MİLLİ KÜLTÜRÜMÜZ, YILBAŞI VE NOEL KUTLAMALARI

Abone Ol

Annemin bana öğrettiği ilk kelime, Allah
Şahdamarımdan yakın bana benim içimde
                                                                            Sezai Karakoç

Bir anneye anaokuluna giden çocuğunun öğretmeninden şöyle bir mesaj gelir.  ‘’ …. Hanım. Yılbaşı için bir eğlence düzenliyoruz, çam ağacımızı süsledik ve bu kapsamda hediye çekilişi yaptık. Sizin çocuğunuza …. isimli öğrencimiz çıktı katılmak isterseniz bize bilgi verin. İyi akşamlar. ‘’
   Anne önce ne cevap vereceğini bilemez çünkü yılbaşı diye yapılan bu hediyeleşme geleneği Noel Bayramı'na ait bir gelenektir ve özel bir hediyeleşme anlayışı yoktur. Noel o ve ailesi için yanlış ve batıl aktarılmış bir kültür transferinden öteye geçmeyen uzak durulması gereken bir şeydir. 
     Aklına ilk gelen şey; kandil günlerinde ve bayramların olduğu haftalar için asıl böyle bir uygulama yapılsa ne güzel olur diye geçirdi içinden. Çocuğunu uyuturken kulağına salavat-ı şerif fısıldayan bir anneydi. Öyle olmalıydı çocuk büyürken Allah’ını yavaş yavaş tanımalıydı. Peygamberi H.z. Muhammed(S.A.V)’i gönlüne nakşetmeliydi. Sahabelerini, (Çehâr-ı Yâr-ı Güzîn(H.z Ebu Bekir,Hz.Ömer,Hz.Osman,Hz.Ali(R.A )’i aklına yazıp birer birer rehber edinmeliydi. Kendini onun ümmeti olarak hissetmeliydi.  
     Evet zaten böyle olmalıydı. Yarınları Müslümansız bırakmamak lazımdı. 
      Tekrar mesaja baktı. ‘’katılmak isterseniz’’ ile biten cümleye takılıp kaldı. Katılmasa çocuklar hediyeleşirken kendi çocuğunun hali ne olacaktı? Katılsa bu batıl alışkanlık çocuğu için artık özel, anlamlı ve şaşaalı bir gün olarak kodlanacak. O gün okula göndermese ertesi gün arkadaşlarından işitecek. ‘’katılmak isterseniz’’ cümlesi içinden çakılmaz bir hal aldı. Sonunda çocuğunun mahzun olmaması için katılmak istediğini belirtti içi acıyarak. Zaten hep böyle olurdu. Çocuklarımızı bizden farklılaştırmak için çocuklarımıza olan hassasiyetimizden yakalanırdık. Belki o yaşa kadar vermek istediklerimiz bir Noel eğlencesine kurban edilebilirdi. Yılbaşı, miladi olarak yılın başını kutlamaktan öteye bir anlam taşımazken okulun yabancı kültüre ait bir etkinlik baskısı ile Noel, çocuğun kültür dünyasına sinsice yerleştiriliverdi. 
   Evet çok uzattık. Ama bizim kültürsüzlük hikayemiz buradan başlatılıyor. Medeniyet tasavvuru bu algılar üzerine inşa ediliyor. Batı hayranlığı hastalığı, neredeyse 1800 ‘lü yıllardan beri yakamıza yapışan bir melanet. Karşı olduğunda yobaz, sahiplenince medeni oluyorsun.  Millet, aynı kültür değerlerine bağlı topluluklardan oluşur. Bir milletin kültürü o milleti millet yapan değerlerin tümünü kapsar. Bu bütünün herhangi bir noktasında oluşacak yozlaşmanın bulaşıcı bir hastalık gibi bütün noktalara bulaşması kaçınılmazdır. Bilinçsizce aldığımız her kültür bizi millet kavramından uzaklaştırmaktadır. 
Aylar öncesinden hazırlıklarına başladığımız  eğlencelerin bizim kültürümüz içindeki yeri nedir?  
Milli kültürümüze sağladığı yararları var mıdır?
Yılbaşı veya yeni yıl miladi takvime sahip ülkelerde bir yılın bitiminin ve yeni bir yıla başlangıcın kutlandığı kültürel bir olaydır. Çam ağaçları süsleme, ışıklı ev, bahçe, cadde süslemeleri, hediyeler alma ve farklı kıyafetler giyme yılbaşı kutlaması değil, Noel Bayramı etkinlikleridir.Biz dini bayramlarda yardımlaşır olanı bölüşürüz, bir gecede milyonları amaçsızca hediyelere süslemelere harcamayız. 
Bu toplumsal yozlaşma sürecine millet olarak seyirci mi kalacağız. Önüne geçme imkanımız yok mu?
 Çok zor ama imkansız değil. Acımasızca yıkılmaya çalışan değerlerimize sahip çıkıp onları onarıp ayakta tutmakla işe başlamalıyız. Yani kısacası milli kültürümüze zıt anlayışların bir arada olduğu bu tip  uygulamalardan hemen vazgeçmeli ve milli kültürümüze uyacak bir uygulama ile yeni yılı kutlamaya devam etmeliyiz.
Miladi yılbaşınız, geçen yıllarda yapılan Noel kutlamalarının muhasebesine vesile olur inşallah.

{ "vars": { "account": "UA-115444419-2" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }