Kamuoyunda “sahte diploma çetesi” olarak bilinen organize yapıya yönelik yürütülen soruşturmada dikkat çeken yeni detaylar ortaya çıktı. Türkiye genelinde sahte diplomalar, e-imzalar ve resmi belgeler üzerinden sistemli dolandırıcılık yaptığı belirlenen yapının merkezinde Ankara Ulus’taki Tuzem Akademi isimli özel eğitim kurumu yer alıyor.
Sözcü gazetesinin ulaştığı bilgilere göre, soruşturmanın kilit isimlerinden biri olan ve örgüt lideri Ziya Kadiroğlu’nun elemanı olarak ifade veren Mıhyeddin Yakışır, savcılıktaki itiraflarında Tuzem Akademi’nin çetenin operasyon merkezi olarak kullanıldığını söyledi. Yakışır, burayı “çok lüks şekilde döşenmiş, sunucu odalarından toplantı salonlarına kadar her şeyin planlandığı bir konak” olarak tanımladı. Söz konusu yapı, yalnızca sahte diploma üretimiyle sınırlı kalmamış, kamu sistemlerine erişim için altyapı da hazırlamış.
Sahte belgeler, e-imzalar ve yazılım destekli iz silme faaliyetleri
Çeteye dair yürütülen teknik ve fiziki takiplerin ardından tutuklananlar arasında Tuzem Akademi’nin sahibi Zeynep Karacan da yer aldı. Karacan, ifadesinde örgütle olan bağlantıyı doğruladı ve yazılım sorumlusu olarak tanımlanan Gökay Celal Gülen’in, iş yerine kendi bilgisayar ve yazıcılarını getirerek akademinin alt katında özel bir yazılım odası kurduğunu açıkladı.
Bu bölümde yalnızca sahte belgelerin değil, dijital ortamda iz bırakmadan işlem yapma amacıyla özel yazılımların kullanıldığı belirlendi. Soruşturma dosyasına giren teknik analizlerde, kamuya ait sistemlere yapılan erişimlerin, bu merkezden organize edildiği saptandı. Yazılım uzmanı gibi gösterilen kişiler, aslında kayıt silme, veri kopyalama ve belge sahteciliğinde uzmanlaşmış siber suçlular çıktı.
Skandalın merkezindeki isim: Mıhyeddin Yakışır
Soruşturmada en çok dikkat çeken isimlerden biri ise kuşkusuz 29 yaşındaki Mıhyeddin Yakışır oldu. Gazeteciler Timur Soykan ve Murat Ağırel’in canlı yayında paylaştığı bilgilere göre, Yakışır aslen ortaokul mezunu ve Adana'da torbacılık yaparken uyuşturucu bağımlısı bir profil olarak biliniyor.
Ancak gerçek kimliğini gizleyerek farklı sahte kimlikler kullanan Yakışır, kamu kurumlarına sızmayı başardı. Elinde Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı'nda görevli bir başkomisere ait e-imza bulunuyordu. Bu e-imzayla kamu sistemlerine erişim sağlayarak çok sayıda yasa dışı işlem yaptığı ortaya çıktı. Ayrıca Yakışır’ın elinde YÖK, MEB, Ege Üniversitesi ve Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürlüğü gibi kurumlardan üst düzey yetkililerin de sahte e-imzaları olduğu belirlendi.
Ortaokul mezunundan kamu sistemlerine sızma operasyonu
İtiraflara göre, Mıhyeddin Yakışır sahte lise diploması alarak kendisini lise mezunu gibi gösterdi ve bu sayede e-imza süreçlerini başlattı. Ardından devlet kurumlarına ait sistemlere girerek bazı işlemleri sanki o kurumlardaki yetkililer yapmış gibi gösterdi. Başkomisere ait e-imza ile yapılan bu işlemler, sistem kayıtlarında resmi olarak geçerli sayıldı.
Yetkililer, bu durumun sadece bireysel değil, kurumsal güvenlik açığı anlamına geldiğini belirtiyor. Özellikle e-imza süreçlerinin denetimsiz şekilde organize edilmesi, bu tür suç örgütlerinin kamu sistemlerini manipüle etmesine zemin hazırlıyor.
Çete ağı çözüldü, kamu kurumları alarma geçti
İçişleri Bakanlığı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyonda şu ana kadar 197 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 37’si tutuklandı, 150 kişiye adli kontrol uygulandı. Genişleyen soruşturma kapsamında yeni tutuklamaların da beklendiği bildirildi. Operasyonla birlikte çok sayıda sahte diploma, sahte kimlik, sahte ehliyet, e-imza cihazı ve dijital materyal ele geçirildi.
Adalet Bakanlığı, e-imza sistemlerinin yeniden yapılandırılması için ilgili kurumlara uyarı gönderdi. Ayrıca kamu kurumlarına, personel kimlik bilgilerinin sahte yollarla kullanılmasına karşı daha sıkı dijital güvenlik önlemleri alınması talimatı verildi.