Hadislerin sıhhatine ilişkin tartışmaları merkeze alan eser, hem akademik çevrelerde hem de geniş okur kitlesinde sıkça gündeme gelen “bir hadisin sahih olup olmadığı nasıl belirlenir?” sorusuna odaklanıyor.
Kitapta, hadislerin değerlendirilmesinin tarih boyunca belirli ilmi usuller ve kriterler çerçevesinde yapıldığı, hiçbir âlimin keyfî ya da kuralsız bir yaklaşım içinde olmadığı vurgulanıyor. Hadislerin sahihlik durumuna ilişkin hükümlerin, her âlimin kendi ilmî birikimi ve metodolojisi doğrultusunda ortaya çıktığı ifade ediliyor.
Eserde ayrıca, günümüzde bazı kişilerin yeterli usul bilgisine sahip olmadan hadisler hakkında kesin yargılara ulaştığı eleştirisine yer veriliyor. Sağlıklı değerlendirme yapılabilmesi için hadis usulü ve ilmî metodolojinin bilinmesinin zorunlu olduğu, aksi hâlde yapılan yorumların eksik kalacağı belirtiliyor.
Kitapta, hadislerin “sahih” veya “zayıf” olarak değerlendirilmesinin çoğu zaman kesin bir mutlaklıktan ziyade güçlü bir kanaate dayandığı ve bu nedenle âlimler arasında farklı görüşlerin ortaya çıkabildiği ifade ediliyor. Aynı ilmî geleneğe mensup âlimlerin dahi farklı sonuçlara ulaşabilmesi, insanî yorum ve metodolojik çeşitlilikle açıklanıyor.
Yazar bu durumu, hukukta içtihat farklılıkları, tıpta farklı teşhis ve tedavi yaklaşımları ile mühendislikteki bilimsel değerlendirme farklılıklarına benzeterek örneklendiriyor. Buna göre hadis değerlendirmelerinde görülen ihtilaflar da benzer bir ilmî çerçevede değerlendiriliyor.
“Adını sen koy!” ifadesiyle dikkat çeken eser, hadislerin sıhhatine dair hükümlerin tek bir kalıba indirgenemeyeceğini, bu alanın büyük ölçüde yöntem ve değerlendirme farklılıklarına açık olduğunu savunuyor.