Anayasa Mahkemesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 103. maddesinde yer alan “motorlu bisiklet” tanımının Anayasa’ya aykırı olmadığına oybirliğiyle karar verdi. 17 Şubat 2026 tarihli ve 08.15’te güncellenen kararda, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin itiraz başvurusu reddedildi.
Karar, motorlu bisikletlerin karıştığı trafik kazalarında sorumluluğun mevcut yasal çerçeve içinde çözümlenebileceğini ortaya koydu. Yüksek Mahkeme, tanımın hukuki belirsizlik oluşturmadığı sonucuna vardı.
İtirazın konusu ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, motorlu bisikletin karıştığı bir trafik kazasında doğan zararın tazmini istemiyle açılan davada, kanundaki tanımın hukuki belirsizlik yarattığı kanaatine vardı. Bu nedenle 2918 sayılı Kanun’un 103. maddesindeki “motorlu bisiklet” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla itiraz yoluna başvurdu.
Başvuruya konu uyuşmazlıkta, motorlu bisikletlerin hukuki statüsünün açık biçimde düzenlenmediği ve bunun sorumluluk rejimi açısından tereddüt doğurduğu ileri sürüldü. Dosya, norm denetimi kapsamında Anayasa Mahkemesi’nin önüne taşındı.
AYM’nin mülkiyet, eşitlik ve hukuki güvenlik değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, incelemesinde mülkiyet hakkı, eşitlik ilkesi ve hukuki güvenlik ilkesi yönünden değerlendirme yaptı. Kararda, motorlu bisikletlerin kanunda tanımlı bir araç kategorisi olduğu ve hukuki statülerinin genel hükümlere tabi bulunduğu belirtildi.
Mahkeme, trafik kazalarından doğan sorumluluğun mevcut mevzuat ve yargı içtihatları çerçevesinde belirlenebileceğini vurguladı. Bu nedenle söz konusu tanımın temel hak ve özgürlükleri zedelemediği ve Anayasa’ya aykırılık teşkil etmediği sonucuna ulaşıldı.
Kararın trafik hukuku açısından pratik sonucu
Kararla birlikte motorlu bisikletlerin trafik hukuku içinde ayrı ve tanımlı bir araç kategorisi olarak kabulü teyit edilmiş oldu. Bu araçların karıştığı kazalarda sorumluluğun, Karayolları Trafik Kanunu’nun genel hükümleri ile Türk Medeni Kanunu’ndaki kusur sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde değerlendirileceği netleşti.
Oybirliğiyle verilen kararın, uygulamada ortaya çıkan tereddütleri azaltması ve sorumluluk rejimi bakımından istikrar sağlaması bekleniyor. Karar 17 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.