Hububat ve bakliyat sektörü ikinci yarıda ihracat atağı hedefliyor
Türkiye’nin tarım ve gıda ihracatında önemli bir yere sahip olan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, 2026 yılının ikinci yarısında ihracatını artırmaya odaklandı.
Abone Ol
Un, makarna, bulgur, bitkisel yağ, bakliyat, şekerleme, çikolata, bisküvi, değirmencilik ürünleri, baharat, hayvan yemi ve evcil hayvan mamaları gibi geniş bir ürün grubunu kapsayan sektör, Türkiye’nin en fazla ülkeye ulaşan ihracat kolları arasında yer alıyor.
Türkiye’den 2026 yılının ocak-mayıs döneminde hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektöründe 211 ülke ve serbest bölgeye yaklaşık 4,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Sektör, geniş ürün çeşitliliği ve yaygın pazar ağıyla Türkiye’nin tarıma dayalı sanayi ihracatındaki ağırlığını korudu.
Aylık ihracat 1 milyar dolar sınırını aştı
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre sektörün ihracatı 2026 yılının nisan ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,3 artarak 1 milyar 112 milyon dolar seviyesine ulaştı. Mayıs ayında ise yaklaşık 911 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi.
Yılın ilk aylarındaki ihracat performansı, sektörün küresel talepteki değişimlere rağmen milyarlarca dolarlık dış satım hacmini koruduğunu ortaya koydu.
Sektör temsilcileri, yılın ikinci yarısında özellikle yeni pazarlara giriş, mevcut pazarlardaki payın artırılması ve katma değerli ürün ihracatının geliştirilmesiyle yeniden yukarı yönlü bir ihracat ivmesi yakalanmasını hedefliyor.
İşlenmiş gıda ürünleri öne çıkıyor
Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yalnızca tarımsal hammaddeleri değil, yüksek üretim ve işleme kapasitesine sahip çok sayıda sanayi ürününü de bünyesinde barındırıyor.
Türkiye’nin sektördeki ihracat gücünü un, makarna, bulgur, bisküvi, gofret, şekerleme, çikolata, bitkisel yağlar, hazır gıda ürünleri ve hayvan yemleri oluşturuyor.
İşlenmiş ve ambalajlı ürünlerin ihracattaki payının artırılması, birim ihracat değerinin yükseltilmesi açısından sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor.
Özellikle markalı, perakendeye hazır ve katma değeri yüksek ürünlerin dış pazarlardaki payının büyümesi, Türkiye’nin aynı miktardaki üründen daha fazla ihracat geliri elde etmesine katkı sağlayacak.
190’dan fazla ülkeye düzenli ihracat
Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, normal dönemlerde 190’dan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. 2026 yılının ilk beş ayında ulaşılan ülke ve serbest bölge sayısının 211’e çıkması, sektörün küresel pazar çeşitliliğini gösteriyor.
Orta Doğu ülkeleri sektör ihracatında önemli bir paya sahip olurken; Afrika, Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu pazarlarına yönelik dış satım da sürüyor.
Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Libya ve Cezayir gibi yakın pazarlara yapılan ihracatın yanı sıra ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Rusya, Japonya ve Güney Kore gibi pazarlardaki payın artırılması hedefleniyor.
Sektörün ikinci yarıdaki stratejisinde, belirli ülkelere olan bağımlılığın azaltılması ve ihracatın daha geniş bir coğrafyaya yayılması önemli bir yer tutuyor.
Afrika ve Uzak Doğu yeni büyüme alanı
Küresel gıda talebindeki artış, nüfus hareketleri ve kentleşme, Türk gıda ihracatçıları açısından yeni fırsatlar oluşturuyor.
Özellikle Afrika ülkelerinde temel gıda ürünlerine yönelik talebin artması; un, makarna, bitkisel yağ, bakliyat ve hazır gıda ihracatçıları açısından önemli bir potansiyel sunuyor.
Uzak Doğu ülkelerinde ise ambalajlı gıda, şekerleme, çikolata, baharat, bitkisel ürünler ve evcil hayvan mamalarına yönelik talebin ihracatçılar için yeni büyüme alanları oluşturması bekleniyor.
Sektörün bu pazarlarda kalıcı olabilmesi için yalnızca fiyat avantajıyla değil, ürün kalitesi, ambalaj, marka, lojistik ve sürdürülebilir üretim kriterleriyle de rekabet etmesi gerekiyor.
Evcil hayvan mamalarında büyüme potansiyeli
Son yıllarda Türkiye’nin ihracatını artırdığı ürün gruplarından biri de kedi ve köpek mamaları oldu.
Evcil hayvan sahipliğinin dünya genelinde yaygınlaşması, kuru ve yaş mama pazarının büyümesini beraberinde getirdi. Türkiye’de gerçekleştirilen yeni yatırımların devreye girmesiyle sektörün üretim ve ihracat kapasitesinin daha da yükselmesi bekleniyor.
Evcil hayvan mamalarının yüksek katma değerli bir ürün grubu olması, sektörü yalnızca ihracat geliri açısından değil, ithalatın azaltılması ve cari açığın düşürülmesi bakımından da önemli hale getiriyor.
Hayvan yemleri ve evcil hayvan mamalarında üretim kapasitesinin artırılması, hububat ve yağlı tohumların işlenerek daha yüksek değerle ihraç edilmesine imkân sağlıyor.
Türkiye un ihracatında önemli merkez
Türkiye, sahip olduğu değirmencilik ve işleme sanayisi sayesinde dünya un ticaretinde öne çıkan ülkeler arasında bulunuyor.
Yüksek üretim kapasitesine sahip un fabrikaları, başta yakın coğrafya olmak üzere çok sayıda ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Bununla birlikte sektörün ithal ham maddeye bağımlılığı, küresel tahıl fiyatları ve tedarik zincirindeki gelişmeler, ihracat performansını doğrudan etkileyen faktörler arasında yer alıyor.
Kuraklık, iklim değişikliği, üretim maliyetleri, enerji fiyatları, navlun giderleri ve bölgesel çatışmalar, sektörün önündeki temel riskleri oluşturuyor.
Türkiye’nin işleme kapasitesi ile yerli tarımsal üretim arasındaki dengenin güçlendirilmesi, sektörün uzun vadeli ihracat başarısı ve gıda arz güvenliği açısından kritik önem taşıyor.
İhracatçıların gündeminde maliyet baskısı var
Sektörün ihracat artışı hedefinin önündeki en önemli sorunlardan biri, üretim maliyetlerindeki yükseliş olarak gösteriliyor.
Ham madde, enerji, işçilik, ambalaj, depolama ve lojistik giderlerindeki artış, ihracatçıların uluslararası pazarlardaki fiyat rekabetini zorlaştırıyor.
Döviz kuru ile üretim maliyetleri arasındaki farkın açılması da ihracatçı firmaların kârlılığını ve yeni sipariş alma gücünü etkiliyor.
İhracatçıların ikinci yarı beklentileri arasında uygun finansmana erişimin kolaylaştırılması, ihracat desteklerinin artırılması, lojistik maliyetlerinin düşürülmesi ve tarımsal üretimde öngörülebilirliğin sağlanması bulunuyor.
İklim değişikliği üretimi etkiliyor
Hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörü, iklim koşullarından doğrudan etkilenen sektörlerin başında geliyor.
Kuraklık, düzensiz yağış, don, aşırı sıcaklık ve su kaynaklarındaki azalma; buğday, arpa, mısır, mercimek, nohut, fasulye, ayçiçeği ve soya gibi ürünlerin veriminde dalgalanmalara yol açabiliyor.
Tarımsal üretimde yaşanabilecek kayıplar, sanayicinin ham maddeye erişimini zorlaştırırken üretim maliyetlerinin yükselmesine neden oluyor.
Bu nedenle sulama yatırımlarının artırılması, kuraklığa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi, sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması ve tarım-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi sektörün geleceği açısından önem taşıyor.
Hedef katma değerli ve markalı ihracat
Türkiye’nin sektördeki temel hedefi yalnızca ihracat miktarını artırmak değil, ihraç edilen ürünlerin kilogram başına değerini de yükseltmek olarak öne çıkıyor.
Dökme veya düşük işlenmiş ürünler yerine markalı, ambalajlı, yenilikçi ve nihai tüketiciye yönelik ürünlerin ihraç edilmesi, sektörün gelirini artırabilecek en önemli alanlardan biri olarak görülüyor.
Coğrafi işaretli ürünler, sağlıklı atıştırmalıklar, bitkisel protein ürünleri, glutensiz gıdalar, fonksiyonel ürünler ve hazır yemek çözümleri, önümüzdeki dönemde ihracatta daha fazla öne çıkabilecek ürün grupları arasında bulunuyor.
Türkiye’nin güçlü tarımsal üretim altyapısını gelişmiş gıda sanayisiyle birleştirmesi halinde, hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörünün küresel ticaretteki payını daha da artırabileceği değerlendiriliyor.
Sektör, 2026 yılının ikinci yarısında ihracat pazarlarını çeşitlendirerek, katma değerli üretime ağırlık vererek ve uluslararası tanıtım faaliyetlerini artırarak Türkiye ekonomisine daha fazla döviz kazandırmayı hedefliyor.
Gelişmelerden haberdar olmak istiyor musunuz?
Google News’te Yayla Haber sitemize
abone olun.