Çorum Kadın Meclisi üyeleri, geçtiğimiz günlerde eniştesinin silahından çıkan kurşunlarla öldürülen Ezgi Taşkıran Zavar için bir araya geldi.

Çorum'da Bahabey Caddesi üzerindeki Hünkar Hacı Bektaş Parkı’nda buluşan Çorum Kadın Meclisi üyeleri, kitlesel basın açıklaması ile kadın cinayetlerini protesto etti. 
Kadın cinayetlerinin son bulması için devlet tarafından gerekli adımların atılmasını isteyen grup, burada yapılan basın açıklamasının ardından Saat Kulesi'ne doğru bir yürüyüş gerçekleştirdi. 

'İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR' 
Kadın Meclisleri adına hazırlanan basın açıklamasını okuyan Kadın Meclisleri Üyesi Didem Azapcı, 2022 yılında bugüne dek 163 kadın öldürüldüğüne dikkat çekti. 
Azapcı; “Yıllardır kadınlar olarak tek bir isteğimiz var; insanca yaşamak! Bunun çözümünü de söylüyoruz. 6284 sayılı yasayı etkin bir biçimde uygulayın, şiddet failini etkin bir şekilde cezalandırın ki şiddetsiz bir toplum yaratalım diyoruz” şeklinde konuştu.
Azapcı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Ezgi Taşkıran Zavar… Daha 27 yaşında, hayatının baharındaydı Ezgi. Birkaç ay sonra düğünü olacaktı. Neşeli, çalışkan, emekçi bir kız kardeşimizdi. Ablasını şiddetten korumaya çalışan, yeğenlerini canından çok seven gencecik bir arkadaşımızdı.
Ezgi, 31 Mayıs Salı günü sokak ortasında ablasının boşanma aşamasında olduğu Emrah Ö. tarafından 9 kurşunla öldürüldü.
Emrah Ö., boşanma aşamasında olduğu Özgecan’a yıllardır şiddet uyguluyor, ailelerini öldürmekle tehdit ediyor, ailesinin evine saldırıda bulunuyor ve Özgecan’a ortak çocuklarını göstermiyordu.
Emrah Ö., hem Ezgi’ye, hem de düğün hazırlığında olduğu eşi, Cemal Zavar’a ‘Siz o düğünü yapamayacaksınız, sen o gelinliği giyemeyeceksin, size o düğünü yaptırmayacağım’ diyerek defalarca tehdit etmişti.
31 Mayıs günü de, Ezgi, ablası Özgecan ve annesi ile birlikte yeğenlerini görmek için Emrah Ö.’nün evine gitmek üzere mahalleye girdiğinde Emrah Ö. Önce sokak ortasında Özgecan’a şiddet uygulamaya başlamış, ardından Ezgi’yi silahla öldürmüştür.

‘FAİL CAYDIRICI BİR CEZA ALSAYDI, EZGİ ŞİMDİ HAYATTA OLACAKTI’
Emrah Ö., olay yerinden kaçmış bir hafta boyunca bulunamamıştır. Emrah Ö.’nün bir haftadır yakalanmamasını sosyal medya hesaplarımızdan duyurarak yetkilileri göreve çağırdık. Ezgi’yi öldüren ve annesini tehdit eden Emrah Ö.’nün derhal yakalanmasını istedik. İki gün sonra faili Emrah Ö., adliyeye giderek kendisi teslim olmuştur. Emrah Ö.’nün daha öncede başka bir kadını silahla yaralama, adam yaralama gibi pek çok suçtan ceza aldığını öğrendik.
Düşünebiliyor musunuz? Onca suçtan sabıkalı olan bir şahıs, rahatlıkla sokakta geziyor, insanları ölümle tehdit ediyor, şiddet uygulamaya devam ediyor, kolayca silahlar alıyor ama bir türlü tutuklanmıyor. Ta ki birini öldürene kadar. Ta ki Ezgi’yi öldürene kadar.! 
Oysa ki, bu cinayet hepinizin gözü önünde, durduramadığınız, engel olmadığınız şiddetin artması sonucu gerçekleşti. Özgecan’a şiddet uygulandığında ya da başka insanlara kadınları silahla yaraladığında Emrah Ö. caydırıcı bir ceza alsaydı, durdurulsaydı Ezgi şimdi hayatta olacaktı.

SÖZLEŞMEDEN BİR GECEDE ÇIKANLAR, KADINLARI KORUYABİLİYOR MU?
İşte o tek kişinin kararıyla bir gecede feshettiğiniz İstanbul Sözleşmesi’nin dediği de tam da buydu. Kadınlar şiddet görmeden engel olacaksınız, eğer engel olamıyorsanız öyle caydırıcı cezalar koyacaksınız ki; erkekler bir daha bir kadına şiddet uygulamayı akıllarından bile geçirmemeli diyordu sözleşme. Ve ülkelere bununla ilgili yükümlülükler getiriyordu. Sözleşmeden bir gecede çıkanlar, kadınları koruyabiliyor mu? Kadın cinayetlerine engel olabiliyor mu? 
Kadınların sokaklarda özgürce, insanca, şiddete ve tacize uğramadan yaşamasına, dolaşmasına yönelik güvenli ortam hazırlıyor mu? 
Hayır, tüm sorularımızın yanıtı koca bir hayır maalesef. O halde sözleşmeden çıkanlar kadınları koruyan bir sözleşmeden neden çıkıyor, bize bu sorunun cevabını versinler. Kadınların öldürülmesine engel olmayanlar, kadınları koruyamayanlar, İstanbul Sözleşmesini feshetmekle, derneğimize kapatma davası açmakla uğraşıyor. Kadınları koruyamadıkları gibi kadınları korumayı amaç edinmiş yasaları ve derneğimizi de istemiyorlar.
Kadınlar olarak her gün, şiddet görüyor, hakarete uğruyor, tehditler alıyoruz. Ölmemek için direniyoruz, sesimizi duyun diye şikayetler ediyor, şehirler değiştiriyor, adresimizi gizliyor, hayatımızı altüst ediyoruz. Şiddet mağduru iken suçlu gibi yaşıyoruz. Oysa bizi öldürmek isteyenler, tehditler edenler, hayatlarına devam ediyor, hatta hepinizin gözü önünde internetten silahlar sipariş ediyor, sosyal medyadan tehditler yağdırıyor, sığınma evlerine dek geliyor, ama tutuklamıyorsunuz. Neyi bekliyorsunuz? Ölmemizi mi bekliyorsunuz! Bilin ki; şiddete maruz kalan, ölen her kadından, bu politikalarınızla ve etkin işletmediğiniz yargı mekanizmanızla sizler de sorumlusunuz.

‘HER GÜN GÖZÜNÜZÜN ÖNÜNDE ÖLDÜRÜLÜYORUZ’
Şiddeti öğrenmesin diye sakındığımız çocuklarımızın gözü önünde öldürülüyoruz. Bizleri öldürenler eşimiz, sevgilimiz, babamız, abimiz, oğlumuz… Tanıdığımız, sevdiğimiz erkekler tarafından öldürülüyoruz. Ya da şiddete artık dayanamayıp, bizi koruyamadığınız şiddet sebebiyle intihar ediyoruz.
2022 yılında bugüne dek 163 kadın öldürüldü. Sadece sayı değil, hepsi birer hayat, yaşamak için direnen kız kardeşlerimiz öldürüldü. Ölüm istatistiklerinizin bir değer olmak istemiyorlardı. Sizler gibi, bizler gibi yaşamak istiyorlardı. Ama artık yoklar!
Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri bir anlık öfke ile olan münferit bir olay değildir. Emrah Ö. gibi erkekler kadınlara her türlü şiddeti uygularken bu şiddet eyleminden dolayı ceza almayacaklarını düşünmekte ya da iyi hal, haksız tahrik indirimi vb. ceza indirimlerinden faydalanacaklarını hesap etmektedirler. Kadın cinayetleri toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en ağır sonucudur diyoruz.
Kadına, çocuğa, LGBTQ+lara yönelik şiddetin, çocuk istismarının sona ermesi için her gün farklı bir şehirde meydanlarda, adliyelerdeyiz. Ezgi de, bir anlık öfke ile öldürülmedi. Fail Ezgi’yi öldüreceğini defalarca dile getirmiş, cinayeti planlamış ve en sonunda uygulamıştır. 
Bizler kadın cinayetlerini durdurma mücadelesi yürüten kadınlar olarak baskılara, hukuksuzca açılan davalara, engellemelere asla boğun eğmeyeceğimizi buradan bir kere daha dile getirmek isteriz. Yetkililer bize kapatma davası açılmasına izin vereceğine kadın cinayetlerini önleyecek politikalar gerçekleştirsin. Kadın cinayetlerini durdursun.

‘ARTIK ÖLMEK İSTEMİYORUZ’ DEMEK İÇİN BURADAYIZ..!
Ezgi’ye yaşarken sağlayamadığımız adaleti şimdi ona ve tüm kadınlara borçluyuz. Bizler, adalet sağlayamadığınızın, kadınları koruyamadığınızın tanığıyız. Ve vicdanlarımız rahat değil, sizlerin de vicdanlarını rahatsız etmek için, artık ölmek istemiyoruz demek için buradayız.
Karşı çıkıyorsunuz! Karşı çıkmayı bırakın, tek amacı kadınları korumak olan, şiddetsiz bir toplum oluşturmak olan İstanbul Sözleşmesinden bir gecede çıktınız, yasaya savaş açtınız. Ne için? Soruyoruz size ne için? Biz söyleyelim; kadınları rahatça dövmenize, sövmenize, tehdit etmenize engel olduğu, etkin soruşturma öngördüğü, cinsiyet eşitliğini temel aldığı için bu yasalara karşı çıkıyorsunuz. Biz biliyoruz ki; yasaları uyguladığınızda kadınlar yaşayacaktır.

KGK: Medya yasasına son şekli konsensüsle verilmeli KGK: Medya yasasına son şekli konsensüsle verilmeli

BİR KEZ DAHA HAYKIRIYORUZ:
Ve kadınları yaşatmak için Çorum Kadın Meclisi olarak, yükümlülüklerinizi bir kez daha haykırıyoruz:
1-Kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi için, şiddet failinin gecikmeksizin ve etkin bir şekilde yargılanmasını talep ediyoruz.
2-Bireysel silahlanmanın zorlaştırılmasını, cezaların ağırlaştırılmasını talep ediyoruz.
3-Koruma kararına rağmen kadınlar öldürülmekte olup, gerçek bir koruma talep ediyoruz.
Çorum Kadın Meclis olarak; kadın cinayetleri durana dek, kadına yönelik şiddet tamamen yok olana dek, insanca yaşam hakkımızı tanına dek mücadelemiz devam edecek.
Ezgi’ye yaşarken sağlayamadığınız adaleti alana dek mücadeleye devam edeceğiz! Öldürülen bütün kadınlara, şiddet gören bütün kadınlara, eşit, özgür ve insanca yaşamaktan başka bir isteği olmayan tüm kadınlara adalet sağlanana dek mücadelemiz devam edecek. Ve bu mücadelede asla yalnız yürümeyeceksin! diyoruz.”