Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum

Çorum Haber

Çorum Haberleri

Çorum Belediyesi

Çorum Valiliği

Çorumspor

Çorum Gazetesi

Çorum Gazeteleri

Ahmet Ahlatcı

Çorumhaber

Corum

corumhaber

Çorumhaber

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Haberleri oku

Sungurlu

Alaca

Osmancık

Sungurlu

İskilip

Kargı

Habercim19

habercim19.com

corumhaber.net

corumhakimiyet.net

çorum time

corum time

çorum valilik

Çorum Belediye

Çorum Belediyespor

Yeni Çorumspor

Çorum Yerel

ÇorumYerel Ekonomi

Çorum Ahmet Ahlatcı

Ahmet Ahlatcı

Çorum Ak Parti

Çorum CHP

Çorum İyi Parti

Çorum MHP

Çorum Gelecek Partisi

Çorum DEVA

Çorum Saadet Partisi

Ahmet Sami Ceylan

Cahit Bağcı

Agah Kafkas

Salim Uslu

Tufan Köse

Oğuzhan Kaya

Kenan Nohut

Ali Haydar Tanrıverdi

Hacı Odabaş

Yusuf Ahlatcı

Mustafa Tahtasız

Çorumluyuz

Çorumlu Amir

Çorumlu

Çorumda

Çorumdan

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Yayla Haber

Çorum Yayla Haber

Çorum Haber

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Yerel

Çorum Yerel Gazete

Çorum
Corum
Çorumhaber
Corumhaber
çorum gazetesi
çorum gazeteleri
çorum haberleri oku

09.05.2019, 19:17 2309

Ruhun Secde Makamı

Evet, hayat hiç ara vermeden devam ediyor ve zaman belirlenmiş bir ecele doğru hızlı bir şekilde akıyor. Bu akış içinde bizi bir kez daha rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı, 11 aylık dünya telaşına verilen bir ara olarak okuduğum ve bu okumaya istinaden içsel yolculukla yavaşlayıp daha çok içime döndüğüm; paylaşılacak bir şeyim yoksa gülümsememi, selamımı, gözyaşımı ve belki de en çok duamı paylaştığım; aklımı tamire, nefsimi mahkumiyete,gönlümü ibrete ve sahipliğimi şahitliğe döndürmeye çalıştığım; taklitten tahkike geçişin gerçekleştiği, Rahman'ın bir öksüz ve yetimin tertemiz vicdanından dünya ehline SON kez haykırmak adına insanlığa bir uyarıcı olarak gönderdiği Kur'an ayına kavuşturana tüm zerrelerimizle hamd olsun.

Bu kutlu ay, aynı zamanda yaşadığımız şizofreninin, yörüngemizi yitirmemizin, esen dünyevi rüzgârların önünde sürüklenmemizin, çürümüşlüğümüzün, zihni çölleşmemizin ürpertici göstergelerine dur diyen bir zaman dilimi aynı zamanda.

Hayata ve insana kucak açan, bütünleştirici ve herkesi kardeş kılıcı, ortaklaşa yaşanan; herkesle paylaşıldığı için insanın insandan kaçışı değil, insanın insana, hayata ve hakikate koşuşu olan ve farkındalığını yakalayan nasiplilere bir aylık ruh şöleni yaşatan bu zaman dilimi; kendine doğru sefere çıkma, içine yönelme, kendine çeki düzen verme, kendini hatırlama, kendine ulaşma ve hakikati bulma kaygısı taşıyanlar için müthiş bir fırsat.

Onbir aylık zaman diliminde hayatın akışına kapılarak ordan oraya sürüklendiğimiz; kendimizi, gönderiliş amacımızı ve bu amacın sunduğu hakikati, bu hakikat ile birlikte de Yaratıcımızı unuttuğumuz anlara nazaran bu mevsim; bir duraklama, içine hicret etme, durulma, yapıp ettiklerinin muhasebesini yapma mevsimi.

Kimbilir, belki de itikaf bu yüzden emrolunmuştur.

Çünkü bu kutlu zaman diliminde İslâm'ın Müslümanlardan talep ettiği bütün ilkeler hayat buluyor.  İnsandan talep edilen bütün emirler, ilkeler, tasavvurlar, tahayyüller eş zamanlı olarak harekete ve hayata geçiriliyor.

Yani biz, oruç tutmakla sadece aç kalmış olmuyor; orucun bizi tutup kaldırmasına, başka ama buram buram huzur kokan bir düzleme taşımasına da tanıklık etmiş oluyoruz.

Ama bu tanıklık içinde de İslâm'ın Mekke sürecinde hayat buluşu, Medine sürecinde hayat oluşunun ve medeniyet sürecine ulaşarak herkese, bütün varlığa ve tabiata hayat sunuşunun gerçeğe dönüştüğü; şiarın şuura, şuurun varoluş, varediş ve farkediş tecrübelerini aynı ânda yaşadığımız; barışı, huzuru, keşfi, fethi, dayanışmayı, kardeşliği ve eşyanın bütün hâllerini idrak ve bu hallere iştirak edebildiğimiz; insanın kendisini ve vicdanını bir kez daha keşfedip yeniden fethettiği tek mevsim olan bu zaman diliminden almamız gerekenler var.

Ancak başkasına ruh üfleyecek keyfiyeti kaybedip, kendisini diriltecek mânâyı aramaya mecali kalmayan, tebliğ yapacağız hevesiyle sırtında bilgiden kovalar, başından aşağı din boca edeceği kurbanlar arayan, o kanal senin bu kanal benim dolaşanlardan almayacağız bu almamız gerekenleri. İndirildiği aya yeniden eriştiğimiz Kitab-ül Mübin’in tam 75 ayette emrettiği aklımızı kullanıp “Oruç” kavramının şuuruna vararak; aracısız, bizzat kendimiz çıkacağız bu asude mevsimin meyvelerini toplamaya.

Peki bu nasıl olacak?

Bu soruya cevap bulabilmek için “Kitab’ül Mübin’in indirildiği bu kutlu mevsimin tümüyle “açlık günleri” ilan edilmesinin amacı ne olabilir veya “Oruç, sizden öncekilere de farz kılındı” ayeti nasıl bir bilincin ifadesidir?” diye sorarak oturalım tefekkür soframıza.

Öyle ya, bir taraftan bizim aç kalmamızı isteyerek doyurulması gerekenler ile “Allah’ın yüzü(vechillah)” arasında kurulan bir ilişki var ( İnsan Süresi,9.ayet) ama öte taraftan da “Sizden beni doyurmanızı istemiyorum, sizden rızık da istemiyorum”(Zariyat Süresi,57.ayet) diyen bir ayet var.

İKİ ÖNEMLİ BASAMAK

Bu teolojiyi doğru okuyabilmek için sanırım “savm” denilen oruç ibadetinin ilkin “ihsan” boyutuna bakmamız gerekiyor ki, bu kavramın marifetine ulaştıktan sonra bu teolojiye vakıf olabilelim.

Az evvel oruç ibadetinin İslâm'ın Müslümanlardan talep ettiği bütün ilkeleri barındırdığını ifade etmiştim. Evet, namaz, zekât, hac gibi ibadetlerde yapmakta olduğumuz işe ara veriyor, o ibadet için ayrıca bir zaman ayırıyoruz. Oruçta ise hali hazırda zaten ibadet halindeyken ekstra bir zaman dilimi ayırmadan diğer işlerimizle de meşgul olmaya devam ediyoruz. Yani namaz,hacc ve zekat gibi diğer ibadetlerde zamanın içine kulluk serpiştirirken, oruçta kulluğun rengine boyanıyoruz.

Neden?

Çünkü, herhangi bir oruçlu, kendisini hiç kimsenin görmediği bir yerde tek görenin Allah olduğunun bilinci içinde bir şeyler yiyip içebilecekken, değil böylesi bir şeye yeltenmek bunu aklından bile geçirmez.

Konuyu pekiştirmek amaçlı bir yaşanmışlığı örnek verelim;

Üsküdarlı Aziz Mahmud Hüdaî Hazretleri, üstadı Üftade (k.s.) Hazretlerinin hizmetinde daha ilk yıllarında talebe iken birçok talebe arkadaşlarının arasında, üstadının yanında ayrı bir yeri vardı. Üftade Hazretleri, müridleri arasında en çok onunla ilgilenir, birçok iltifatlar eder ve onun yetişmesine ayrı bir ihtimam gösterirdi. Üstadın o talebesi ile fazla meşgul olmasını etraftan hissedenler ve birçok talebesi çekemezler ve itirazlar kulaktan kulağa yayılır:

“Biz de talebeyiz, onun bizden ne farkı var?”

Talebelerin ve bazı müridlerin bu halini sezen Hazreti Üftade, onları imtihan etmek ister. Hepsini huzuruna çağırarak ellerine birer bıçak ve birer de tavuk verip:

“Bunu, gidip kimsenin görmediği bir yerde kesip geleceksiniz. Tek şartım, keserken kimsenin sizi görmemesi ve yalnız olmanızdır. Kim daha çabuk gelirse, benim en çok takdirimi o talebem kazanmış olur” buyurur.

Bıçakla tavuğu alan talebeler sür'atle etrafa yayılıp; kendilerine göre gizli birer yer bularak verilen tavuğu kesip getirirler. Fakat hakkında dedikodu yaptıkları ve «O’nun bizden ne farkı var» dedikleri talebe epey bir zaman geçmiş olmasına rağmen ortalarda görünmez.

Epey bir zaman sonra elinde canlı tavuk olduğu halde kesmeden çıkıp gelince tavuğu kesip gelenler ona gülmeye başlarlar;

“Şuna bak bir tavuğu kesmeyi becerememiş”

Hz. Üftade sorar;

“Herkes kesip geldiği halde, sen nerede kaldın? Epeydir seni bekliyoruz evladım?”

O zaman daha talebelik yıllarını yaşayan ancak daha sonra büyük bir mürşid olacak olan Aziz Mahmud Hüdaî Hazretleri şöyle cevap verir:

“Hocam, sizi beklettiğim için özür dilerim. Lâkin ben, nereye gitti isem beni kimsenin göremeyeceği bir yer bulamadım. En kapalı bir yer dahi bulsam iyi biliyordum ki Allah (C.C.) beni mutlaka görüyordu ve böylece ordan oraya koştum. Bu yüzden de sizin emrinizi yerine getiremeden geldim, affedin beni” der.

Tabii bu hâdiseden sonra diğer talebeler, hocasının neden en çok onu sevdiğini ve onunla daha fazla niçin alâkadar olduğunun idraki içinde; başlarını önlerine eğip hata ettiklerini anlarlar.

İşte benim sözünü ettiğim tüm ibadetlerin toplamını veren bu idrak, oruçlunun kalbinde kıvam tutmuş bir hakikat olmaktan ziyade orucun ruhuna saklanmış ihsan anahtarıdır. Yani sen Allah’ı göremesen de O’nun seni hep gördüğünü bilerek ibadet etmen.

Bütün ibadetlerde bizden istenen asıl kıvam da bu olduğu için; oruç ve dolayısıyla Ramazan şuuru talep edilen tüm ilkelerin anahtarı olan “ihsan” kilidini uzatıyor avuçlarımıza.

Namazını hakkını vermek hususunda savsaklayabilen, zekâtını vermekte zayıflık gösterebilen, haccının vakti geldiği ve imkanı yettiği halde erteleyebilen hatta hakkını zâyi edebilen herhangi bir inanan dahi söz konusu oruç olunca 'Allah beni görüyor' şuurunu ibadeti boyunca muhafaza edebiliyorsa; bu oruçlunun imanındaki şuurdan çok, oruç ibadetinin sinesinde saklı ihsandan haber veriyor bize.

Hayatın akışı içinde diğer tüm ibadetlerimizin içinde parça parça kendisinden bir iz aradığımız ve zaman zaman gözü yaşlı secdelerde bulabildik zannıyla teselli olduğumuz ihsan, oruçla birlikte karşımıza çıkıyor efsunlu gömleğini huzura boyayarak.

İhsanın anahtarı elde edilince de kulluk şuuru başlayıp “rıza” makamına adım atılıyor. Bu yüzden de Ramazanlık müslümanlarımızın orucu bayramla biterken, oruçla ihsan anahtarına sahip olanlar “rıza” kapısına uzanarak kulluk kavramının şuurunu yakalıyor.

Bu şuurla söylenen her şeyi duyanın Onu görüp işittiği şuuru içinde dil yalandan, kem sözden ve gıybetten; göz haram nazardan; kulak yasaklanan kelamdan, ayak razı olunmayan mekandan uzaklaşıyor.  

“İhsan” anahtarını avucuna alıp “rıza” kapısından içeri giren biri için ise ikinci basamak olan ve az evvel değindiğim “doyurulması gerekenlere” atıf yapan İnsan Süresi 9.ayet ile “Sizden beni doyurmanızı istemiyorum” diyen Zariyat Süresi’nin 57. Ayetine “marifet” gözü ile bakma ödevi başlıyor.

Nedir peki bu ödev?

İşte kanımca hepimizin sınıfta kaldığı nokta burası. Zira Ramazanlık da olsa büyük bir çoğunluğumuz “ihsan” anahtarına uzanıyor, “rıza” kapısının eşiğine geliyor ama bu kapıdan içeri giremiyor.

Kimbilir belki de bu yüzden bugün Ramazanlar bir “festival” havası eşliğinde, zenginlerin davet ve şatafat gösterisi haline geldi artık. Belki de bu yüzden sahurlar ruhunu yitirdi, Ramazan ayı gelince “din pazarı” açılmaya başlandı. Zira tüm ömürden geçtim, yıllık zaman dilimi içinde bir aylık da olsa “ihsan” anahtarına sahip olmamıza rağmen orucu sırf Allah’ın bizim aç kalmamız istediği ve bundan “hoşnut” olduğu algısı içinde tutuyor; oruç ibadetinin özünde nefsin tezkiyesiyle birlikte asıl gayenin açın, yoksulun, düşkünün, yolda kalmışın, düşmüşün, yetimin, garibin halinden anlayarak “yeryüzünden açlığı yok etmek”, “eşitliği sağlamak” olduğunu atlıyoruz. Zira biz otuz gün aç kaldığımız, açlığın ne demek olduğunu idrak ettiğimiz halde sokaklarımız hala aç ve düşkün insanlarla dolu.

Evet, yenilenmiş bir şuurla ikrar etmeliyiz ki bugün hakikate uzanmak konusunda işte bu yüzden öksüz ve yetim durumdayız. 

Zira önümüz ve arkamız gaflet setleriyle kapanmış gibi.

Önümüzü göremiyoruz; çünkü önümüze çekilen gaflet perdesi geleceği görüp kendimize çeki düzen vermemizi engelliyor. Bu yüzden de o muhteşem hesap gününü unutuyoruz.

Arkamızı göremiyoruz çünkü geçmişimize bakıp ders çıkaramıyoruz. Böylece de basiretimiz karardığı için ne kendi çağımızın göğsünden süt emerken olan bitenden hakkıyle haberdar olabiliyor, ne de geçmişin hatalarından kurtulabiliyoruz.

Tüm bunlar da aslında yana yakıla dile getirdiğimiz “ümmet” kavramının “insanlığın annelik makamı” olduğu gerçeğinin üstünü örtüyor. Kimbilir belki de bu makamın farkındalığını yitirdiğimiz için imanımız aslanlar gibi yuvasını beklemek yerine kuş misali konup göçüyor. 

Sebeplerini bir başka yazıda inşaAllah diyerek taze bir heyecanla ve kanatlandırıcı bir neşeyle zamanı durdurma, bütün ayrıcalıkları ortadan kaldırarak bütünleşme, hâlleşme, helâlleşme, rahmetleşme, kardeş olma ve coşma zemini; arınma ve toparlanma iklimi; yenilenerek doğrulma ve yeniden doğma mevsimi; zihni, kirlerden temizleme; insanı, özüne döndürme, kendine getirme; özetle, taze bir ruhla donanma seferi olan, kardeşlik şarkısını besteleyen, merhamet nidasını fısıldayan bu kutlu zaman diliminde ellerimizi semaya kaldırıp kalbimizle dua dua yalvarıp semaya kanatlanalım;

"Ya Rabbi! Müslümanların, kendi hata ve sorumsuzluklarından dolayı, onlardan aldığın izzet ve şerefi onlara geri bağışla..! Allah'ım! Müslümanlara şuur, bilinç, birlik, islam adına bir ruh ve vahdet bağışla..! İlahi! İslam egemenliği ve saltanatını, maslahatçı iradelerin ellerinden kurtar ve koru, o'nu bütün dünyaya hâkim kıl..”

Müebbet Muhabbetle…

Yorumlar (0)

20°
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 09 Temmuz 2020
İmsak 03:16
Güneş 05:11
Öğle 12:50
İkindi 16:48
Akşam 20:20
Yatsı 22:06
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 31 66
2. Trabzonspor 30 61
3. Sivasspor 30 54
4. Galatasaray 30 52
5. Fenerbahçe 31 50
6. Beşiktaş 30 50
7. Alanyaspor 30 48
8. Göztepe 30 38
9. Gaziantep FK 30 38
10. Antalyaspor 30 37
11. Kasımpaşa 30 36
12. Gençlerbirliği 31 33
13. Denizlispor 31 32
14. Kayserispor 30 31
15. Konyaspor 30 30
16. Malatyaspor 30 29
17. Çaykur Rizespor 30 29
18. Ankaragücü 30 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 33 89
2. Man City 33 66
3. Chelsea 34 60
4. Leicester City 34 59
5. M. United 33 55
6. Wolverhampton 33 52
7. Arsenal 34 50
8. Tottenham 33 48
9. Sheffield United 33 48
10. Burnley 33 46
11. Everton 33 44
12. Newcastle 33 43
13. Southampton 33 43
14. Crystal Palace 34 42
15. Brighton 33 36
16. West Ham 33 31
17. Watford 34 31
18. Aston Villa 33 27
19. Bournemouth 33 27
20. Norwich City 34 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 34 73
3. Atletico Madrid 35 63
4. Sevilla 34 60
5. Villarreal 34 54
6. Getafe 34 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Valencia 35 50
9. Athletic Bilbao 34 48
10. Granada 34 47
11. Osasuna 34 45
12. Levante 34 43
13. Real Valladolid 35 39
14. Real Betis 34 38
15. Celta de Vigo 35 36
16. Deportivo Alaves 34 35
17. Eibar 34 35
18. Mallorca 34 29
19. Leganés 34 28
20. Espanyol 34 24
banner2034
Arşiv

Gelişmelerden Haberdar Olun

@
Bumerang - Yazarkafe