Kadınların evlilik sonrası nüfus kaydını otomatik olarak eşinin hanesine taşıyan düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin önüne geliyor. Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 23. maddesine ilişkin iptal başvurusu kabul edilirse, Türkiye’de kadın kimliği ve medeni statüsüne dair elli yılı aşkın süredir tartışılan uygulama tarihe karışacak.
AYM’nin inceleyeceği kural, evlenen kadının kendi baba hanesinden çıkarılarak eşinin kütüğüne, boşanma hâlinde ise yeniden baba hanesine dönmesini zorunlu kılıyor. İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin somut norm denetimi yoluyla taşıdığı dosya, kadınların “kütük taşıma mecburiyeti”ni iptal ettirebilir.
Kadın kimliğinde “otomatik kaydırma” dönemi bitebilir
1950’lerden bu yana yürürlükte benzer hükümler barındıran nüfus mevzuatı, kadının yerleşim yeri ve aile bağını kütük üzerinden yeniden tanımlıyor. Hukukçular, bu işlemin yalnızca teknik bir nüfus güncellemesi olmadığını, “evlilikle soy bağı kadar mekânsal aidiyetin de erkeğe devredilmesi” anlamına geldiğini savunuyor. Avukat Süreyya Kardelen Yarlı’ya göre, iptal kararı çıkarsa kadının kütük adresi, baba ya da eş hanelerine “yedekli” biçimde bağlanmayacak; bireysel tercih öne çıkacak.
Başvuru nasıl başladı?
• 2020’de avukat Ömer Çakırgöz ve eşi, evlilik sonrası gerçekleşen kütük değişikliğinin anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek dava açtı.
• Dört yıllık süreç boyunca ilk derece, istinaf ve Yargıtay aşamalarında uyuşmazlığın çözümü için Anayasa Mahkemesi yolunun açılması talep edildi.
• İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi, Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 23/2. fıkrasının “eşitlik” ve “özel hayatın gizliliği” ilkelerine aykırı olabileceği kanaatiyle dosyayı AYM’ye taşıdı.
Anayasal çatıda üç hak vurgusu
-
Eşitlik ilkesi (m. 10): Kadın-erkek arasında kamu otoritelerinin yaratabileceği ayrımcılığa karşı “nesnel ve makul sebep” arıyor.
-
Özel hayatın gizliliği ve kişisel veri koruması (m. 20): Nüfus kayıtları da dâhil tüm kişisel bilgilerin rızaya dayalı işlenmesini gerektiriyor.
-
Yerleşim yerini seçme özgürlüğü (m. 23): Medenî durum değişikliğiyle bireyin adresinin otomatik değişmesine karşı anayasal koruma sunuyor.
AİHM içtihadı ne diyor?
• Burghartz/İsviçre (1994) kararında Mahkeme, evlilikle soyadı düzenlemelerini değerlendirirken bireyin kimliğine müdahalenin orantılı olmasını şart koştu.
• AİHM, medeni statü değişikliklerinde “devletin takdir payı”nın dar tutulmasını, kişinin özerk kararının esas alınmasını istiyor.
Taslak iptal olursa ne değişecek?
– Kadınlar evlilik sırasında nüfus müdürlüğüne “eski hanemde kalmak istiyorum” diyebilecek.
– İsteyen çift, ortak bir “aile kütüğü”nde buluşmayı karşılıklı beyana dayalı olarak seçebilecek.
– Boşanma hâlinde kadının baba hanesine dönme zorunluluğu ortadan kalkacak; kadın, dilerse yalnızca kendine ait bir hane kurabilecek.
– Nüfus müdürlükleri, kütük aktarımı için önce rıza arayacak; otomatik güncelleme sona erecek.
– Adres Kayıt Sistemi’nde yerleşim yeri seçimi, “evlilik” başlığı altından çıkarılıp “kişisel talep” kategorisine taşınacak.
Neden dönüm noktası sayılıyor?
Kadın dernekleri, kütük mecburiyetinin hukuki olmaktan çok “sembolik” değer taşıdığını belirtiyor: “Kadın, ailedeki konumunu kütük üzerinden ‘devrediyor’ ve boşandığında ‘iade ediliyor’ algısı güçleniyor.” Hukukçular, iptal kararının soyadı, mal rejimi ve çocuk velayeti tartışmalarında da emsal teşkil edebileceğini ifade ediyor.
Devam eden süreç
• Anayasa Mahkemesi dosyayı öncelikli gündem maddeleri arasına aldı.
• Adalet Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı, “devletin savunması” niteliğinde görüş verecek.
• Kararın 2025 sonu gelmeden açıklanması bekleniyor.
Olası senaryolar
-
İptal: Madde, Resmî Gazete’de yayımlanacağı tarih itibarıyla yürürlükten kalkar; TBMM altı ay içinde yeni düzenleme yapabilir.
-
Kısmi iptal: Yalnızca “kadının baba hanesine iadesi” kısmı kaldırılabilir.
-
Ret: Uygulama mevcut hâliyle sürer; eşitlik ihlali bulunmadığına hükmedilir.
Uzmanların görüşü
– Prof. Dr. Ayşe Gül Karanfil: “Adres, sosyal yardımlardan oy kullanmaya kadar pek çok kamu hizmetine erişimin anahtarıdır. Kadının adresi üzerindeki iradesi, vatandaşlık hakkının parçasıdır.”
– Av. Deniz Ata: “İptal, kadınların medeni statü beyanı konusunda Avrupa standartlarını yakalamamız için zorunlu bir adımdır.”