Sabır…?

Abone Ol
Sizce nedir sabır dediğimiz şey? Zor şeylere göğüs gerdiğimiz zamanlar mı? Ya da hedefimizde ki hayale ulaşmaya çalışırken atladığımız basamaklar? Küçük bir çocuğun ciyak ciyak bağırmasına rağmen şefkatle bakabilmek mi sabır? Yokuş yukarı yürürken ciğerlerinizin daralmasına rağmen devam etmeye çalışmak mı? Sevdiğiniz adamın tüm kırıcı hareketlerine rağmen gözünüzü kapatıp gülümsemek mi sabır?
Bu örnekler çoğaltılabilir. Hayatın içinde binlerce ana buna da şükür deyip devam ettiğimiz oluyor. Sessiz kaldığımız, konuşmak istemediğimiz ve bazen de konuşamadığımız…
Sabır gösterdiğimiz tüm anları topladığınızda ne kadar mutlu oldunuz? Gerçekten düşündünüz mü bunu? Kaç sabrın sonunda içten gülümseyebildiniz? Diğer türlüsü gelmedi mi aklınıza hiç? Böyle olsaydı ne olurdu diye hiç mi merak etmediniz?
Hayatınızı karşınıza oturtup sorguya çekme vakti geldi bence. Aldanmayın o mükemmel görünen gülümsemesine. Tok ve güven veren uğultulu sesinin cevapları yutmasına izin vermeyin. Sorular sorun ona. Ben sana hep sabrettim bana ne verdin deyin. Kendinizden verdiğiniz ödünlerin hesabını sorun.
Ben yapamadım… Bu kadar gençken kaçırdığım fırsatların sabretmenin arkasına sığınmasını izledim. Kulaklığımı takıp Nilüfer dinledim ağlayarak, Ville Valo dinledim koşarak. Belli ritimlere takılıp hayatımda sabrettiğim şeyleri sorguya çekmedim. Çünkü korktum. Alacağım cevaplardan ve boşa sabretmiş olmaktan korktum. Aykırı olmaktan korktum. Bana ne haddine dediklerinde, ne yaparım ben diye sindim.
Sabredin. Sabır nefsin tedavi sürecindeki ilacıdır. Ama karakterinizden parçalar alıp götürür. Kim bilir; belki sessizleşeceksiniz. Eskisi gibi kahkahalar atamayacaksınız. Ruh haliniz dengesizleşecek belki. Her şeyin fazlası zarar. Tüm sizi inciten olaylar biriktiğinde ve siz başa çıkamayacak hale geldiğinizde hiçbir şeyin geri dönüşü olmayacak. Kalp kırmayın derler hep büyüklerimiz.
Sabır ederken sizin kalbiniz hiç çatlamadı mı?
İyi bayramlar…