Kahpe Bizans

Abone Ol
Tarihin en eski zamanlarından bu yana en çok istismar edilen mevzu olmuştur özgürlükler… İnsanlar, kabileler, devletler yaptıkları her yanlış işi “özgürlük” diye nitelendirerek kurtarmanın gayreti içersinde olmuşlardır. En derin yaralarda bu şekilde ortaya çıkmıştır aslında. Özgürlüğün ne demek olduğunun anlaşılamaması ve sınırlarının doğru çizilemeyişi; insanoğluna haklıyla haksızı, mağdurla zalimi birbirine karıştırır hale getirmiştir.
 
En gelişmiş, en özgürlükçü olduğu iddia edilen ülkeler bile bu konuda yeterli olgunluğa ulaşamamıştır. Çıkarlarla özgürlükler hep birbirine karıştırılmış, çifte standartlar 21.yüzyılda da yerini korumuştur. Uluslararası alanda da bu çifte standart göze çarpmaktadır. Türkiye’de de uzun zamandır tartışması konusu olan “özgürlükler” son aylarda yine amacını açmış durumda. Fikirlerin ne içerdiğinden daha çok kimler tarafından söylendiğinin daha önemli olduğu şu günde, Türkiye tarih boyunca şahit olmadığı mevzularla yüz göz olmaktadır.  Zalimin, katilin söylediğinin özgürlük; halkın söylediklerinin faşistlik olarak lanse edilmesi hayal edilen Türkiye ve özgürlük tablosu değildir. Her fikrin tartışılması gerektiğini savunurken bazı fikirlere tahammül edememek; bebek katillerini alkışlarla anarken, bu milletin çocuklarına ve onların fikirlerine, hissiyatlarına burun kıvırmak çifte standardı göstermektedir. Ahmet Kaya’yı anlamak dünya insanı olmak, sorunlarla olgunlukla yaklaşmak olurken; Türk demenin, ay-yıldız demenin dar kafalılık olması ilginçtir. Her fikrin tartışılmasına eyvallah diyen anlayışın, bu milletin fikirlerine tahammül edememesi anlaşılır bir konu değildir. Kaldı ki en basit izah ediliş şekliyle “özgürlükler bir diğer kişinin özgürlük sahasına girdiği anda biter” anlayışı bizim tartışmamızı daha manidar kılmaktadır. İnsanların canına, ırzına, malına kasteden bir fikrin özgür düşünce olarak izah edilip, diğerlerinin beğenilmeyip sadece aşırı ve çok farklı olarak nitelendirilmesi insana “ Kahpe Bizans” dedirtmektedir. Günümüz medyası insanların giyimlerini bile “acaba özgürlük mü” diye sorgularken; katilleri ve onların savunucularını tütsülerle anması üzücü ve bir o kadar da yanlış olmuştur.
 
Bu dil, bu tavır bizim milletimizin dokusuyla zerre kadar uyuşmamaktadır. Bu millet kendinden olmayana en büyük saygıyı ve muhabbeti besleyen millet olmasına rağmen; bu halka hala özgürlük dersi verilmeye çalışılması anlamsızdır, kasıtlıdır.