Yeni Şafak yazarı Çorumlu hemşehrimiz İslam Profesörü Hayrettin Karaman, Google'ın hizmet şartlarının İslam'a aykırı olduğunu belirten okura "Mecbur ise şartı kabul edin ama mümkün ise yerine getirmeyin" yanıtını verdi.

Geçmişte verdiği çeşitli fetvalar nedeniyle gündem olan Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman, köşe yazısında Google'ın hizmet şartlarıyla ilgili soru soran okur için fetva verdi. Karaman hizmet şartlarının İslam'a aykırı olduğunu ancak Google'dan faydalanmak da istediğini belirten okura nasıl bir yol izlemesi gerektiğini anlattı. Karaman'ın yazısının ilgili bölümü şöyle: 

Gözden kaçırmayın

MSB acı haberi duyurdu: 1 asker şehit MSB acı haberi duyurdu: 1 asker şehit

"Arkadaşlarla bir konu üzerinde ihtilafa düştük. Meselenin özü şudur: Google’ın web sayfasında hizmet şartları bulunuyor. Hizmet şartlarında “hizmetlerimizi kullanarak şartlarımızı kabul etmiş sayılırsınız” diye geçmektedir. Sorum şu: Gerçekten İslâm dinine göre Google’ın bana isnat ettiği kabul geçerli midir? Yani Google beni kabul etmiş sayarken, İslâm dini de beni kabul etmiş sayıyor mu? Çünkü ben hizmet şartlarından bazılarını İslâm’a zıt düştüğü için kabul etmiyorum. Ama bununla beraber hizmetten de faydalanmak istiyorum. Şimdi sırf Google’ın bana “kabul etmiş sayılırsın” dediği şey, İslâm’a göre de kabul sayılır mı? Yoksa sayılmaz mı? Zira biz sizin İslâm hukuku hakkında akitlerle alakalı yazdığınız kitaba da baktık, bu tarz bir sözleşmeye rast gelemedik. Böyle bir sözleşme İslâm hukukunda hangi bahse giriyor? Yardımcı olursanız çok seviniriz…"

Cevap

“Allah, din konusunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlarla iyi ilişkiler içinde olmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Allah adaletli olanları elbette sever.

Allah ancak, din konusunda sizinle savaşmış, sizi yurtlarınızdan çıkarmış ve çıkarılmanıza yardım etmiş olanlarla dostluk kurmanızı yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte bunlar kendilerine yazık etmişlerdir” (Mümtehine:60/8-9).

Bu âyetler ve daha nice âyetler ve hadisler, Müslümanların, kendi aralarındaki sözleşmeler bir yana başka din ve inanç sahiplerine bile iyilik ve adalet temelinde davranmalarını istiyor. Dinimize ve yurdumuza göz koyup bize savaş açanlar dışında kalan bütün insanlarla yapılan meşru sözleşmelere, kabul edilen meşru şartlara uymak esastır, kuraldır.

“Müslümanlar şartlarına bağlıdırlar” cümlesi sulh konusundaki bir sahih hadisin içindeki bir cümledir. Hadiste, helâli haram kılan veya haramı helâl kılan bir şart olursa bu şart kabul edilmez, -meşru bir sebeple- kabul edilmiş ise yerine getirilmez buyuruluyor.

Bir de zaruret durumu var:

Başka yerden temin edemediğiniz ve kullanmaya ihtiyacınız bulunan bir şey için karşı taraf, tek taraflı irade beyanı ve dayatma ile İslâm’a aykırı bir şart ileri sürerse bu şartı mecburen (ihtiyaç sebebiyle) kabul edersiniz ama mümkün ise yerine getirmezsiniz. Hadîse göre Müslüman, rızası dâhilinde ve meşru şartlara bağlıdır. Hz. Aişe, bir cariyeyi satın alıp hürriyetine kavuşturmak istemişti. Cariyenin sahipleri İslâm hukukuna aykırı bir şart ileri sürüyorlardı. Konuyu kendisine soran Hz. Aişe’ye, Peygamberimiz (s.a.), “Şartı kabul ederek satın al ve azad et, şeriata aykırı yüz şart olsa geçerli (Müslümanı bağlayıcı) değildir” mealinde cevap verdi.

Bu konu fıkıh kitaplarında, ilgili akitler için “akitte koşulan şartlar” bahsinde geçer. 

Kaynak: Gazete Duvar