Ekonomi

Rekor kıran artış açıklandı: Küresel gıda fiyatları 2022'den bu yana en yüksekte!

FAO’nun Ağustos 2026 verileri küresel gıda piyasasında yeni bir eşiğe işaret etti. Tahıl, şeker ve süt ürünlerindeki yükseliş dikkat çekti.

Abone Ol

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel gıda fiyatlarının Ağustos 2026’da aylık bazda yüzde 1,9 yükselerek 2022 sonundan bu yana en yüksek seviyeye çıktığını açıkladı. FAO Gıda Fiyat Endeksi’ndeki yıllık artış yüzde 2,5 olurken, yükselişte tahıllar, şeker ve süt ürünlerindeki fiyat artışları etkili oldu.

Küresel piyasalarda olumsuz hava koşulları, Karadeniz ve Körfez bölgesindeki jeopolitik gerilimler ile üretim ve ticaret zincirindeki aksaklıklar temel gıda ürünlerinin arzına ilişkin endişeleri artırıyor. FAO verileri, küresel gıda piyasalarında fiyat baskısının ağustos ayında da sürdüğünü ortaya koydu.

Gıda fiyatları bir ayda yüzde 1,9 yükseldi

FAO tarafından dünya genelinde ticareti yapılan temel gıda ürünlerinin uluslararası fiyatlarındaki aylık değişimi izlemek amacıyla hazırlanan Gıda Fiyat Endeksi, ağustosta temmuz ayına göre yüzde 1,9 arttı. Endeks böylece 2022 yılının son döneminden bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.

Yıllık bazda bakıldığında ise küresel gıda fiyatlarındaki artış yüzde 2,5 olarak kaydedildi. Temmuz ayında da küresel gıda fiyatları üç yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine çıkmış, kötü hava koşulları ve savaşların arz üzerindeki etkisi fiyatları yukarı taşımıştı.

Şeker fiyatlarında yüzde 11,9’luk sıçrama

Ağustos ayında fiyat artışının en dikkat çekici olduğu ürün gruplarından biri şeker oldu. Küresel şeker fiyatları bir önceki aya göre yüzde 11,9 yükselerek gıda fiyatları endeksindeki artışa güçlü katkı sağladı.

Buğday fiyatlarında da yukarı yönlü hareket görüldü. Küresel buğday fiyatlarının ağustosta aylık bazda yüzde 2,6 yükselmesi, tahıl piyasalarındaki arz ve tedarik endişelerinin fiyatlara yansıdığını gösterdi.

Tahıl, şeker ve süt ürünleri yükselişe öncülük etti

FAO endeksindeki aylık yükselişte tahılların yanı sıra şeker ve süt ürünleri öne çıktı. Küresel üretim koşullarındaki belirsizliklerin yanı sıra taşıma ve ticaret güzergâhlarına ilişkin riskler, özellikle temel tarım ürünlerinde fiyat beklentilerini etkiliyor.

Üreticiler bir yandan yüksek girdi maliyetleriyle mücadele ederken diğer yandan hava koşullarının üretim üzerindeki etkisiyle karşı karşıya kalıyor. Arzda ortaya çıkabilecek kayıplar ve uluslararası ticarette yaşanan kesintiler de dünya gıda fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.

Karadeniz’deki gerilim tahıl piyasasını etkiliyor

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın yeniden şiddetlenmesine ilişkin gelişmeler, dünyanın önemli tahıl üretim ve ihracat bölgelerinden Karadeniz’de ticaretin geleceğine yönelik kaygıları artırıyor. Temmuz ortasından itibaren yükselen gerilim ve saldırı riskleri Ukrayna’nın tahıl ihracatında yeni aksaklıkların yaşanabileceği endişesini beraberinde getiriyor.

Karadeniz üzerinden gerçekleştirilen tahıl sevkiyatları küresel buğday, mısır ve diğer tarım ürünlerinin arzı açısından önem taşıyor. Bölgede ihracatı veya lojistik hatlarını etkileyebilecek gelişmeler bu nedenle uluslararası fiyatlara hızla yansıyabiliyor. Temmuz ayında da savaş kaynaklı arz endişeleri küresel gıda fiyatlarını yukarı taşıyan başlıca unsurlar arasında gösterilmişti.

Körfez’deki gelişmeler piyasa riskini artırıyor

ABD ile İran arasındaki müzakerelere yönelik beklentilerin zayıflaması da küresel gıda piyasaları açısından takip edilen jeopolitik riskler arasında bulunuyor. Körfez bölgesindeki gerilimin yükselmesi özellikle enerji ve taşımacılık maliyetleri üzerinden tarımsal ürün fiyatlarını etkileyebilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanabilecek yükseliş, gübre üretiminden tarımsal makinelerin kullanımına ve ürünlerin taşınmasına kadar birçok kalemde üretim maliyetlerini artırabiliyor. Bu nedenle enerji piyasalarındaki jeopolitik hareketlilik gıda fiyatları açısından da önem taşıyor.

Avrupa’daki düşük rekolte beklentisi arz rekabetini artırıyor

Avrupa’da tarımsal üretime ilişkin zayıf rekolte beklentileri de küresel piyasalardaki fiyat baskısını güçlendiren unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Üretimin beklentilerin altında kalması durumunda Avrupa ülkelerinin dışarıdan daha fazla tarım ürünü satın almak zorunda kalabileceği değerlendiriliyor.

İthalat talebindeki artışın küresel piyasalardaki mevcut arz için rekabeti artırabileceği ve özellikle tahıl fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşturabileceği belirtiliyor. Olumsuz hava koşullarının farklı üretici ülkelerde aynı dönemde etkili olması ise bu riski daha da artırıyor.

İklim koşulları gıda arzı için risk oluşturmaya devam ediyor

Dünya genelinde tarımsal üretimi etkileyen hava koşulları da fiyat görünümünde belirleyici olmaya devam ediyor. Kuraklık, yağış düzensizlikleri ve aşırı sıcaklıklar başta tahıl olmak üzere birçok üründe rekolte beklentilerini değiştirebiliyor.

Hindistan’da 2026 muson sezonundaki yağış eksikliği de pirinç, mısır, soya fasulyesi ve şeker kamışı gibi ürünler açısından yeni endişeler yaratıyor. Yağışların düşük kalmasının üretimi azaltması halinde ülkenin bazı tarım ürünlerindeki ithalat ihtiyacının yükselmesi ve bunun küresel piyasaları etkilemesi beklenebilir.

Türkiye’de gıda enflasyonu küresel artışın üzerinde

Küresel gıda fiyatlarında yıllık artış yüzde 2,5 düzeyinde gerçekleşirken, aynı dönemde Türkiye’de gıda fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 33,4 olarak kaydedildi. Böylece Türkiye’de tüketicinin karşılaştığı gıda enflasyonu ile uluslararası emtia fiyatlarındaki artış arasında belirgin bir fark oluştu.

Uluslararası gıda fiyatları, Türkiye’deki perakende fiyatların yalnızca bir bölümünü belirliyor. Döviz kuru, enerji ve nakliye giderleri, tarımsal girdi maliyetleri, işçilik, üretim miktarı ve iç piyasadaki arz-talep dengesi de tüketicinin ödediği nihai fiyat üzerinde etkili oluyor.

Küresel gıda piyasalarında riskler sürüyor

FAO’nun ağustos verileri, küresel gıda fiyatlarında son aylarda görülen yükseliş eğiliminin devam ettiğini ortaya koyuyor. Endeksin 2022 sonundan bu yana en yüksek düzeye ulaşması, özellikle temel gıda maddelerinde arz güvenliğinin yeniden küresel gündemin önemli başlıklarından biri haline geldiğini gösteriyor.

Önümüzdeki dönemde Karadeniz ve Körfez’deki jeopolitik gelişmeler, Avrupa ve Asya’daki hava koşulları ile büyük üretici ülkelerde açıklanacak rekolte tahminlerinin gıda fiyatlarının yönü üzerinde belirleyici olması bekleniyor.