Cenazesi Beylerçelebi Camisinden Asri Mezarlığa defnedilmiş.
Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm yakınlarına da başsağlığı dilerim.
Çok üzgünüm, İlyas kardeşimle müşterek pek çok anılarımız vardı.
Ben 1963 yılında Çorum lisesinden mezun olduktan sonra İstanbul Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünü kazanarak İstanbul’a gittim.
İlyas kardeşimle İstanbul’da tanıştım. İlyas’ta Samsun’da bir kolejden mezun olduktan sonra İstanbul Hukuk Fakültesini kazanarak İstanbul’a gelmişti.
İlyas kolejde okuduğu için İngilizcesi de mükemmeldi.
Çorum lisesinden mezun Çorum’lu arkadaşlar, Adnan Çırakoğlu, Arif Damar, Yaşar Köstekçi, Özcan Atalay’da İstanbul Hukuk Fakültesini kazanmışlardı.
Ben Adnan Çırakoğlu ve halası ile Fatih’de aynı evde oturmaya başladım.
Adnan’ın halası evden ayrıldıktan sonra evde Adnan, Arif Damar, (rahmetli) Orhan Akel’le beraber dördümüz oturmaya başladık.
O zamanlar Fatih çok güzel bir semtti. Arka tarafta 150 kızın oturduğu 3 balkonlu Milli Savunma yurdu vardı. Edebiyat fakültesi Holivut gibi şenlikli bir okuldu.
Çorum lisesinden sonra Edebiyat fakültesi ve Milli Savunma Kız Yurdu beni ve arkadaşlarımı iyice sosyalleştirdi.
Aramızda yalnızca rahmetli Orhan Akel sosyalleşmeyi bir türlü beceremedi. Kızların aşırı ilgisi Orhan’ı şaşırttı. Beğendiği kızlara mektup yazarak ilişki kurmaya çalıştı ama ondan da bir sonuç alamadı.
Ara sıra evimize İlyas Delibaşı gelir sosyal ve bilimsel sohbetlerimize katılırdı. Her akşam okul dönüşü sonrası Fatih’te Akdeniz caddesinde volta atarak gezer, bazen de sinemaya giderdik. O yıllarda üniversitelerde öğrenci olayları çıkardı ama bizler akıllı ve uslu gençler olarak olaylardan uzak durmaya çalışırdık.
İlyas kardeşimiz akşamları müptela olduğu langırt diye tabir edilen oyunlara takılır, sabahlara kadar langırt oynardı. Onu langırt oyunlarında ben ve Çorum’lu arkadaşlarımız. çok uğraştığımız halde bir türlü uzaklaştıramadık. Langırt oyunları yüzünden okulu da ihmal etmeye başladı
İlyas langırt oyunları yüzünden hayatını berbat etti. Kader birliği ettiğimiz arkadaşları olarak en başta ben, Özcan Atalay, Arif Damar, Adnan Çırakoğlu langırt salonları önünde nöbet tutarak İlyas’ı salonlardan uzaklaştırmaya çalıştık ama bir türlü başarılı olamadık.
Sonunda İlyas okuldan ve İstanbul’dan ayrılarak Osmancık’a gelmiş.
Osmancık’ta da spor toto ve at yarışlarına müptela olmuş. Osmancık’ta saç sakal uzun, pejmürde bir kıyafetle yaşarken hayata veda etmiş sevgili İlyas kardeşim.
13. yüzyılda yaşayan halk ozanı Şair Aşki ölümü şöyle tarif eder.
Veren de o, alan da o , senden ne gidecek?
Telaşına görenler can senin zannedecek!
Ademoğlu aleme üryan gelir üryan gider,
Nale vü efganla üryan gelir üryan gider…
17 Ocak 2025 /Mehmet Özata