Yunus ne güzel dizelemiş;
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmezsin
Ya nice okumaktır
Okumaktan murat ne
Kişi Hak'kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir…
Geçtiğimiz hafta çoğumuzun da üzülerek izlediği ve ülke olarak görmeyi arzu etmediğimiz bazı olumsuz olaylara şahitlik ettik. Memleketimizin en güzide üniversitelerinden birisi olan ODTÜ'de, ''Göktürk-2'' uydusunun fırlatılmasını kutlamak amacıyla düzenlenen törenler esnasında, bir grup öğrenci tarafından, lastikler yakılarak, polise taş ve molotoflar atılarak protesto gösterileri düzenlendi. Düşüncelerini daha demokratik bir şekilde de ifade edebilecekleri halde, şiddet ve kaos kullanarak seslerini dile getirmeyi tercih eden bu şahıslar da çok iyi biliyorlar ki şiddet hiçbir fikre ve inanca hizmet etmemektedir. Bana sorarsanız amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmekti. Peşinden de Sayın Başbakandan, hem üniversite yönetimine ve akademisyenlere hem de protestoculara yönelik, benim de çok hak verdiğim şu açıklamalar geldi:
''Ben şuna üzülüyorum. Siz nasıl bir üniversite yönetimisiniz ki, kalkıyorsunuz orada o gün, Türkiye Göktürk-2'yi fırlatacak, gururlanmamız lazım. Siz ne biçim öğretim üyesisiniz, sizin yetiştirdiğiniz öğrenciler bunlarsa bizim ülkemiz batmış, bitmiş. Bu öğrencilerin gururlanması, 'seyredelim' demesi lazım. Yani 'Şuralara dev ekranlar koyun da izleyelim' demeleri gerekirken, orada gelip lastik yakıyorlar. Bunu yapan kim? Bu ülkenin evlatları, genç mühendisleri, böyle bir tasarım yapmışlar, böyle projeyi hazırlamışlar, bunu uzaya fırlatıyorsunuz, hep beraber, aşkla kendi uydusunu artık uzaya fırlatıyor diye bu heyecanı duyması lazımken, bunlarda böyle bir heyecan yok. Ne rektöründe var, ne diğer akademisyenlerinde var. Ondan sonra utanmadan, sıkılmadan kalkıp söyledikleri şey; 'polisin, güvenliğin olmadığı bir üniversite istiyoruz'. Neymiş? Derslere girmiyormuş. Girmezsen girme, bu tür öğretim üyeleri olsa ne olur olmasa ne olur. Bunların elinde ancak bunlar olur.'' (CNNTURK)
Başbakanımızın açıklamalarının satır aralarında alınması gereken birçok ders var. Yetiştirdiğimiz en büyük beyinlerin okuduğu bir üniversitede bu olayların yaşanması hakikaten çok üzücü. Peki, biz bu süper beyinleri kimlere emanet ediyoruz? Oradaki hocalara... O zaman kimin hakkı var, ülkemizin geleceği olan gençlerimizi, bu şekilde provoke etmeye, asileştirmeye. İki üniversite okudum. Lisans eğitimimi Psikoloji üzerine yaptım. Sigmund Freud derki; “bana bir bebek verin, isterseniz onu dünyanın en zeki beyni yapayım, isterseniz en azılı suçlusu” yani özünde iyi olan insanın kimler tarafından nasıl yetiştirildiği çok önemlidir.
Buraya kadar ODTÜ olaylarını özetlemeye çalıştım. Gelelim Hitit Üniversitesi mi yoksa ODTÜ’ mü tartışmasına. Bu göreceli bir kavram olabilir ama ben buna hiç düşünmeden Hitit Üniversitesi derim. Neden mi? Öğrenci sayımızın son iki yılda yaklaşık 12.000’e ulaşmasına, eğitim birimlerimizin dağınık şekilde şehrin farklı yerlerinde olmasına ve öğrenim görenlerin kontrolünün toplu yerleşkelere nazaran daha zor olmasına rağmen, benim bildiğim kadarıyla geçmişten günümüze kadar, ALLAH’ A ŞÜKÜRLER OLSUN ki üniversitemizde en ufak bir olay yaşanmamıştır. 168 Üniversitenin olduğu bir ortamda böylesine istisna bir üniversiteye sahip olmak Çorum’un gurur duyması gereken konulardan birisidir diye düşünüyorum. İşte gerçek başarı buradadır. Bu konuda ne kadar başarılı bir üniversite olduğumuzun en somut örneklerinden birisi de bu yıl ki akademik açılış törenlerdir. Bu yıl ki Akademik açılış törenimize Meclis Başkanımız Sayın Cemil ÇİÇEK katıldı. O’nun geleceğini duyunca koşa koşa gittim. Tören alanına girmeden önce arama esnasında sıkıntı olmasın diye arabamın anahtarı ve telefonum haricinde her şeyi aracımda bıraktım. Fakat içeri girerken kimse üzerimi aramadı. 1999-2003 yılları arasında, lisans eğitimi görürken o zaman okuduğum üniversitede, normal günlerde derslere dahi girerken biri kampus girişi, diğeri fakülte girişi olmak üzere iki kez jandarma arama noktasından geçip öyle derse girerdik. Bunları düşününce haklı olarak üniversitemizle bir kez daha gurur duydum. Elbette bu başarı tek başına olamaz. Bu başarının arkasında, Başta Üniversitemiz Rektörümüz olmak üzere, Dekanlarımızın, Bölüm Başkanlarımızın, akademik ve idari personelimizin, öğrencilerimizin, kulüplerimizin büyük payı vardır.
ODTÜ’de yaşananları gördükten sonra bize şehirle iç içe huzurlu bir üniversite hayatı yaşattıkları için aslında teşekkür edilmesi gereken çok kimse ve kurum var ama ben aklıma geldiği kadarıyla emeği geçenlere şükranlarımı sunmak isterim. Başta Sayın Rektörümüz, üniversitemizin birbirinden kıymetli hocaları ve idarecileri olmak üzere, Sayın Valimize, Belediye Başkanımıza, diğer mülki amirlerimize STK’larımıza, askeri, polisi, istihbaratı olmak üzere tüm emniyet birimlerimize ve emeği geçen diğer herkese teşekkür ederim…
Hepinize saygılarımı sunarım…