Rusya'nın doğusundaki Kamçatka Yarımadası'nda meydana gelen 8.8 büyüklüğündeki deprem, Pasifik çevresinde tsunami alarmına neden oldu. ABD, Japonya ve Rusya'nın bazı kıyı bölgelerinde tahliyeler başlatılırken, sarsıntının etkisi küresel ölçekte değerlendiriliyor. Uzmanlar, Türkiye'nin bu depremden doğrudan etkilenmeyeceğini ancak bazı kırılmaya hazır fayların tetiklenebileceğini belirtiyor.
Depremin merkez üssünün Petropavlovsk-Kamçatskiy kentinin 119 kilometre güneydoğusu olduğu, derinliğinin ise 20 kilometre olarak ölçüldüğü bildirildi. Ardından 6.9 ve 6.3 büyüklüğünde artçı depremler meydana geldi. Şiddetli sarsıntının ardından Rusya Acil Durumlar Bakanlığı, Severo-Kurilsk kentinin bazı bölgelerinin tsunami nedeniyle sular altında kaldığını açıkladı. Can kaybına dair henüz resmi bir bilgi paylaşılmadı.
Pasifik Kıyılarında Tsunami Alarmı ve Tahliyeler
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamayla Hawaii'de tsunami uyarısının yürürlüğe girdiğini duyurdu. Ayrıca Alaska ve Pasifik kıyılarında da "Tsunami İzleme" moduna geçildi. Japonya ise Hokkaido Adası'ndan Wakayama'ya kadar olan kıyı bölgeleri için 3 metreye kadar tsunami dalgalarının görülebileceği uyarısında bulundu.
Japon yetkililer, halktan kıyı bölgelerini acil olarak boşaltmalarını istedi. İlk dalgaların 50 santimetreye kadar ulaştığı İşinomaki Limanı, Tokaçi ve Erimo'da durum yakından izleniyor. Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, tsunami dalgalarının zamanla büyüyebileceğini ve ikinci, üçüncü dalgaların daha yıkıcı olabileceğini ifade etti.
Uzmanlar: Türkiye Üzerindeki Faylar Bu Sarsıntıdan Etkilenmez
Deprem Türkiye'de endişe yaratsa da uzmanlar, ülkemizin bu sarsıntıdan doğrudan etkilenmeyeceğini söylüyor. Prof. Dr. Süleyman Pampal, Kamçatka depreminin farklı bir sismik kuşakta meydana geldiğini belirterek Akdeniz çanağının bu olaydan etkilenmesinin mümkün olmadığını vurguladı. Pampal, bu büyüklükteki depremlerin bazı bölgelerdeki hassas fayları tetikleyebileceğini ancak Türkiye’nin bu gruba dahil olmadığını ifade etti.
Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Şükrü Ersoy ise bu büyüklükteki bir depremin Türkiye'de görülmeyeceğini, ancak Kamçatka bölgesinin bu tür sarsıntılara jeolojik olarak alışık olduğunu söyledi. Ersoy, ana şokun ardından haftalar hatta aylar sürebilecek çok sayıda ve büyük artçı depremlerin yaşanabileceğini belirtti.
Şiddetiyle Tarihe Geçti: 6 Şubat Depreminden 45 Kat Güçlü
Prof. Dr. Şerif Barış, Kamçatka depreminin enerji büyüklüğüne dikkat çekerek sarsıntının, 6 Şubat 2023’te Türkiye’de yaşanan Kahramanmaraş depreminin yaklaşık 45 katı, 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin ise 145 katı kadar enerji açığa çıkardığını belirtti. Deprem enerjisinin büyüklüğüne dikkat çeken Barış, bu sarsıntının oluşturduğu sismik dalgaların dünyanın çevresini 4 ila 5 kez turlayabileceğini söyledi.
Barış, özellikle tsunami riskinin düşey yönlü kırılmayla daha da arttığını vurgulayarak, ABD ve Japonya’da anında uyarıların verilmesini bu nedenle son derece doğru bir adım olarak değerlendirdi. Türkiye’de ise depreme karşı hâlâ önleyici hazırlıkların yeterli olmadığını, bu tür olaylardan ders çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Pasifik Ateş Çemberi Yeniden Harekette
Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Okan Tüysüz, depremin meydana geldiği bölgenin Pasifik Ateş Çemberi üzerinde yer aldığını ve bu kuşakta ortalama yılda bir kez 8'in üzerinde deprem görüldüğünü söyledi. Son yıllarda bu büyüklükte bir depremin yaşanmadığını hatırlatan Tüysüz, sismik döngü açısından beklenen bir sarsıntı olduğunu vurguladı.
Tüysüz, okyanus tabanının 20 kilometre derinliğinde meydana gelen kırılmanın tsunami için gerekli tüm koşulları sağladığını belirtti. Aynı zamanda, yaşanacak artçıların uzun süre devam edebileceği ve bazı artçıların bile yıkıcı olabileceği uyarısında bulundu.
Depremlerle Yaşamayı Öğrenmek Zorundayız
Uzmanların ortak görüşü, büyük depremlerden sonra ortaya çıkan paniğin yerine hazırlığın koyulması gerektiği yönünde. Prof. Dr. Şerif Barış, toplumun depremle birlikte yaşamayı öğrenmesi gerektiğini vurguladı. Her büyük depremin ardından başlayan kısa süreli farkındalık dönemlerinin kalıcı hale getirilmesi gerektiğini belirten Barış, yapı stoklarının gözden geçirilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.
Depremin Türkiye’ye uzak olması, riski ortadan kaldırmıyor. Bilim insanları, her yeni büyük sarsıntının aslında Türkiye’nin de içinde bulunduğu aktif fay sistemleriyle yaşama zorunluluğunu bir kez daha hatırlattığını belirtiyor. Bu nedenle yalnızca felaketler sonrası değil, öncesinde alınacak önlemlerin toplumun güvenliğini belirleyeceği sıkça vurgulanıyor.