Sıradan bir hatıra fotoğrafı görünümündeki kartlara yerleştirilen metinlerin, yalnızca özel bir kimyasal çözelti uygulandığında görünür hâle geldiği belirtildi.
Millî İstihbarat Teşkilatının özel koleksiyonunda yer alan şifreli fotoğraf kartı, Türk istihbarat tarihinde kullanılan dikkat çekici haberleşme tekniklerinden birini gözler önüne serdi.
MİT’in paylaştığı bilgilere göre, “filme alınmış doküman görüntüsünü gizleme metodu” olarak adlandırılan yöntem, teşkilat tarafından 1970’li yıllarda gizli haberleşmelerde kullanıldı.
Sıradan fotoğrafın içine gizli metin yerleştiriliyordu
Şifreli kartın hazırlanması için üzerinde beyaz boşluklar bulunan herhangi bir fotoğraf kullanılıyordu. Bir veya birden fazla yazılı belgenin negatifi, fotoğrafçılıkta kullanılan agrandizör aracılığıyla kartın uygun bölümüne yerleştiriliyordu.
Gizli metin, büyüteç yardımıyla okunabilecek kadar küçültülerek fotoğrafın üzerine monte ediliyordu. Böylece kart dışarıdan bakıldığında sıradan bir fotoğraf gibi görünürken, üzerinde gizli bilgiler taşınabiliyordu.
Şifre kimyasal çözeltiyle ortaya çıkıyordu
Fotoğraf kartına yerleştirilen yazılar çıplak gözle görülemiyordu. Gizlenen metin ancak kartın üzerine özel bir kimyasal çözelti uygulanmasının ardından görünür hâle geliyor, daha sonra büyüteç yardımıyla okunabiliyordu.
Bu yöntem sayesinde gizli belgelerin görüntüleri, dikkat çekmeden fotoğraf kartları üzerinden ilgili kişilere ulaştırılabiliyordu.
MİT’in sergilediği kartta Ankara’daki Ulus Atatürk Anıtı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının bulunduğu eski bir şehir görüntüsü yer alıyor. Şifreli fotoğraf kartı, hem dönemin istihbarat tekniklerini hem de Ankara’nın geçmişteki görünümünü yansıtan tarihî bir belge niteliği taşıyor.