Siyaset

Kemal Kılıçdaroğlu tv100’de sordu: "Bize ne için bölünüyoruz?"

Kemal Kılıçdaroğlu, tv100 canlı yayınında CHP’deki liderlik krizine değinerek Özgür Özel’e mücadeleyi parti çatısı altında sürdürmesi çağrısında bulundu.

Abone Ol

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tv100 ekranlarında canlı yayımlanan özel röportajda CHP’deki yönetim tartışmalarından “mutlak butlan” kararına, olağanüstü kurultay girişiminden Özgür Özel’in yeni parti hazırlığı yaptığı yönündeki iddialara kadar gündemdeki birçok başlığı değerlendirdi. Erdoğan Aktaş ve Başak Şengül’ün sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Özel’e CHP’den ayrılmaması çağrısında bulunurken, parti içinde siyasi rekabetin doğal olduğunu ancak alternatif bir yönetim yapılanmasının kabul edilemeyeceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, yapılacak kurultayda parti örgütü tarafından aday gösterilmesi halinde yeniden genel başkanlık için yarışabileceğini belirtirken, mahkeme kararının mevcut delegelerle kurultay yapılmasına engel oluşturduğunu savundu. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın yeni delegelerle yeniden yapılması gerektiğini öne süren Kılıçdaroğlu, Özel kanadının olağanüstü kurultay için topladığı imzaların hukuki sonuç doğurmayacağını iddia etti.

CHP’deki tartışmaların geçmiştekilerden farklı olduğunu söyledi

CHP’nin iç tartışmaların yoğun ve açık biçimde yaşandığı köklü bir siyasi parti olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, parti içindeki itiraz kültürünün doğal karşılanması gerektiğini söyledi. CHP’nin yüz yılı aşkın geçmişinde genel başkanlık, yönetim ve izlenen politikalar üzerinden çok sayıda tartışma ve ayrılık yaşandığını hatırlattı.

Kılıçdaroğlu, iç tartışmaların doğru yöntemlerle yürütülmesi halinde partiyi diri tuttuğunu ve yöneticilerin eksiklerini görmesine yardımcı olduğunu ifade etti. Ancak mevcut yönetim krizinin geçmişte yaşanan parti içi tartışmalardan önemli ölçüde farklılaştığını belirtti.

CHP’nin geçmişte kapatıldığını, mal varlıklarına el konulduğunu ve genel başkanlarının hapse atıldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, partinin bütün bu süreçlere rağmen kuruluş ilkeleri ve siyasi geleneği sayesinde ayakta kaldığını söyledi. CHP’nin Türkiye’de en fazla tartışılan ve üzerine en fazla çalışma yapılan siyasi yapılardan biri olduğunu savundu.

Partinin bölünmesinin Erdoğan’ın işine yarayacağını savundu

CHP’nin bölünüp bölünmeyeceği yönündeki soruya yanıt veren Kılıçdaroğlu, partide bir ayrışmanın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işine yarayacağını ileri sürdü. CHP’nin güçlü olmasının iktidar tarafından istenmeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, partiyi bölen ya da ayrıştıran herkesin Erdoğan’a hizmet etmiş olacağını savundu.

Yeni bir parti kurulmasına gerekçe oluşturacak makul bir neden göremediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, farklı görüşlere sahip isimlerin CHP çatısı altında mücadele edebileceğini ifade etti. Parti içinde genel başkanlık yarışı yapılabileceğini, farklı adayların il ve ilçeleri dolaşarak destek isteyebileceğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, “Niçin bölünüyoruz?” sorusunun açık biçimde yanıtlanması gerektiğini vurguladı. CHP içindeki tartışmaların yeni bir siyasi parti kurulmasına dönüşmesinin doğru olmayacağını dile getirdi.

Mutlak butlan davasını kendisinin açmadığını vurguladı

Kılıçdaroğlu, istinaf mahkemesinin verdiği “mutlak butlan” kararının sorumlusu olarak gösterilmesine tepki gösterdi. Davayı kendisinin açmadığını, mahkemeye ifade vermediğini ve süreçte herhangi bir girişimde bulunmadığını söyledi.

Davanın Bursa’da açıldığını ve ilk başvuruyu yapan kişinin “değişimci” olarak bilinen bir CHP’li olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, davaya konu edilen iddiaların da CHP’liler tarafından gündeme getirildiğini savundu. Bazı delegelerin iradelerinin para veya çeşitli çıkarlar karşılığında değiştirildiğine ilişkin ifadelerin AK Parti, MHP ya da başka bir siyasi partiden değil, CHP içinden geldiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, kurultay sürecinde para verildiğini veya kendilerinden para istendiğini öne süren belediye başkanları ve delegelerin de CHP’li olduğunu kaydetti. Banka hesapları ve dekontlar bulunduğunu savunan Kılıçdaroğlu, kamuoyunun mahkeme kararından çok para hareketlerinin kimler tarafından ve nasıl gerçekleştirildiğini tartışması gerektiğini ifade etti.

Mahkeme kararıyla yalnızca kendisinin dönmediğini söyledi

“Mutlak butlan kararı çıktı, Kılıçdaroğlu geldi” şeklindeki değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını savunan Kılıçdaroğlu, mahkeme kararıyla 38. Olağan Kurultay öncesindeki bütün yönetim organlarının göreve döndüğünü söyledi. Eski Parti Meclisi, Merkez Yönetim Kurulu ve genel başkanın birlikte görevlendirildiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, mahkeme kararında göreve dönecek isimlerin yer aldığı bir listenin bulunduğunu ve daha sonra Parti Meclisi üyeliğinden istifa eden kişilerin de bu listede olduğunu ifade etti. İstifa eden üyelerin icra dairesinden tebligat aldığını ve ardından kendi iradeleriyle görevlerinden ayrıldığını söyledi.

Göreve “kalıcı olmak” amacıyla gelmediklerini belirten Kılıçdaroğlu, mevcut yönetimin temel görevinin partiyi yeniden kurultaya götürmek olduğunu dile getirdi. Mahkemenin eski yönetime, tartışmalı kurultayın yerine hukuka uygun yeni bir kurultay yapılması yönünde sorumluluk verdiğini savundu.

Kayyum olması halinde görevi kabul etmeyeceğini anlattı

Mahkeme kararından önce Mansur Yavaş, Vahap Seçer ve eski CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç’un kendisini ziyaret ettiğini açıklayan Kılıçdaroğlu, bu görüşmelerde olası bir kayyum kararının ele alındığını söyledi. CHP’ye kayyum atanması halinde görevi kesinlikle kabul etmeyeceğini ziyaretçilere bildirdiğini aktardı.

Yüz yılı aşkın geçmişe sahip bir siyasi partinin kayyuma teslim edilemeyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “mutlak butlan” kararıyla kayyum atanmasının birbirinden farklı olduğunu savundu. Mutlak butlan kararında eski yönetimin bütün organlarıyla birlikte göreve döndüğünü söyledi.

Kılıçdaroğlu, görevin kabul edilmesinde partinin kurumsal yapısının korunması ve yeni bir kurultaya götürülmesi amacının etkili olduğunu belirtti. CHP’nin siyasi ve ahlaki üstünlüğünü koruması gerektiğini vurguladı.

Ceza davası ile kurultayın iptali davasını ayırdı

Kurultay sürecine ilişkin iki ayrı yargılama bulunduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, ceza davasıyla kurultayın geçersizliğine ilişkin hukuk davasının birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Para dağıttığı öne sürülen kişiler hakkındaki ceza davasının henüz sonuçlanmadığını belirtti.

İstinaf mahkemesinde karara bağlanan dosyanın ise 38. Olağan Kurultay’ın hukuki geçerliliğine ilişkin olduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu, bu davada delegelerin iradelerinin sakatlandığı ve kurultayın yeniden yapılması gerektiği yönünde karar verildiğini savundu.

Ceza davasında kişilerin hapis cezası alıp almayacağının ayrı bir yargılama konusu olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, kurultayın iptaline ilişkin hukuk davasının sonucunun eski yönetimin yeniden görevlendirilmesine yol açtığını ifade etti.

Özgür Özel’e partiden ayrılmaması çağrısı yaptı

Kılıçdaroğlu, Özgür Özel’in CHP’den ayrılmasına gerek olmadığını açık biçimde söyledi. Özel’in genel başkanlık veya parti yönetimi mücadelesini CHP içinde sürdürebileceğini belirten Kılıçdaroğlu, parti içindeki siyasi rekabete itirazı olmadığını kaydetti.

Geçmişte de parti içinde farklı aktörlerin genel başkanlık için yarıştığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, Özel’in il ve ilçeleri gezebileceğini, belediye başkanları ve örgütlerle görüşebileceğini, genel başkan adayı olduğunu açıklayarak destek isteyebileceğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik koşullarda hiçbir CHP’linin partiden ayrılma lüksünün olmadığını söyledi. Parti içindeki çatışmalar yerine ülkeyi mevcut duruma getirdiğini savunduğu iktidarla mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.

Özel ile son görüşmesini açıkladı

Özgür Özel ile son dönemde doğrudan bir görüşme yapıp yapmadığı sorulan Kılıçdaroğlu, yaklaşık bir buçuk ay önce telefonla görüştüklerini söyledi. Görüşmenin içeriğinin partiye ilişkin gelişmeler olduğunu ancak ayrıntıları kamuoyuyla paylaşmayı doğru bulmadığını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, kendisinin doğrudan görüşmesinin yanı sıra milletvekilleri ve parti yöneticilerinin de karşılıklı temaslarını sürdürdüğünü aktardı. Özel’e yakın isimlerle mevcut yönetimde görev alan kişilerin parti içindeki sorunları çözmek amacıyla görüştüğünü belirtti.

Milletvekillerinin bölünmesine, kutuplaştırılmasına veya farklı kamplara ayrılmasına gerek olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, CHP’nin itiraz kültürüne sahip olmakla birlikte genel başkanlık makamına saygı gösteren bir siyasi geleneği bulunduğunu söyledi.

Paralel yönetim yapılanmasına izin vermeyeceğini belirtti

Kılıçdaroğlu, CHP’de mevcut yönetimin yanı sıra Özgür Özel’e yakın isimler tarafından ayrı bir Merkez Yönetim Kurulu ve parti sözcülüğü oluşturulduğunu savundu. Aynı parti içinde iki ayrı yönetim organı bulunamayacağını belirtti.

“Parti içinde paralel yapı olmaz” diyen Kılıçdaroğlu, siyasi rekabet ile kurumsal yapıya alternatif oluşturulması arasında fark bulunduğunu ifade etti. Özel’in genel başkan adayı olarak örgüt çalışması yapmasının olağan olduğunu ancak ayrı bir yönetim merkezi kurmasının doğru olmadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, bu aşamada herhangi bir yaptırım uygulamayacağını ancak söz konusu isimleri uyaracağını açıkladı. Uyarıların ardından mevcut durumun düzeleceğini düşündüğünü dile getirdi.

Özgür Özel’in ihracını gündeme almadığını söyledi

Özgür Özel hakkında ihraç süreci başlatılıp başlatılmayacağı sorulan Kılıçdaroğlu, böyle bir karar bulunmadığını söyledi. Öncelikle görüşme ve uyarı yönteminin kullanılacağını belirtti.

Parti içindeki gelişmelerin zaman içinde olgunlaşacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, Özel ve beraberindeki isimlerin mevcut yapılanmayı yanlış bir değerlendirme sonucunda oluşturmuş olabileceğini savundu. Süreç ilerledikçe bu tablonun düzeleceğine inandığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları, Özel’e karşı doğrudan disiplin süreci başlatılmayacağı ancak alternatif yönetim faaliyetlerinin sona erdirilmesinin isteneceği şeklinde değerlendirildi.

Grup toplantısı konusunda geri adım attığını anlattı

Kılıçdaroğlu, Özgür Özel’in CHP Grup Başkanı sıfatıyla grup toplantısı düzenlemeye devam etmesini parti tüzüğü ve iç hukuk açısından doğru bulmadığını söyledi. Normal koşullarda grup toplantısını genel başkanın yaptığını belirtti.

Aynı gün iki ayrı grup toplantısı yapılmasının çatışma yaratabileceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, bu nedenle kendi toplantısını genel merkeze aldığını anlattı. Özel’in grup toplantısı yapmasına fiilen engel olmayacağını ancak bunun hukuken doğru olmadığı görüşünü koruduğunu ifade etti.

Kılıçdaroğlu, bu kararını iki kadının aynı çocuğun annesi olduğunu savunduğu ve gerçek annenin çocuğun zarar görmemesi için fedakârlık yaptığı hikâyeyle anlattı. CHP’nin zarar görmemesi için fedakârlığın kendisine düştüğünü söyledi.

Olağanüstü kurultay imzalarına itiraz etti

Özgür Özel kanadının olağanüstü kurultay talebiyle topladığı delege imzalarını değerlendiren Kılıçdaroğlu, mahkeme kararına göre mevcut delegelerle kurultay yapılamayacağını savundu. Aynı kişilerle gerçekleştirilecek bir kurultayın yeniden iptal edileceğini öne sürdü.

Mahkemenin 38. Olağan Kurultay delegelerinin iradelerinin sakatlandığını belirlediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, iptal edilen delege yapısıyla yeniden kurultay yapılmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürdü. Yeni delegelerin seçilmesinin ardından kurultayın toplanması gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, kurultay yapmaktan çekinmediklerini belirterek aday olmak isteyenlerin delegeleri ikna edebileceğini ve seçimi kazanmaları halinde kimsenin buna itiraz etmeyeceğini ifade etti.

38’inci kurultayın yeni delegelerle yeniden yapılacağını söyledi

Kılıçdaroğlu, yapılacak kurultayın 39. Olağan Kurultay olarak değil, iptal edildiğini savunduğu 38. Olağan Kurultay’ın yeniden gerçekleştirilmesi şeklinde planlandığını açıkladı. Kurultayın yeni üyeler ve yeni delegelerle yapılması gerektiğini söyledi.

Mahkemenin eski delegelerin iradesini geçersiz saydığını ileri süren Kılıçdaroğlu, yeni delege seçimlerinin tamamlanmasının ardından kurultayın toplanabileceğini ifade etti. Mahkeme tarafından verilen tedbir kararının kaldırılması halinde kurultayı kısa sürede yapabileceklerini belirtti.

Yüksek Seçim Kurulu kararlarıyla mahkeme kararının birbiriyle örtüştüğünü savunan Kılıçdaroğlu, mevcut tedbir sürdüğü müddetçe eski delegelerle olağanüstü kurultaya gidilemeyeceğini söyledi.

Çağrı heyeti talebini değerlendirdi

Özgür Özel’e yakın isimlerin 833 imzayla sulh hukuk mahkemesine başvurarak çağrı heyeti atanmasını talep edeceğinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, İstanbul İl Başkanlığına atanan çağrı heyeti örneğini verdi. İstanbul’daki heyetin aradan uzun süre geçmesine rağmen seçim sürecini tamamlayamadığını söyledi.

Çağrı heyeti atanmasının kurultayın hemen yapılacağı anlamına gelmediğini belirten Kılıçdaroğlu, hukukçuların mahkeme kararlarını ve Yüksek Seçim Kurulunun değerlendirmelerini dikkate alması gerektiğini ifade etti.

Mahkemenin kendilerine kurultay yapma yetkisi vermesi ve tedbiri kaldırması halinde süreci derhal başlatabileceklerini belirten Kılıçdaroğlu, mevcut durumda hukuki sınırlamalar bulunduğunu söyledi.

Aday gösterilirse genel başkanlığa aday olabileceğini açıkladı

Kurultayda yeniden genel başkanlığa aday olup olmayacağı sorulan Kılıçdaroğlu, kişisel olarak bir adaylık ilan etmediğini ancak parti örgütünün ve delegelerin kendisini aday göstermesi halinde yarışabileceğini söyledi.

Genel başkanlık yarışının demokratik koşullarda gerçekleşmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, adayların programlarını açıklayıp delegelerden destek isteyebileceğini ifade etti. Kurultay sonucunda ortaya çıkacak iradenin kabul edilmesi gerektiğini kaydetti.

Kılıçdaroğlu’nun açıklaması, CHP’de hukuki süreçlerin tamamlanmasının ardından yapılabilecek kurultayda yeniden adaylık seçeneğini açık tuttuğunu ortaya koydu.

Normalleşme politikasını eleştirdi

Kılıçdaroğlu, Özgür Özel döneminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yürütülen “normalleşme” ve “müzakere” sürecini de eleştirdi. CHP’nin yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkmasının ardından derhal erken seçim talep etmesi gerektiğini savundu.

Erdoğan’ın CHP Genel Merkezi’ni ziyareti sırasında Cumhurbaşkanlığı forsunun parti binası önüne asılmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, Abdullah Gül’ün kendi genel başkanlığı dönemindeki ziyaretinde böyle bir uygulama yapılmadığını söyledi.

Erdoğan’ın TBMM’nin açılışına katıldığı sırada CHP milletvekillerinin ayağa kalkmasını da yanlış bulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, tek adam yönetimine karşı mücadele eden bir partinin iktidarla “arka kapı diplomasisi” yürütmemesi gerektiğini ifade etti.

“Müzakere edilmez, mücadele edilir” yaklaşımını yineleyen Kılıçdaroğlu, Özel ve kurmaylarının iktidarla hangi konuları müzakere ettiklerini kamuoyuna açıklamaları gerektiğini söyledi.

TBMM’deki pusula tartışmasına sert tepki gösterdi

Kılıçdaroğlu, TBMM’de Suudi Arabistan ile yapılan bir anlaşmanın oylanması sırasında bazı AK Parti milletvekilleri adına pusula gönderildiğini öne sürdü. Turhan Çömez’in itirazı üzerine yapılan sayımda, pusula gönderen milletvekillerinin büyük bölümünün Genel Kurul salonunda bulunmadığının ortaya çıktığını savundu.

Kılıçdaroğlu, salonda bulunmadığı halde bulunuyormuş gibi oy kullanılmasını ağır ifadelerle eleştirdi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un olaya sessiz kaldığını ileri sürerek, Meclis Başkanının gerekli tepkiyi göstermediğini söyledi.

Mevcut Meclis yapısının Türkiye’nin sorunlarını çözemeyeceğini savunan Kılıçdaroğlu, parlamentonun talimatla hareket eden edilgen bir yapıya dönüştüğünü iddia etti. Milli Mücadele dönemindeki Meclis ile mevcut TBMM arasında büyük fark bulunduğunu öne sürdü.

CHP’de arınma süreci başlatacağını söyledi

Kılıçdaroğlu, CHP’nin ahlaki üstünlüğünü yeniden kazanması gerektiğini belirterek “arınma” sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. CHP’li milletvekilleri ve belediye başkanlarının kendileri hakkındaki iddialar karşısında hesap vermekten kaçınmaması gerektiğini söyledi.

İktidardan hesap soracak bir CHP’linin öncelikle kendisinin hesap vermeye hazır olması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, yargı önüne çıkmanın tek başına suçluluk anlamına gelmediğini ancak iddiaların açıklığa kavuşturulmasının zorunlu olduğunu belirtti.

Haklarında kurultay sürecine ilişkin iddialar bulunan dokuz milletvekilinin tedbirli olarak disipline sevk edilmesini “arınmanın ilk adımı” olarak nitelendirdi. Parti ahlakıyla bağdaşmayan davranışlara izin vermeyeceklerini söyledi.

Disipline sevk edilen milletvekilleriyle ilgili açıklama yaptı

Kılıçdaroğlu, “mutlak butlan” kararında isimleri geçtiğini savunduğu dokuz milletvekilinin tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiğini belirtti. Sevk kararının kişisel husumetle değil, parti içindeki iddiaların araştırılması amacıyla alındığını söyledi.

CHP’de en sıradan üyeden en üst düzey yöneticiye kadar herkesin hakkını korumakla yükümlü olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, delegelerin özgür iradelerinin korunmasının parti yönetiminin sorumluluğu olduğunu dile getirdi.

Bir delegenin siyasi görüşmeler veya ikna yoluyla bir adaya oy vermesinin doğal olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, para karşılığında oy kullanılması halinde özgür iradeden söz edilemeyeceğini savundu.

Belediye başkanlarının tutuksuz yargılanmasını istedi

Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere haklarında dava bulunan CHP’li belediye başkanlarının durumunu da değerlendiren Kılıçdaroğlu, yargılanmanın tek başına ihraç gerekçesi sayılamayacağını söyledi. Belediye başkanlarının tutuklu değil, tutuksuz yargılanması gerektiğini savundu.

Kendisinin de dokunulmazlığı bulunmadığını ve mahkemelerde ifade verdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, herkesin yargı önünde hesap verebileceğini belirtti. Yargılanan kişilerin savunma haklarının korunması ve mahkeme kararının beklenmesi gerektiğini ifade etti.

Belediye başkanları hakkındaki iddianameleri okuduğunu ve güvendiği hukukçulara da incelettiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, dosyaların sıradan iddialardan oluşmadığını ancak nihai kararın bağımsız mahkemeler tarafından verilmesi gerektiğini kaydetti.

Parti yöneticilerine yönelik hakaretlere tepki gösterdi

Göreve dönmesinin ardından kendisine yönelik protestoları ve hakaret içeren sloganları değerlendiren Kılıçdaroğlu, tepki beklediğini ancak eleştirilerin ahlaki sınırları aşacağını düşünmediğini söyledi. CHP kültüründe genel başkanların sert biçimde eleştirilebileceğini ancak hakarete izin verilemeyeceğini belirtti.

CHP Genel Merkezi’ne yazılan hakaret içerikli ifadelerle ilgili kamera görüntülerinin alındığını söyleyen Kılıçdaroğlu, konunun yargıya intikal ettiğini ifade etti. Parti içindeki tartışmaların saygı sınırları içinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, mitinglerde atılan sloganların kontrol edilmesinin güç olduğunu kabul etmekle birlikte parti yöneticilerine yönelik sistematik hakaretlerin CHP kültürüyle bağdaşmadığını söyledi.

Adnan Beker’e ağır eleştiriler yöneltti

Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi çevresindeki protestolar sırasında eski milletvekili Adnan Beker’e ait olduğu belirtilen bir otobüsün kullanılmasına sert tepki gösterdi. Beker’in cumhurbaşkanlığı seçiminde kendisine oy vermediğini açıkladığını hatırlattı.

Adnan Beker’i ağır ifadelerle eleştiren Kılıçdaroğlu, böyle bir isimden neden otobüs talep edildiğinin açıklanması gerektiğini söyledi. CHP’nin temiz, ahlaklı ve güvenilir insanların partisi olduğunu savunarak Beker’in parti içindeki faaliyetlerini sorguladı.

Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamaları, parti içindeki protestoların kimler tarafından organize edildiğine ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı.

NATO ve dış politika yaklaşımını açıkladı

Röportajda dış politika başlıklarına da değinen Kılıçdaroğlu, CHP’nin NATO’ya ilişkin kapsamlı bir görüş metni hazırladığını söyledi. Türkiye’nin NATO’nun ileri karakolu olmadığını ve ittifakın her talebini yerine getiren bir ülke gibi davranamayacağını belirtti.

Türkiye’nin Rusya ve Çin’le de görüşebilen, Türk Cumhuriyetleriyle güçlü ilişkiler kuran bağımsız bir dış politika izlemesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin ekonomisi, savunma sanayisi, üniversiteleri ve teknolojik kapasitesiyle bölgesel güç olduğunu savundu.

CHP’nin NATO yaklaşımını bir kitapçık haline getirerek milletvekillerine gönderdiğini açıklayan Kılıçdaroğlu, ilerleyen dönemde temel politika alanlarında yeni açıklamalar yapacağını söyledi.

Fındık üreticilerinin sorunlarını gündeme getirdi

Kılıçdaroğlu, parti içindeki tartışmaların Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal sorunlarının önüne geçmemesi gerektiğini belirtti. Karadeniz’de fındık fiyatlarının açıklanan taban fiyatın altına düşmesini eleştirdi.

Türkiye’nin fındık ihracatından önemli miktarda döviz kazandığını söyleyen Kılıçdaroğlu, buna rağmen milyonlarca üreticinin mağdur edildiğini savundu. Fiyatların kimler tarafından ve hangi yöntemlerle düşürüldüğünün açıklanmasını istedi.

Kılıçdaroğlu, CHP yönetiminin parti içi çekişmeler yerine fındık üreticileri, ekonomik kriz, demokrasi, hukuk ve dış politika gibi temel ülke meselelerine odaklanması gerektiğini ifade etti.

Belediye başkanlarının taraf seçmeye zorlanmasına karşı çıktı

CHP’li belediye başkanlarının Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında taraf seçmeye zorlanmasını doğru bulmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının kişilere değil partiye bağlı olduğunu belirtti.

Erdal Beşikçioğlu’nun “Annemi mi, babamı mı seçeyim?” şeklindeki sözlerinin sanatçı duyarlılığıyla verilmiş doğru bir yanıt olduğunu söyledi. Belediye başkanlarının genel başkanlık yarışlarında taraf olmaya zorlanmaması gerektiğini ifade etti.

CHP’li belediye başkanlarının tamamının partiye ve seçmene karşı sorumluluk taşıdığını belirten Kılıçdaroğlu, kişisel kamplaşmaların yerel yönetim hizmetlerini etkilememesi gerektiğini vurguladı.

Mansur Yavaş’a destek verdi

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik olası bir operasyon konusundaki soruya da yanıt veren Kılıçdaroğlu, Yavaş’ın çalışkan ve Ankaralılar tarafından sevilen bir belediye başkanı olduğunu söyledi.

Mansur Yavaş’ın her konuda hesap vermeye hazır bir yönetici olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Ankara için önemli bir siyasi figür olduğunu ifade etti. Yavaş’ın üretmeye, hizmet sunmaya ve imkânsızlıkları aşmaya çalışan bir belediye başkanı olduğunu kaydetti.

Kılıçdaroğlu, Mansur Yavaş ile yaptığı özel görüşmelerin ayrıntılarını paylaşmadı. Siyasi görüşmelerin içeriğini sonuç ortaya çıkmadan açıklamayı doğru bulmadığını söyledi.

Parti içi birlik ve mücadele çağrısı yaptı

Kılıçdaroğlu, röportaj boyunca CHP’lilere birlik çağrısında bulunarak Türkiye’nin ekonomik kriz, demokrasi, hukuk ve dış politika alanlarında ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Parti içi çatışmaların bu sorunlarla mücadeleyi zayıflattığını savundu.

Özgür Özel ve beraberindeki isimlerin CHP çatısı altında kalması gerektiğini yineleyen Kılıçdaroğlu, genel başkanlık yarışının kurultayda ve parti hukukuna uygun biçimde yürütülebileceğini belirtti. Kimsenin kendi yönetim merkezini oluşturarak partiye alternatif bir yapı kurmaması gerektiğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin ayrışmak yerine iktidarla mücadele etmesi gerektiğini belirterek, “Hiç kimsenin partiden ayrılma lüksü yoktur” mesajını verdi. Parti içindeki rekabetin kurallar çerçevesinde sürdürülmesi, mahkeme kararlarının uygulanması ve yeni delegelerle kurultaya gidilmesi gerektiğini savundu.