Eğitim

ÖSYM'ye isyan büyüyor: 2 yılda 3 milyondan fazla genç sınavlara girmedi.

Son iki yıl içinde Türkiye'de YKS, KPSS gibi merkezi sınavlara başvuru yapan 3 milyondan fazla adayın, çeşitli nedenlerle sınavlara girmediği ortaya çıktı. Bu durumun ardında sınava hazırlanamama ve motivasyon kaybı gibi kişisel nedenlerin yanı sıra, adayların sınav binasına 15 dakika önceden gelmesini zorunlu kılan ÖSYM kuralı da etkili olmaktadır.

Abone Ol

Türkiye'de milyonlarca gencin ve adayın geleceğini şekillendiren merkezi sınavlarla ilgili çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı. Son iki yıl içinde YKS, KPSS, ALES gibi hayati sınavlara başvuru yaptığı halde çeşitli nedenlerle sınava girmeyen veya giremeyen adayların sayısı 3 milyonu aştı. Bu devasa rakam, eğitim ve kariyer planlamasında yaşanan ciddi sorunları ve motivasyon kayıplarını gözler önüne sererken, bir yandan da ÖSYM'nin taviz vermediği katı "15 dakika kuralı" tartışmaları yeniden alevlendi.

Türkiye gazetesinin haberine göre, her yıl milyonlarca adayın ter döktüğü bu sınavlarda, başvuranların önemli bir kısmının sınav salonlarına hiç ulaşamaması, sistemin sorgulanmasına neden oluyor. Bir yanda hayallerinden vazgeçen ya da hazırlığını yetersiz gören yüz binler, diğer yanda ise saniyelerle sınav kapısından dönen mağdurlar... Bu iki farklı dram, Türkiye'nin sınav gerçeğinin en acı yüzünü oluşturuyor.

Rakamlarla Sınav "Kayıpları": Sadece YKS'de Yüz Binlerce Aday

Sınavlara başvurduğu halde katılmayan adayların sayısındaki bu artış, özellikle YKS, ALES, KPSS, YDS ve DGS gibi milyonların katıldığı sınavlarda dikkat çekiyor. Sadece Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) bakıldığında dahi tablonun ciddiyeti anlaşılıyor. 2023 yılında YKS'ye başvuran ancak sınava girmeyen aday sayısı tam 1,3 milyon kişiydi. Bu rakam, 2024 yılında 600 bin kişiye, 2025 yılında ise 439.536 kişiye gerilemiş olsa da, hala her yıl yüz binlerce adayın bir yıllık emeğinin ve umudunun sınav salonuna ulaşamadan son bulduğunu gösteriyor.

Bu durumun ardında, sınava yeterince hazırlanamama, motivasyon kaybı, başka bir iş veya eğitim fırsatı bulma, ekonomik zorluklar veya sınav kaygısı gibi birçok farklı nedenin yattığı tahmin ediliyor. Ancak sonuç değişmiyor: Her yıl yüz binlerce kişilik bir kitle, sisteme başvuru yapmasına rağmen yarışa hiç başlamadan havlu atıyor.

Meclis Gündemindeki "15 Dakika" Kuralı: ÖSYM Neden Israr Ediyor?

Sınava girmeyenlerin yanı sıra, saniyelerle sınav hakkını kaybedenlerin dramı da kamuoyunun gündeminden düşmüyor. Adayların sınav binasına sınav başlama saatinden en geç 15 dakika önce gelmelerini zorunlu kılan ve bu süreyi bir saniye bile geçirenlere kapıları kapatan "15 dakika kuralı", siyasi gündeme de taşındı. Milletvekilleri, birkaç dakikalık gecikmeler nedeniyle adayların bir yıllık emeklerinin heba olmasının kamu vicdanını yaraladığını dile getirerek kuralın esnetilmesini talep etti.

Ancak ÖSYM, yaptığı açıklamada bu kuraldan geri adım atmayacağını net bir dille belirtti. Kurum, bu sürenin keyfi olmadığını, sınavın gizlilik ve güvenliğinin korunması için adayların üst aramasının yapılması, salonlara yerleştirilmesi ve sınav öncesi evrakların tamamlanması gibi işlemlerin zamanında yapılabilmesi için zorunlu olduğunu ifade etti. ÖSYM'ye göre, bu sınırın kaldırılması, sınav başlama saatine kadar sürecek bir kargaşaya yol açarak sınavın güvenliğini riske atabilir.

Milyonlarca Adayın Sınava Girmemesinin Ardındaki Nedenler Ne?

3 milyonu aşan adayın sınavlara katılmamasının ardında tek bir neden bulunmuyor. Bu durum, çok katmanlı sosyal ve ekonomik sorunların bir yansıması olarak görülüyor. Başlıca nedenler arasında, sınav hazırlık sürecinin uzun ve maliyetli olması, adayların süreç içinde umutlarını yitirerek pes etmesi gösteriliyor. Ayrıca, özellikle KPSS gibi sınavlarda, başvuru yapıldıktan sonra özel sektörde bir iş bulan adayların sınava girme gereği duymaması da bu sayıyı artıran etkenlerden biri.

Diğer yandan, bazı adayların birden fazla sınava "ne olur ne olmaz" mantığıyla başvurduğu ancak sadece asıl hedefleri olan sınava girdiği biliniyor. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, başvuru rakamları ile sınava fiilen giren aday sayısı arasında milyonları bulan bir fark ortaya çıkıyor. Bu durum, hem ÖSYM için ciddi bir kaynak israfı anlamına geliyor hem de Türkiye'deki gençlerin gelecek planlamasındaki belirsizlikleri ve zorlukları gözler önüne seriyor.