Seçim matematiği ve siyasetin psikolojisi

Abone Ol

Siyasette bazen rakamlar konuşur, bazen duygular… Ama Türkiye’de işin özü değişmez: Yüzde 50+1.


Bu sadece bir oran değil. Aynı zamanda bir zorunluluk. Bir denge arayışı. Bir mecburiyet siyaseti.


Bir süredir muhalefetin içinde dönen tartışma, aslında çok tanıdık:


“Aday kim olacak?”


Ama asıl soru bu değil.


“Asıl soru: O aday 50+1’i nasıl bulacak?”


Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş arasındaki fark tam da burada başlıyor.


Biri siyasi hikâye yazmak istiyor.


Diğeri mevcut zemini büyütmek.


İmamoğlu’nun yöntemi daha çok bireysel liderlik üzerine kurulu. Kendi enerjisi, kendi dili, kendi ittifakı…


Bir nevi “merkezden değil, şahsiyetten büyüyen siyaset.”


Ama bu modelin Türkiye’de bir sınırı var:


50+1.


Çünkü bu oran, sadece destekleyenleri değil, mesafeli duranları da ikna etmeyi gerektirir.


Yavaş ise farklı bir denklem kuruyor.


Daha az konuşan, daha çok kabul gören…


Daha az iddialı görünen, ama daha geniş bir tabana temas eden…


Bu nedenle milliyetçi seçmenden muhafazakâra uzanan bir hatta daha rahat dolaşabiliyor.


Peki mesele sadece iki isim mi?


Hayır.


Asıl mesele, siyaset yapma biçimi.


Özgür Özel yönetimindeki CHP, yerel seçim başarısından sonra bir eşik yakaladı.


Ama o eşik, bir avantajdan çok bir test haline geldi.


Çünkü yerel seçim başka, cumhurbaşkanlığı seçimi başka…

Yerelde yüzde 30 yetebilir.


Ama genelde 50+1 şart.


İşte burada ittifak gerçeği devreye giriyor.


İstemeseniz de.


Sevseniz de sevmeseniz de.


Türkiye’de hiçbir siyasi hareket, tek başına bu barajı rahat aşamıyor.


Bu nedenle siyaset, sadece “kendi tabanını konsolide etmek” değil…


“Aynı zamanda karşı tarafın seçmeninden oy alabilmek” meselesi.


Bugün muhalefetin önündeki en kritik başlık şu:


“Kim kazanır?” değil…


“Kim daha çok kesimden oy alabilir?”


Çünkü seçim gecesi sandık açıldığında, kimsenin ideolojisi sayılmayacak.


Sadece oylar sayılacak.


Ve o oylar ya 49’da kalacak…


Ya da 50+1’i geçecek.


Siyasetin matematiği basit.


Ama uygulaması zor.


Çünkü bu denklemde sadece sayılar değil, insanlar var.


Ve insanlar her zaman matematik gibi davranmaz.