Uğur Çınar ve Avukat Fatma Gülşah Çataroğlu’nun hazırlayıp sunduğu program ilgiyle dinlendi.

Programda özellikle evde kalmak zorunda olduğumuz pandemi sürecinde AVM ‘lerin ve birçok iş yerinin kapalı olması nedeniyle uzaktan alışverişlerin tercih edilmek zorunda kalındığına dikkat çekildi.

Alışverişlerde internet ve telefonun tercih edilmesinin tüketiciyi koruyan yasal tedbirleri zorunlu kıldığı belirtilerek, bu kapsamda 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinde düzenlenen önemli hükümler anlatıldı.

Avukat – Arabulucu Fatma Gülşah Çatroğlu, satışın mesafeli sözleşme kabul edilebilmesi için sözleşmenin tarafların yokluğunda ve bir sistem üzerinden ( telefon , tv, radyo veya internet gibi ) iletişim vasıtaları ile kurulmuş olması gerektiğini dile getirdi.

Çataroğlu, “ Diyelim ki ayakkabı alacaksınız, internet sitesinden gördünüz beğendiniz ve hatta mağazasına ayırttırdınız. Ama sonradan gidip mağazada satın aldınız. Bu durumda mesafeli satış olmaz. Mesafeli satışların ayırt edici özelliği tarafların karşı karşıya gelmeksizin iletişim araçlarıyla sözleşme yapmış olmalarıdır. Mağaza gibi olağan alışveriş yapma mekânları dışında yapılan bu sözleşme türünde taraflar hiç karşılaşmazlar, hatta birbirlerinin yüzlerini dahi görmezler” dedi.

‘MESAFELİ SÖZLEŞMELERİN İKİ ÖNEMLİ UNSURU: ÖN BİLGİLENDİRME VE CAYMA HAKKIDIR’

Avukat Çataroğlu, mesafeli sözleşmelerde satıcının malı posta, kargo, kurye gibi aracılarla yaptığı, alıcının ise kredi kartı ya da havale gibi elektronik araçlar kullanarak borcunu ifa ettiğini belirterek, “İnternetten yapılan alışverişlerde tüketici açısından bazı riskler bulunmaktadır. Bunların başında çoğunlukla aldatıcı reklam ve hileli işlemler; ödeme aracı olan kredi/ banka kartlarının bilgilerinin kaydedilmesi ve kullanılmaya müsait olması, tüketici mahremiyetinin ihlali ( adres, telefon, mail bilgileri vb. ) , mal ve hizmetlerin ayıplı olması – ürünün tesliminde yaşanan sorunlar, alışveriş sonrasında muhatap bulamama; dolandırılma riski’dir” dedi.

Çataroğlu, kanunda bu risklerin giderilmesi için mesafeli satışlarda ön bilgilendirme ve cayma hakkı kurumlarının mevcut olduğuna dikkat çekerek, “Riskleri en aza indirmenin yolu ise güvenilir sitelerden alışveriş yapmaktır.” dedi.

‘MESAFELİ SATIŞTA KURALINA UYGUN ÖN BİLGİLENDİRME YASAL BİR ZORUNLULUKTUR’.

Mesafeli satışlarda tüketicinin satım kararına etki edecek tüm bilgilerin verilmesi gerektiğini belirten Avukat Çataroğlu şöyle konuştu. “Bu kapsamda satıcının tüketiciye hizmet veya malın temel niteliklerini ve özelliklerini, satıcı ya da sağlayıcının kimlik, vergi numarası ve iletişim bilgilerini, vergiler dahil olmak üzere toplam fiyatını, nakliye ve teslim şeklini ve giderlerini, olası şikayetlere karşı çözüm yollarını, ödeme ve ifaya ilişkin bilgileri, depozito veya varsa diğer mali teminat detaylarını, dijital içeriklere ilişkin koruma önlemlerini kullanım kurallarını, cayma hakkını, kullanma süresi ve usulünü tüketicinin diğer seçimlik haklarını, tüketicinin uyuşmazlık konularını, tüketici hakem heyetine veya tüketici mahkemesine yöneltebileceğini bilgilendirme yükümlülüğü vardır. Son bilgilendirme; siparişin onaylanmasının tüketiciyi ödeme yükümlülüğü altına sokacağı olmalıdır”

‘ÖN BİLGİLENDİRMENİN ŞEKLİ YASAYA UYGUN OLMALIDIR’

Mesafeli satışlarda ön bilgilendirme şeklinin nasıl olacağının ifade edildiğini anlatan Avukat Çataroğlu, “ En az 12 punto büyüklüğünde, anlaşılabilir dildi, sade, açık ve kolay okunabilir bir şekildi yazılı olarak yapılması ve ödeme yükümlülüğüne girmesinden önce yapılması zorunludur. Satıcı’nın ön bilgilendirmeyi yapmaması sözleşmenin kurulmamış sayılmasına sebep olur. Ön bilgilendirmede tüketicinin cayma hakkının da olduğu bildirilmelidir. Zira cayma hakkı konusunda tüketici bilgilendirilmezse cayma süresi başlamamaktadır.’ Dedi.

‘CAYMA’ YASAL BİR TÜKETİCİ HAKKIDIR VE 14 GÜNLÜK SÜREDE KULLANILABİLİR

Memnun kalınmayan bir mal ya da hizmetin hiçbir gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden iade etmek için tüketiciye tanınan hakkın ‘cayma hakkı’ olduğunu söyleyen Avukat Çataroğlu, ‘ Cayma hakkını kullanmak için şekil şartı yoktur. Ancak ispat kolaylığı açısından e mail- mesaj dilekçe gibi yazılı bildirim yapılmasında fayda vardır. Bu süre, malın teslimi ile başlar. Sürenin sonunda cayma hakkı kullanılmamışsa hak sona erer. Bu kuralın tek istisnası satıcının tüketiciye cayma hakkı olduğunu bildirmemiş olması halidir. Bu ihtimalde tüketiciye 14 günlük süreye ek olarak 1 yıl içinde cayma hakkını kullanma imkanı verilir. Ancak satıcı cayma hakkını bildirmiş ise 14 günlük sürenin sonunda hak sona erer.

Bununla birlikte tüketici, sözleşme kurulması ile mal teslimine kadar geçecek sürede de cayma hakkını kullanabilir. Satıcının ürün henüz teslim edilmediğinden cayma hakkını kullanamazsınız savunması geçerli değildir.

TÜKETİCİNİN CAYMA HAKKINI KULANAMAYACAĞI HALLER BELLİDİR

Avukat Çataroğlu, cayma hakkının kullanılamayacağı halleri şöyle anlattı. “Çabuk bozulan veya son kullanma tarihi geçebilecek malların teslimine ilişkin sözleşmeler ( örn market alışverişi yaptınız, et,süt, peynir gibi) Tüketicinin istekleri veya kişisel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan mallara ilişkin sözleşmeler ( örn. İsme özel bardak, tşört, kalem vs )

Tesliminden sonra ambalaj mühür paket gibi koruyucu unsurları açılmış olan mallardan iadesi sağlık ve hijyen için uygun olmayan mallara ilişkin sözleşmeler ( örn mayo,iç çamaşırı vb. )

Tesliminden sonra ambalaj mühür paket gibi koruyucu unsurları açılmış olması halinde maddi ortamda sunulan kitap dijital içerik ve bilgisayar sarf malzemelerine ilişkin sözleşmeler ve yönetmelikte belirlenen diğer hallerdir.

Cayma hakkının kullanılması halinde tüketici aldığı ürünü iade eder. Satıcıda satım bedelini ve varsa kargo ücretini tüketiciye iade eder.