PKK’lılarla EMEP’lilerden sonra KESK yöneticileri de beni provokasyon yapmakla, iftira atmakla suçladılar iyi mi? KESK genel başkanı Lemi Özgen’in akil adamlığını sorguladığım için adamı-şalgamı, bileni-bilmeyeni herkes tarafından zırt pırt kullanılan Mevlana’nın “Herkese verilecek cevabımız var lakin bir lafa bakarız laf mı diye bir de söyleyene bakarız” lafına da muhatap kılındım. Yetmemiş, akıl okumakla da suçlandım.
PKK-BDP-EMEP düzlemine KESK yöneticileri de eklendi. Azıcık dokunmak hoplamalarına yetiyor. Demokrasiden, özgürlüklerden, haklardan söz edenler bir başkası bu özgürlükleri, hakları kullanmaya kalkınca zıvanadan çıkıyorlar. Yapmadıkları provokasyon, etmedikleri laf kalmayan bu demokrasi havarilerinin gözü birazcık eleştiriye bile iftira diyebilecek kadar dönüyor.
KESK şubeler platformu oturmuş “Ben Genel Başkan olduğum için değil Lemi Özgen olarak akıllı sınıfından sayıldım” diyen genel başkanlarını sorgulayacakları yerde bana şarlamışlar. Gazeteciliğime dil uzatana, iftira atana en hafifinden sadece bunu söyleyebiliyorum. Platformun içindekilerin tümünü az çok tanıdığımı sanıyordum. Anlaşılan bu yargımı da gözden geçirmek zorundayım. Kişisel olarak hiçbiriyle sorunum olmadığına göre yaptıkları açıklamayı inanarak hazırladıklarını varsayıyorum. Genel başkanlarının Vatan’dan Mustafa Mutlu’ya söylediklerini alıntılayarak Lemi Özgen’in gerçek yüzünü ortaya koymaya çalışacağım. Hâlâ odunumun parası derlerse de uğurlar ola diyeceğim. Sürekli üye kaybettiklerinde iktidar baskısına bahane bulacaklarına dönüp aynaya bakmalarında fayda var. Bu süreçten sonra kaç üyenin ayrıldığını da Çorum Şubeler Platformu olarak eminim kamuoyuna açıklarsınız.
Lemi Özgen Mustafa Mutlu’ya “Ben o listeye kurumsal kimliğimle değil, Lemi Özgen olarak girdim” diyor. Sonra da “Benim o komisyonda yapacağım çalışmalar sadece beni bağlar” diyor. Ne kadar basit değil mi? KESK yöneticileri de saf ya “Evet, Lemi Özgen olarak girdi. KESK genel başkanı sıfatıyla almadılar. Yaptıkları onu bağlar” diyorlar. Biz daha da safız ya yiyoruz.
Mutlu soruyor: “Yapılan pazarlıkların içeriği hakkında bilgi verildi mi size?”
Özgen yanıtlıyor: “Hayır. İçerik konusunda hiçbir bilgi verilmedi. Biz sadece halka gidip, akan kanın durmasını ve diyalog sürecinin başlamasının ne kadar gerekli olduğunu anlatacağız.”
Doğal olarak Mutlu devam ediyor: “Süren pazarlığın, karşılıklı olarak verilen ödünlerin detayını bilmeden yapacağınız bu iş, sizin sırtınıza da büyük bir sorumluluk yüklemiyor mu? Yani; yarın öbür gün asla savunamayacağınız ödünlerin verildiği ortaya çıkarsa, faturanın iktidar kadar size de kesileceğini biliyor musunuz?”
Özgen zırvalamaya devam ediyor: “İçeriği bilmememiz büyük eksiklik tabii. Bunu ben de Başbakan’a söyledim. Ama bizden istenen, bu barış projesine genel bir destek sağlamak.”
Mutlu: “Ya ne olduğunu bilmeden satacağınız mal ayıplı çıkarsa? Müşteri üreteni değil, satanı; yani sizi sorumlu tutmayacak mı?”
Özgen: “Ayıplı bir şey çıkarsa; ben de itiraz ederim zaten... İçeriği belli olmayan bu görüşmelerden kamuoyunun kabul edemeyeceği ödünler verildiği ortaya çıkarsa, elbette destek vermem...”
Mutlu: “Ancak sizin işiniz iki ayda bitecek. Yani malı zaten satmış olacaksınız. Ondan sonra itiraz etmenizin kime ne faydası olacak? Ya da şöyle sorayım: Birileri bu uygulamada, sizin desteğinizi almış gibi görünüp, gerisini önemsemiyor olabilir mi?”
Özgen: “Orasını bilemem...”
Peki, kim bilecek o zaman ey Lemi Özgen? Provokasyon yaptığımı söyleyen KESK yöneticileri, iftira attığımı söyleyenler, madem bilmiyorsunuz, kim bilecek o zaman?
Bilmediğin bir konuda akil adamlık taslamanın kime ne faydası var o zaman? Bu kadar zırvanın üzerine hangi pazarlıklara girdin diye sorulmayacak mı? KCK davasından aldığın ceza tam Yargıtay aşamasına geldiği için mi çağırılınca koşa koşa gittin diye sorulmayacak mı? Akil adamlıktan önce adam olmak gerektiğini öğrenemediniz mi?
10 yıllık AKP iktidarı döneminde her türlü baskıya, zulme, sürgüne ve tutuklamalara karşı mücadele ettiğini söyleyen KESK, düne kadar “AKP karanlığına karşı AKP'ye teslim olmayacağız” sloganları atarken, “Tamamen AKP inisiyatifinde hazırlanmış bir akil adam listesinde KESK Genel Başkanı Lami Özgen'in isminin yer alması hangi akla ve mantığa hizmet ediyor?” diye sormayacak mıyız?
Sözüm KESK şubeler platformunun akil üyelerinedir: Bana cevap yetiştireceğinize bu soruları önce sizin sormanız gerekiyor. Beni Memur-Sen’le bir tutarken, genel başkanınızın Memur-Sen genel başkanıyla bir araya gelmek için Başbakanın tek bir el işaretiyle koşa koşa gittiğini unutuyorsunuz. Asıl ben size soruyorum, “Ne işiniz var, açıkça emperyalizmin uşaklığını yapanlarla? Hangi kutsal amacınız nedeniyle onlarla bir araya geliyorsunuz?”. Bana dönüp hikâye anlatmayın, gidin üyelerinize hesap verin. Ancak anladığım kadarıyla sizin derdiniz KESK genel başkanına söylediklerimle ilgili değil, Çorum’daki akil adamlar listesine ilişkin söylediklerimle. Daha çok ona bozulduğunuz anlaşılıyor.
Hani demiştim ya, “Yetmez ama evetçileri sos niyetine üzerine koyardık. Sosyalistim deyip siyaseti Kürt milliyetçilerine ihale edenlerden de eklerdik. Teröristi doğru yola sokacağına millete teröristin doğru olduğunu iknaya çalışan, bölücü başına özgürlük şartını öne sürenlere Çorum’a gelişlerinde çiçek verenleri de arayıp bulup ilk toplantıyı da Hacı Bektaş Veli Vakfı’nda yaptık mı her şey tamamlanmış olurdu” diye.
Bana KESK’in onyıllardır taviz vermeden savunduğu ilkelerini hatırlatıyorlarmış. Önce o ilkeleri yeniden okuyup, asıl siz özümseyin. Ben de tam olarak bu ilkeler nedeniyle sizi bir şey sanmış, ciddiye almış ve yazmıştım. Hata etmişim. Zaman harcadığıma değmezmiş. Zamanını aldığım herkesten özür diliyorum.