Güncel

“Muhafazakârlık ve Filistin” söyleşisi yoğun ilgi gördü

Filistin Atölyesi ve Bilinçli Gençlik Topluluğu tarafından düzenlenen “İdeolojiler ve Filistin” etkinlik serisi kapsamında bu hafta “Muhafazakârlık ve Filistin” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi.

Abone Ol

Serinin dördüncü etkinliği olan söyleşide, Doçent Doktor Veysel Dinler moderatörlük yaparken, konuşmacı olarak Hitit Üniversitesi Siyaset ve Sosyal Bilimler Tezli Yüksek Lisans Programı öğrencisi Fatma Koçak yer aldı.

Çorum Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda muhafazakârlık düşüncesi ile Türkiye’deki muhafazakâr partilerin Filistin meselesine yaklaşımı ele alındı. Fatma Koçak tarafından hazırlanan “Muhafazakârlık ve Filistin” başlıklı sunumda, tarihsel süreçten günümüz siyasetine uzanan kapsamlı değerlendirmeler paylaşıldı.

“OSMANLI, YAHUDİLERE KUCAK AÇTI”

Söyleşinin dikkat çeken bölümlerinden biri Osmanlı İmparatorluğu’nun Filistin ve Yahudilere yönelik politikaları oldu.

Sunumda, Osmanlı Devleti’nin tarih boyunca dünyanın farklı bölgelerinde zulüm gören Yahudilere hoşgörüyle yaklaştığı ve güvenli liman olduğu ifade edildi. Endülüs’ten Rusya’ya kadar birçok bölgeden gelen Yahudilerin Osmanlı topraklarına kabul edildiği belirtildi.

Bununla birlikte II. Abdülhamid döneminde Filistin’e Yahudi göçüne, “denge ve düzenin bozulmaması” gerekçesiyle izin verilmediği aktarıldı. Bu yaklaşımın sunumda “muhafazakâr bir değerlendirme” olarak nitelendirildiği ifade edildi.

Ayrıca Osmanlı’nın son dönemlerinde Filistin’de toprak satın almak isteyen Yahudilere izin verilmediği, şirketler aracılığıyla bu yasağın aşılmasına yönelik girişimlerin de engellendiği kaydedildi.

MUHAFAZAKÂR PARTİLERİN FİLİSTİN YAKLAŞIMI DEĞERLENDİRİLDİ

Fatma Koçak, Türkiye’de çok partili döneme geçiş sonrası Demokrat Parti, Adalet Partisi ve Anavatan Partisi gibi muhafazakâr çizgideki partilerin dış politikada uzun yıllar ABD ile uyumlu hareket ettiğini söyledi.

1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından İslam dünyasıyla dayanışma fikirlerinin önem kazandığını belirten Koçak, AK Parti döneminde de Filistin meselesinin çok daha görünür şekilde gündeme taşındığını ifade etti.

Söyleşide ayrıca 1973 İsrail saldırganlığı sürecinde Türkiye’nin İncirlik Üssü’nün kullanılmasına izin vermediği ve burada Kıbrıs konusunda Arap ülkelerinin desteğini sağlama düşüncesinin etkili olduğu aktarıldı. Libya’nın Kıbrıs konusunda Türkiye’ye verdiği desteğin de bu kapsamda hatırlanabileceği belirtildi.

“KORUMAK İÇİN DEĞİŞMEK”

Programda muhafazakârlık düşüncesi, siyaset filozofu Edmund Burke’ün “Toplum; yaşayanlar, yaşamış olanlar ve yaşayacak olanlar arasında sürekliliği olan kutsal bir ortaklıktır” sözü üzerinden değerlendirildi.

Muhafazakârlığın yalnızca dindarlık ya da gericilik olarak tanımlanamayacağı ifade edilirken, temel yaklaşımın “korumak için değişmek” anlayışına dayandığı vurgulandı.

Fatma Koçak, sunumunun sonunda, “Bu sunumda muhafazakârlık ve Türkiye’de muhafazakâr partilerin Filistin meselesine yaklaşımlarını özetlemeye çalıştım. Kendi çıkarımlarınızı yapmak ve daha geniş bilgi edinmek sizlere kalmıştır” ifadelerini kullandı.

Söyleşi, akademisyenler ve öğrencilerin yoğun katılımıyla soru-cevap bölümü ve tartışmalarla sona erdi.