“Yıkımdan imparatorluğun elindeki ülkeleri bir bir kaybetmesini mi anlıyorduk?... Yoksa, yıkımı insanların ve inançların farkına varmadan değişmesi anlamına mı geliyordu?... belki de yıkım ötekilerin üstünlüğünü görerek onlara benzemeye çalışmak demekti…! “(Orhan Pamuk, Beyaz Kale den)
Çorum un tanınmış simalarından olan Hasan amca, bir gün resmi kurumda halletmesi gereken mühim işleri sebebiyle hızlı hzlı gazi caddesinde yürümektedir. Orta yaşları oldukça geçkin olan Hasan amca hararetli yürümesinden dolayı tükürmek ihtiyacı hasıl olur ve büyük bir hızla ağzına gelen balgamı kaldırıma şalap diye yapıştırır, yoluna koyulmaya devam eder. O sırada olay mahallinde bulunan ve bütün olanlara tanık mevkiindeki; uzun saçlı, kulağı küpeli genç bir adam, ne oluyor amca yaptığın çok ayıp utanmıyor musun? Hasan amca şaşkın bir halde, asıl sen utanmıyor musun önce bir aynaya bak diye cevap verir. Genç adam tekrar sorar utanmıyor musun yerlere tükürmeye? Hasan amca sinirli bir halde, ne yani oğlum tükürmeyemde yutammı… Der ve ekler sen şu televizyonda gördüğüm satanistlerden misin yoksa deyip genç adamla yaka paça olurlar. Çevreye biriken kalabalığında tesiri ile paldır küldür karakolluk olurlar. Hasan amca kendini tanıtana kadar palaska pandıras bir güzel dayak yer. Genç adamsa yoğun uğraşlar sonucu, çevreci bir örgüte mensup olduğunu ve çevreyi kirletmeyelim yazılı pankart astığından dolayı gözetim altında tutulur. Bir müddet sonra ikiside serbest bırakılır. Hasan amca bu olaydan sonra köyüne dönmeye karar verir. Genç adam ise ortadan kaybolur ve bir daha haber alınamaz.
Bize ne oluyor böyle nereden gelip nereye gideriz. Bu tip durumlarda yerleri dezenfekte edecek birliklerimi kurmalıyız yoksa eğitimle bireyin şuurlu hale gelmesini ve kendini tanımlaması mı sağlamalıyız. Elbette şuurlanma, ama biraz geç kaldık.
Karşılaştığımız özne anlayışının sürekliliği ve kimliğin durağanlığı konusunda yaşanan bu alt üst oluşlar ve huzursuzluklar bir sıkıntı olarak modernliğin başlangıç noktasıdır. Bu noktada aydınlanma ve ilerlemeden bahsetmemiz oldukça yersizdir. Bir yanda tarikat şeyhinin vurduğu tespih darbesi ile travma geçiren insanım. Bir yanda Marks’tan yumruk yiyip hafızasını yitiren insanım. Bir yanda Freud tarafından ayağının altındaki sağlam zemin kaldırılan insanım… Bunca şeye rağmen bir şey olduğunu sanan insan, sen yalnızca söylem içinde kendini konumlandırarak bir şeyler söyleyebilirsin. O kadar….
“kendini genç bir Antilli olarak tanıtan kişi, Parisli bir beyaz anne ve çocuğuyla karşılaşır. Çocuk annesinin elini çekerek onu gösterir, anne bak siyah bir adam. Ve o şunu söyler: ilk kez kim olduğumu anladım ilk kez sanki ötekinin bakışlarında, sert bakışlarında eş zamanlı olarak patladım ve aynı zamanda başka biri olarak yeniden oluşturulduğumu hissettim”( Fanon’un, siyah deri beyaz maskeler isimli eserinden)