İlk depreme mukavemet bina kodlarıyla ilgili Kanun 1944 de kanunlaştı.Devletin sorumluluğunda olduğu zamanlarda, depremlerden sonraki bina kayıplarının yerine getirilmesinde özel kanuna geçilmek zorunda kalındı, gücü yetebildiği ölçüde yıkılan evleri inşa edebilmek için Özel Kanuna geçildi ve de kolay anlaşılır oldu.Yasal ve fiziksel hazırlıklar doğal felaketi hafifleten temel bir maddeydi ve önceden alınması gereken tedbirler 22 Temmuz 1944 de geçerliydi.
Bu kanunun hedefi hayati tehlikeyi azaltmaktı ve vatandaşın mülkünü korumak ve geçici ev sistemini kurmaktı.Devletin üstlendiği rol, özel teşebbüsün yapamayacağı hizmetleri ve işleri üstlenmekti. Öncelikle oteller, hastaneler, tiyatrolar,okular ve kamu hizmetlerinin yürüdüğü kamuya ait binalar ve ayakta kalabilen küçük ya da büyük yerleşim alanlarının kapasitelerini belirleyen merkezi otoritenin çıkaracağı bir kanuna ihtiyaç vardır.1945 de Devlet Bakanlığı ile Üniversiteler ilk zorunlu yerleşim ve deprem alanlarını içeren bölgelerin haritalarını yapmada işbirliği yaptılar.Bu haritalar geçmişte depremden etkilenmiş ve muhtemelen de etkilenecek olan başlıca iki deprem bölgesinden ibarettir.Bu projede esas amaç geçmişin zararının derecesiydi.
Kent tarihleri incelendiğinde hiçbirinin rast gele bir yerde kurulmadığı görülecektir.Kent, çevresindeki yaşam kaynaklarından yararlanan insan topluluklarını barındıran büyükçe bir sosyal birimdir.Mimarisi, kültürü ve ekonomisi ile zaman içinde gelişir.Kuruluş amaçları ve coğrafi konumu itibariyle çeşitli işlevleri ve özellikleri vardır.Örneğin, liman kentleri, sanayi kentleri, kültür ve ticaret kentleri olabildiği gibi, bu özellikleri bir arada bulunduran kentlerde vardır.Varlıklarını işlevleriyle sürdürebilirler.
Doğal afetler veya doğal engellerle baş eden veya coğrafi konumu nedeniyle kurulma güçlüğü olan kentler pek çoktur.Venedik denize çakılan kazıklar üzerine kurulmuştur. Hollanda kentleri okyanusta yükseltilen set duvarları ile korunmaktadır.Bruges yavaş yavaş kum işgaline uğrayan bir bölgeye yerleşmeye itilmektedir.Pamukkale ’deki antik kent ise depremlerde yıkılmış ve terk edilmiştir.
“Yalan, dolan, hile, pusu / Kim demiş ki kurtulursun / Etme bulma dünyası bu / Ben ederim, sen bulursun.’’ Bir neslin kaderini bir önceki nesil tayin eder.Dedelerin hatasını, torunlar çeker.Geçmişi iyi okumayan milletler, geleceği inşa ederken hata edebilirler.Bu bağlamda; Hiç deprem olmayacakmış gibi soğuk kanlı, ancak bunun yanında her an deprem olacakmış gibi de daima hazırlıklı olmak, yerleşim alanlarının seçiminden başlayıp, inşaatların anahtar teslimine kadar, her aşamasında temel afet bilincine sahip olmak ve buna göre hassasiyet göstermek zorundayız. Eğer gelecekte torunların torunlarının enkaz altında can vermesini arzu etmiyorsak….İnsanların hayatlarındaki en büyük pişmanlıklar, fırsat olduğunda yapmadıkları şeylerdir.
Netice olarak; dün gitti ders alalım. Bugün imkan var, yaşayalım. Yarın henüz gelmedi, o zaman olası afetleri afiyete çevirebilecek şekilde çok iyi planlayalım.Sivil savunmacıların tavsiyelerini yabana atmayalım….
NOT : Mübarek Miraç kandilinizi en kalbi dileklerimle tebrik eder, bir taraftan savaşların, diğer taraftan türlü türlü afetlerin yaşandığı yaşlı dünyamızda, herkese sevdikleriyle beraber sağlık, sıhhat ve afetlerden uzak afiyetler dilerim…