Güncel

Saygı Öztürk’e “Ben Yeşil’im” telefonu: 28 yıl sonra ortaya çıkan iddialar gündemi sarstı

Türkiye’nin yakın tarihinin en tartışmalı isimlerinden “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın 28 yıl sonra ortaya çıktığı iddiası gündemi altüst etti. Saygı Öztürk’ü aradığını söyleyen bir kişinin “Ben Yeşil’im” demesi, 1990’ların faili meçhul karanlığını yeniden tartışmaya açtı.

Abone Ol

Gazeteci Saygı Öztürk, bugünkü köşe yazısında yıllardır akıbeti tartışılan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım olduğunu söyleyen bir kişinin gazeteyi aradığını ve kendisiyle telefonla görüştüğünü anlattı. Güneydoğu’da faili meçhul cinayetler, derin devlet iddiaları ve 1990’ların karanlık dönemiyle birlikte anılan Yeşil, 1997’den bu yana kayıp kabul ediliyor. Öztürk’ün aktardıkları ise hem devlet içindeki yapı tartışmalarını hem de dönemin kritik operasyonlarını yeniden gündeme taşıdı.

Öztürk, ilk aramada konuşamadığını, yaklaşık yarım saat sonra yeniden aranınca hatta bağlandığını belirtti. Karşısındaki ses kendini “Ben Yeşil” diyerek tanıttı. Bu iddianın gerçek olup olmadığını anlamak için geçmişte yazdığı haberlerden özel sorular yönelttiğini söyleyen Öztürk, arayan kişinin kendisine 1953 doğumlu olduğunu, karaciğer nakli geçirdiğini ve sağlık durumunun iyi olmadığını söylediğini yazdı.

“Azerbaycan’da kaldım, şimdi Suriye sınırındayım”

Telefonla görüşen kişinin, uzun süre Azerbaycan’da yaşadığını, karaciğer naklinin farklı bir kimlikle yapıldığını ve bu süreçte “ünlü bir isimden destek aldığını” anlattığı aktarıldı. Bugün ise Türkiye sınırına yakın Suriye’de, güvendiği “ülkücü bir dostunun yanında” bulunduğunu söylediği kaydedildi.

Öztürk yazısında, Yeşil’in geçmişte hem jandarma hem MİT hem de emniyetle ilişkilendirildiğini, beyaz Toros’la dolaştığı anlatılan bir figür olduğunu hatırlattı. 1997’de bir kamu kurumuna çağrılmasının ardından kendisinden bir daha haber alınamamış, yıllardır öldürüldüğü, kaçtığı veya devlet tarafından korunduğu iddiaları gündemden düşmemişti.

Cem Ersever iddiası: “Tam anlamıyla Köroğlu efsanesi”

Görüşmede, Yeşil’e atfedilen olaylardan biri olan Emekli Binbaşı Cem Ersever’in öldürülmesi iddiası da gündeme geldi. Arayan kişi bu iddia için “Benim öldürdüğüme ilişkin söylentiler tam anlamıyla Köroğlu efsanesi” ifadelerini kullandı.

Ersever cinayeti, 1990’ların en tartışmalı olaylarından biri olarak hâlâ aydınlatılamamış durumda. Yeşil kod adlı kişinin bu konudaki sözleri, çok sayıda soru işaretini yeniden hatırlatmış oldu.

Öcalan suikastı iddiası: “İhanete uğradık, plan bozuldu”

En çarpıcı bölüm ise Abdullah Öcalan’a yönelik suikast planına dair anlatımlar oldu. Arayan kişi, o dönem Şam’da Öcalan’ın kaldığı eve bombalı araçla saldırı düzenleyecek bir ekipte yer aldığını öne sürdü.

Anlatımına göre ekipte kendisiyle birlikte bir kadın, iki üsteğmen, Bursa Özel Tip Cezaevi’nden getirilen bir kişi ve başka bir ekip arkadaşı vardı. “Aslında Öcalan’ı ortadan kaldırmamız mümkündü ama ihanete uğradık” diyen kişi, Suriyeli aracının planlanan noktaya yaklaşmayıp aracı uzağa park etmesiyle operasyonun bozulduğunu iddia etti.

“Konya’da yakalandım, emirle serbest bırakıldım”

Öztürk’ün aktardığına göre arayan kişi bir dönem görünümünü değiştirdikten sonra Türkiye’ye geldiğini, Konya’da yakalandığını söyledi. Ancak kısa süre sonra “kendilerine verilen emir üzerine” serbest bırakıldığını öne sürdü. Bu emri kimin verdiği sorulduğunda ise isim paylaşmadı.

Aynı kişi, eski MİT Müsteşarı ve Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman’dan destek gördüğünü iddia etti; Abdullah Çatlı ile arasının kötü olduğu yönündeki söylemleri ise reddetti.

“Hizbullah o dönemde devlet tarafından kullanıldı” iddiası

Görüşmenin finalinde PKK ile mücadeleye dair dikkat çeken bir değerlendirme yer aldı. Arayan kişi, 1990’larda özellikle bazı ilçelerde Hizbullah örgütünün devlet tarafından desteklenip PKK’ya karşı kullanıldığını savundu ve “Hizbullah’ın o dönemde kurulması başarıydı, PKK’ya çok büyük zayiat verdirdi” ifadelerini kullandı.

Öztürk’ün köşesinde aktardığı bu telefon görüşmesi, 1990’ların karanlık sayfalarına dair tartışmaları yeniden alevlendirmiş durumda. Gerçekten Mahmut Yıldırım olup olmadığı henüz doğrulanamayan bu ses, Türkiye siyasi tarihinin en tartışmalı figürlerinden biri hakkında yeni bir tartışma dalgası yaratacağa benziyor.