Güncel

James Jeffrey’den itiraf gibi açıklama: Kürtlere söz vermedik

Eski Özel Temsilci James Jeffrey, ABD'nin Suriye'deki Kürt ortaklığının "geçici ve taktiksel" olduğunu açıkladı. 2026 başındaki bu çıkış büyük yankı uyandırdı.

Abone Ol

Eski ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Washington’da yaptığı açıklamalarda, ABD’nin Suriye’deki yeni tutumunun Kürtlere yönelik bir “ihanet” olduğu yönündeki eleştirilere karşı çıktı. Jeffrey, ABD’li yetkililerin Kürtlerle ilişkilerin hiçbir zaman kalıcı bir güvenceye dayanmadığını, IŞİD’e karşı geçici ve taktiksel bir ortaklık olarak tanımlandığını vurguladı.

“Kürtlere hiçbir zaman kalıcı güvence vermedik”

Jeffrey, Amerika Birleşik Devletleri yönetimlerinin, Obama döneminden bu yana Kürtlere kalıcı siyasi ya da askeri garanti vermediğini belirtti. ABD’nin, Kürtleri IŞİD, Esad rejimi ve bu aktörlerin müttefikleri dışındaki güçlere karşı savunacağına dair bir taahhütte bulunmadığını söyledi.

“Kürtlere zamanla bir Kürt bölgesini destekleyeceğimizi ya da onları Suriye muhalefetine veya yeni Suriye hükümetine karşı askeri güçle savunacağımızı asla söylemedik” diyen Jeffrey, ilişkinin IŞİD’i yenmeye odaklı, sınırlı ve geçici bir iş birliği olarak tanımlandığını ifade etti.

ABD’nin Suriye yaklaşımı: BM 2254 sayılı karar

Suriye’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Jeffrey, ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararını desteklediğini söyledi. Kürtlere de bu çerçevede, siyasi çözümden yana olduklarının defalarca aktarıldığını belirtti.

18 Aralık 2015’te oybirliğiyle kabul edilen 2254 sayılı karar; Suriye genelinde ateşkes sağlanmasını, ülkenin birliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü korunarak siyasi bir geçiş sürecinin hayata geçirilmesini öngörüyor.

Sahadaki ortaklar: Şara ve SDG

Jeffrey, Ahmed Şara liderliğindeki Suriye geçici hükümetinin, uluslararası toplumla birlikte 2254 sayılı kararın öngördüğü adımları hayata geçirmeye çalıştığını söyledi. Şara’nın IŞİD’e karşı uluslararası mücadeleye katılma iradesi göstermesiyle, sahadaki ortakların ikiye ayrıldığını ifade etti.

Bu çerçevede, ABD’nin sahadaki temel ortaklarının Ahmed Şara ve Suriye Demokratik Güçleri olduğunu belirten Jeffrey, bölge ülkelerinin büyük bölümünün Suriye’nin birleşmesi gerektiği görüşünde olduğunu ve Washington’un da bu politikayı desteklediğini kaydetti.

Trump–Erdoğan temasları ve gerilim diplomasisi

Jeffrey, Rojava’da Suriye Arap Ordusu’nun Kürt güçlerine yönelik saldırıları sırasında ABD’li yetkililerin yoğun bir diplomasi yürüttüğünü anlattı. Bu süreçte, Donald Trump ile Recep Tayyip Erdoğan arasında doğrudan temaslar kurulduğunu söyledi.

“Kürtlerin katledilmemesi ve güçlerin Haseke’deki Kürt bölgelerine girmemesi için liderler düzeyinde telefon görüşmeleri yapıldı” diyen Jeffrey, ABD’nin yaklaşımının şiddeti önlemek ve gerilimi düşürmek yönünde olduğunu vurguladı.

ABD–Kürt iş birliği sürecek mi

ABD’nin Kürtlerle iş birliğinin tamamen sona ermeyeceğini savunan Jeffrey, IŞİD’e karşı ortak mücadelenin devam ettiğini söyledi. Kürtlerin tamamen tasfiye edilmesini istemediklerini belirten Jeffrey, en gerçekçi çözümün Kürt güçlerinin Suriye ordusuyla entegre edilmesi ve güçlü bir yerel yönetime sahip olmaları olduğunu ifade etti.

Suriye için eyalet sistemi önerisi

Suriye’nin anayasal yapısına da değinen Jeffrey, Irak’takine benzer bir eyalet ya da valilik sisteminin tartışılabileceğini söyledi. Ancak Suriye’de, Irak Kürdistanı’na benzer bir bölgesel statünün uygulanabilir olmadığını belirtti.

Jeffrey, valilerin halk tarafından seçildiği, yerel polis ve yerel bütçeye sahip bir yapının, Suriye’deki Kürtler için ilerleme yolu olabileceğini değerlendirerek, bunun sahadaki dengeler açısından daha gerçekçi bir seçenek olduğunu dile getirdi.