Bu noktada bizlerle onların farklarını orada yaşayanlara sorduğumuzda, ya ekonomik olarak çok rahat olduklarını ya da çoluk çocuklarını bizim kadar fazla düşünmediklerini anlatırlar. Bizler galiba çok farklıyız. Bırakın çocuklarımızı, torunların çocuklarını bile düşünme gibi bir yapımız var.
Onu da geçin; bir ömür boyu çalışıp “ohh, sağ salimen emekli oldum, şöyle ailecek bir tatile gideyim de yılların yorgunluğu bir nebze dinsin” diyebilenlerin sayısı herhâlde pek fazla değildir. Çünkü “gönül ister, kader güler.” Dedik ya, gelecek kaygımız var. Evin yoksa başını sokacak bir ev derdine düşeceksin. Çocukların okuması, sınavları kazanması ve iş güç sahibi olması için gece rahat uyuyamayacak, onlardan çok sen koşturacaksın. Olmadı, evlenip yuva kurmaları için uğraş vereceksin derken, peşinden bir de bakacaksın ki sağlık problemleri başlamış…
“Eyvah, bunu hiç bu kadar erken düşünmemiştik. Oldu mu ya şimdi… Daha gün görecektik…” diye başlayacaksın sızlanmaya… Hadi Allah kolaylık versin…
Efendim, anlaşıldı; sizin de benim gibi uzun boylu tatile gitme imkânınız yok. Büyüklerimiz hani demiş ya: “Tebdil-i mekânda fayda vardır!” O hâlde gelin, size günübirlik Osmancık ilçemizi gezdirelim. Özel arabanız yoksa bile fark etmez; hatta daha ekonomik olur. Birçok Osmancıklı, il merkezine geleceği zaman eğer Çorum’da işi olmayacaksa, özel arabası olmasına rağmen toplu ulaşım araçlarını tercih ediyor. Yaklaşık 45-50 dakika sürüyor ve her yarım saatte bir araç bulunuyor. Hele birde tünel açılırsa değme keyfe.
Bizim gibi orta yaşta olanların hatırlayacağı rahmetli Dursun Otuzbir’den günümüze kadar tüm belediye başkanları, kendi alanlarında ilçeye hizmet etmişlerdir. Ancak merhum Avni Kılıç Bey’in asma köprüyü (değişti) ve etrafındaki dinlenme alanları ile çay bahçelerinin bir kısmını bir başlangıç olarak ilçeye kazandırması (önemli olan başlangıçtır, gerisi gelişir) ve şimdiki belediye başkanımız Ahmet Güngör Bey’in bunu daha da geliştirerek, Pazar alanına doğru yeni güzellikler eklemesi, Osmancık’ta yaşayanlar kadar dışarıdan gelenlerin de dikkatini çekmiş ve
“Osmancık güzelliğine bir güzellik daha katmış; tatilde artık çocuklar Osmancık’ı istiyor!” demeye başlamışlardır. (Kızılırmak üzerindeki çalışmalar bittiğinde daha da farklılık olacaktır.)
Osmancık: Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerini batıya bağlayan yol üzerinde bulunan Osmancık, il merkezine 55 km uzaklıktadır. Çorum–Kargı ile Samsun–İstanbul yollarının kavşak noktasındadır. Çorum’un en eski ilçelerinden biridir. 1075 yılında Türk egemenliğine girmiştir. Bu tarihten sonra Oğuzların Alayuntlu boyundan Sorgun Oymağı Beyi Şerafettin Osman Gazi bölgeye emir olarak atanmış, kendi oymağının adını buraya vermiş ve kentin Eflanos olan ismi Sorgun olarak da anılmıştır. Şerafettin Osman Gazi Osmancık’ta oturmuş; buradan İskilip, Hacıhamza ve Çorum havalisini yönetmiştir. 1177 yılında Danişmentlilerin yıkılmasından sonra Osmancık, Anadolu Selçuklu Devleti’nin yönetimine geçmiştir. 1423 yılında Amasya’ya, 1596 yılında Çorum Sancağı’na, 1864 yılında yeniden Amasya’ya bağlanmış; 1924 yılında Çorum ili ilçesi olmuştur.
Kandiber Kalesi: İlçe merkezinde, Kızılırmak’ın kuzey kenarındaki tabii kayalığın üzerine inşa edilmiştir. Selçuklu dönemine tarihlenen kale içinde ikinci bir kapı daha bulunmaktadır. Kale, İstanbul’dan Amasya’ya uzanan ticaret yolu üzerindedir. Kalenin güneyinde Roma Dönemi kaya mezarları yer almaktadır. Kalenin zirvesinden Osmancık ilçesinin güzelliklerini seyretmek ve fotoğraf çekmek insana müthiş bir zevk verir. (Temennimiz kaleye asansör sistemin kurulması ve seyir tepesi oluşturulmasıdır)
İmaret Camii: Osmancık’ta bulunan bu cami, 1431 tarihinde II. Murat’ın başvezirlerinden Koca Mehmet Paşa tarafından imaret olarak yaptırılmıştır. Erken Osmanlı Dönemi’nin karakteristik yapılarından olan zaviyeli camilerin planını yansıtmaktadır. Şehir merkezindedir.
Akşemsettin Camii: Fatih Sultan Mehmet’in hocası olan Akşemsettin Hazretleri tarafından 1410 yılında Osmancık’ta yaptırılan ve adıyla anılan cami, Yazı Mahallesi Kayadibi mevkisinde bulunmakta olup güzide eserlerimizden biridir.
Koyunbaba Türbesi: Osmancık ilçe merkezinde bulunan ve Osmanlı padişahlarından Sultan II. Bayezid zamanında, 1469 yılında yaptırılan türbe yüksekçe bir tepe üzerine kurulmuştur. Evliya Çelebi’ye göre türbe alanında cami, yemekhane, ziyafet odası, konuk evleri ve kurşun kaplı bir türbe yaptırılmıştır. Ancak günümüzde türbe dışındaki yapıların yalnızca temelleri kalmıştır. Şu an yanına güzel bir cami ve şadırvan yapılmaktadır.
Koyunbaba Köprüsü: Osmancık ilçe merkezinde Kızılırmak üzerinde bulunan Koyunbaba Köprüsü, II. Bayezid zamanında yapılmıştır. Yapımına 1484 yılında başlanmış, 1489 yılında tamamlanmıştır. Uzunluğu 250 m, genişliği 7,5 m olan köprü, dikdörtgen kesitli sarı kesme taşlardan yapılmıştır. Sivri kemerli 19 gözlüdür; ancak zamanla ırmak birikintileriyle dolması nedeniyle bugün 15 gözü görülebilmektedir.
Koyunbaba Köprüsü’nün yanına yapılan yeni köprünün açıldığı zamanlarda, yeni köprü üzerinde yürürken henüz ilkokuluna başlamayan oğluma, “Bak bakalım, bu köprü mü daha güzel görünüyor yoksa 500 yıl önce yapılan karşıdaki Koyunbaba Köprüsü mü?” diye sorduğumda, “Baba, karşıdaki Koyunbaba Köprüsü daha güzel görünüyor.” diye cevap vermişti.
Koyunbaba Köprüsü’nün Kitabesi: Adını ünlü Türk velilerinden Koyunbaba’dan alan köprünün kitabesi Arap harfleriyle yazılmıştır. Birbirine paralel beş sıradan meydana gelmektedir. Kitabede köprüyü yaptırandan bahsedilmekte olup, köprünün karşısında yer almaktadır.
Osmancık ilçemizi gezmeye karar verdiyseniz; yukarıdaki yerleri (yürüyerek) veya isterseniz daha farklı mekânları gezdikten sonra, ister Gemici Mahallesi Belediye Sosyal Tesisleri’nde nezih bir ortamda yemek yiyebilirsiniz. İsterseniz de çarşıda meşhur sırık kebabı yiyebilirsiniz. Bu arada dönüşte Osmancık pirincinden almayı da unutmayınız.
Netice olarak; “Gönlüm hoş ve cömert, gezmek istiyorum lakin bütçem başıma dert!” diyorsanız ve Osmancık ilçemizi de görmediyseniz, fazla masraf çıkarmayacak ve günübirlik olarak size tebdil-i mekân sağlayacak olan Osmancık ilçemizi gezmenizi, bir Osmancıklı olarak tavsiye ediyorum.
ÇORUM’UN İNCİSİ OSMANCIK
Oturdum sahile, seyreyledim şehri,
Obruk Barajı çok değiştirmiş nehri.
Sivrisinek de gitmiş, çekiliyor kahrı,
Çorum’un incisi Osmancık!
İlçe, tarihî eserlerle dopdolu,
Çok şükür iyileşti Kırkdilim yolu.
Gelsin artık gezmeye tüm Anadolu,
Çorum’un incisi Osmancık!
Kandiber Kalesi şehrin göbeğinde,
Hoşgörü var insanların yüreğinde.
Koyunbaba Hazretleri’nin dileğinde,
Çorum’un incisi Osmancık!
Irmak kenarları bir güzel şenlenmiş,
Sahile Muhsin Yazıcıoğlu Parkı denmiş.
İlçe artık makûs tarihini toptan yenmiş,
Çorum’un incisi Osmancık!
Anadolu’nun en uzun köprüsü Koyunbaba,
Üzerinden geçenleri her türlü beladan sava.
Senin hasretin içimde, dinmeyen bir yara,
Çorum’un incisi Osmancık!
İlçe, Karadeniz ile İstanbul’un tam ortasında,
Eksik olmaz sazan balığı avcıların oltasında.
Baltacı Mehmet Paşa’nın heykeli de burada,
Çorum’un incisi Osmancık!
Akşemseddin Hazretleri müderrislik yapmış bir ara,
Modern dinlenme tesisleri olunca veriliyor mola.
Yirmi dört saat ulaşım var bu ilçeden sağa sola,
Çorum’un incisi Osmancık!
Bereketli olur Osmancık pirinci sofrada,
Reklama gerek yok, işte her şey ortada.
Gün yüzüne çıkmayan daha neler var burada,
Çorum’un incisi Osmancık!
Mahir der, inanın bana, doğrudur sözüm,
Stresli olanlara işte en güzel çözüm.
İnanmazsanız buyurun, ilçeyi bir gezin,
Çorum’un incisi Osmancık!