyen herkeste.
Pazartesi günü maça gelirken yalnız gelmeyin.
Çocuklarınızı kırmızı-siyah giydirin.
Yanınıza bir akrabanızı, bir arkadaşınızı, bir komşunuzu alın.
Tribünleri doldurun.
Çünkü bazen bir çocuğun hayatındaki en güzel hatıra,
bir futbol maçında başlar.
Ve kim bilir…
Belki o gün tribünde olacak bir çocuk, yıllar sonra bu şehrin hikâyesini yazanlardan biri olur.