Efendim afetler iki çeşittir. Birincisi insanın iradesi dışında meydana gelir. Deprem, yıldırım düşmesi gibi. Diğeri ise insan odaklı olarak meydana gelir. Yangın, trafik kazası vs. Köylerden kasabalara, kasabalardan büyük şehirlere hızlı göçün başlamasıyla beraber bir takım sorunlarda doğal olarak oluşmaya başlamıştır. Bunlardan bir tanesi de kontrolsüz gürültü kirliği veya ortak yaşam alanlarında kurallara riayet etmeme alışkanlığı diye düşünüyorum. Havaların sıcak olmasına şehir hayatının getirdiği bir takım olumsuzluklarda eklenince sinirler iyice gerilir.’’ Öfke gelir göz karatır, öfke gider yüz kızartır’’ hesabı İnsanlar eften, püften diye tabir edilen küçük şeylerden bile rahatsızlık duyar. Karşınındakinin kalbini incitiverir. Hatta işi bazen daha da büyütür… Bu yöndeki olumsuz alışkanlık afet sonrasında çok önemli sıkıntılar çıkarabiliyor. Bunu en yakın Marmara ve 12 Kasım depremlerinde gözlemledik.
Deprem sonrası çadır kentler oluşturuldu. Bir çok vatandaşımız aynı çadır veya yan çadırdaki komşusuyla zaman zaman sıkıntı yaşadı. Deprem sonrası görev yapan çadırkent yöneticisi arkadaşlarımıza “Bizi dinlemiyorlar, lütfen siz uyarında gürültü yapmasınlar yoksa kavga yapacağız, başım çatlıyor uyuyamıyorum…” diye gelenler oldu. Çünkü biri akşam erken uyurken, diğeri oturup yüksek sesle gece geç saatlere kadar başka komşusuyla sohbet etti veya radyonun, televizyonun sesini önceden gelen alışkanlıkla kısmayı düşünemedi. Yapılan sivil savunma tatbikatlarında afet sonrası kontrolsüz gürültü kirliği ve doğuracağı sonuçlarında işlenmesi gerekir. Çünkü alışkanlıklar anahtarı kaybolmuş kilit gibidir. Anahtarı bulup, kiliti açmak emek ister, zaman ister. Bazen de anahtar bulunamaz ve kilit açılamaz…
Her mevsimin kendine has güzellikleri var. Hele bir yılda dört mevsimi yaşamak her ülkeye nasip olmayan bir nimettir. Büyüklerimiz sıcaklıkla, zenginlikten zarar gelmez demişler. Bu yüzden bende yaz mevsimini kış mevsiminden daha çok severim. Çünkü yaz mevsiminde yakıt parası olmaz. Pazar masrafı daha azdır. Çocukların eğitim masrafı yoktur. Bu nedenle ailenin geçim yükü sırtında olanlar için yaz aylarında biraz soluklanma, rahatlama vardır. Romatizma ağrılarında inine çekilmesi işin çabası. Bu haliyle nasıl sevilmez ki.
Havalar sıcak; evinizde klima yoksa kapıyı pencereyi açmak zorunda kalıyorsunuz.Eğer bu arada da çevrenizde kontrolsüz olarak yüksek ses gelmeye başlamışsa, başınız ağrıyorsa veya migren türü bir rahatsızlığınız varda sesten rahatsız olmamak için hemen kapıyı pencereyi soğuğa karşı kapatır gibi iyice kapatıyorsunuz veya tatili değerlendirmek adına sınava hazırlanan çocuklarınız varsa, çalışma düzenleri bozuluyor. Bazen de sınav yükü stresinin de eklenmesiyle bu kadar da neymiş, yeter artık deyip defteri, kitabı fırlatıyor ve Off….. be ! Adama ders çalıştırmıyorlar diyor.
Netice olarak, eğlenmek, hoş vakit geçirmek elbette hepimizin en doğal hakkı. Ama bu hakkımızı kullanırken diğer insanları da hesaba katmak ve onları rahatsız etmemek yani “Ben sadece beni düşünürüm demek yerine, ben benimle beraber başkalarını da düşünmek zorundayım.!’’ diyebilmeliyiz. Araçtaki müziğin sesini çok açmayalım. “Müziği kendimiz dinleyelim, başka ortaklar aramayalım !” Mecbur kalmadıkça kornaya basmayalım. Özellikle sabah erken ve gece geç saatlerde araç içerisinden çıkmayarak, eve haber vermek için, kornayı haberleşme aracı olarak asla kullanmayalım. İnip kapının ziline basarsak daha uygun olur.İnsanlarla vedalaştıktan sonra, birde araç içerisinde kornaya basarak vedalaşmayalım. Siz mutluluktan uçarken başkaları hasta yatağında yatıyor, hastalığın etkisiyle bir türlü uyuyamıyor veya yeni uykuya dalmış olabilir. Sizin bilinçsizce aşırı şekilde kornaya basmanızdan dolayı uyanmış ve sabaha kadar bir daha uyuyamamış olabilir.
“O halde, kendimize yapılmasını istemediğimiz bir hususu bizde başkalarına yapmamaya özen gösterelim. Özellikle afetlerde mevcut durumu da göz önüne alarak sorunlu değil, sorumluluğunu bilen bir toplum olmak daha güzeldir.”
Özetin özeti : Eyvah yine yaz geldi, gürültüden çekeceğimiz var dedirtmeyelim ! çünkü, yaşlısı var, hastası var, çocuğu var, sınavlara hazırlananları var. Evet var – var - var..!