Yayla Galeri

Hititlerin kalbi Çorum’da atıyor: Binlerce yıllık tarih büyülüyor!

Hattuşaş Antik Kenti, binlerce yıllık tarihi, anıtsal kapıları ve arkeolojik zenginliğiyle Anadolu’nun en önemli kültürel miraslarından biri.

Abone Ol

Anadolu’nun kalbi Çorum’da yer alan ve binlerce yıl öncesine uzanan köklü geçmişiyle dikkat çeken Hattuşa Antik Kenti, yalnızca Türkiye’nin değil, tüm insanlığın ortak mirası olarak kabul ediliyor.

Çorum’un Boğazkale ilçesi sınırlarında yer alan bu antik kent, binlerce yıllık geçmişi ve eşsiz arkeolojik kalıntılarıyla ziyaretçilerini büyülüyor.

UNESCO tarafından 1986 yılında Dünya Mirasları Listesi'ne alınan Hattuşaş Antik Kenti, yalnızca Anadolu’nun değil, dünya tarihinin en önemli başkentlerinden biri olarak öne çıkıyor.

M.Ö. 1600’lerden Günümüze: Tarihin Sessiz Tanığı Hitit İmparatorluğu’nun idari, dini ve askeri merkezi olarak yaklaşık 400 yıl boyunca Anadolu’ya hükmeden Hattuşa, Çorum’un Boğazkale ilçesinde yeşillikler içinde yükseliyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 1986 yılında dahil edilen antik kent, aynı zamanda UNESCO’nun Dünya Belleği Listesi’nde de yer alıyor. Bu özelliğiyle Türkiye’de bu iki prestijli listeye birden giren tek antik şehir olma unvanını taşıyor.

Hititlerin Başkenti: Hattuşaş Hattuşaş, M.Ö. 17. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar Hitit İmparatorluğu’na başkentlik yapmış, siyasi ve kültürel olarak bölgenin en güçlü şehirlerinden biri olmuştur. Çorum’un Sungurlu ilçesinin güneydoğusunda, Boğazkale ilçesine 4 kilometre mesafede bulunan kent, yaklaşık 2 kilometrekarelik dağlık bir alana kurulmuştur.

Kentte ilk yerleşim izleri M.Ö. 6. binyıla kadar uzanmakta, M.Ö. 3. binyılda ise Hattilerin bu bölgeye yerleştiği bilinmektedir. Hattuşa adı da bu dönemde ortaya çıkmıştır. M.Ö. 19. ve 18. yüzyıllarda bölgeye gelen Asurlular, kentin aşağı kısmına yerleşmiş ve ticaret kolonileri kurmuştur.

I. Hattuşili ile Yeni Bir Dönem Başladı M.Ö. 1700 civarında Kuşşara kralı Anitta tarafından yakılıp yıkılan kent, Hitit kralı I. Hattuşili tarafından yeniden inşa edilerek başkent yapılmıştır. Kent zaman zaman Kaşka kavimlerinin saldırılarına uğrasa da III. Murşili döneminde (M.Ö. 13. yüzyıl) tekrar başkent haline gelmiştir ve imparatorluğun sonuna kadar bu statüsünü korumuştur.

Hattuşaş’ın Yapısal Zenginliği Kent, dönemin mimari ve kent planlaması açısından büyük gelişmişlik gösterdiğini ortaya koymaktadır. I. Şuppiluliuma döneminde (M.Ö. 1344-1322) inşa edilen surlar, kenti çevreleyen önemli savunma yapıları arasındadır. Hattuşaş’ta yönetim merkezleri, tapınaklar, askerî yapılar ve asillere ait konutlar, kentin yukarı kısmında yer alırken, halkın yaşadığı ahşap ve kerpiç evler daha çok alt kesimlerde bulunmaktaydı. Ayrıca tarımsal üretim alanları ve erzak depoları da kentin ihtiyaçlarını karşılamak için planlanmıştır.

5 Kültür Katmanı: Uygarlıkların Buluşma Noktası Hattuşaş’ta yapılan kazılar sonucu 5 ayrı kültür katmanı ortaya çıkarılmıştır. Bu katmanlarda Hatti, Asur, Hitit, Frig, Galat, Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar bulunmuştur. Kentin en bilinen bölümleri Aşağı Kent, Yukarı Kent, Büyük Kale (Büyükkale) ve kutsal bir açık hava tapınağı olan Yazılıkaya’dır.

Aşağı Şehir: Hattuşaş’ın Ticari ve Sivil Merkezi Kentin kuzey kısmını oluşturan Aşağı Şehir, özellikle Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda önemli bir yerleşim merkeziydi. İlk kez bu döneme ait yazıtlarda “Hattuşa” adının geçtiği görülür. M.Ö. 18. yüzyılda Kuşşara kralı Anitta tarafından tahrip edilen kent, daha sonra yeniden kurulmuş ve I. Hattuşili tarafından Hitit başkenti haline getirilmiştir. Bu bölge daha çok sivil yaşamın ve ticaretin merkezidir.

Yukarı Şehir: Dini ve Askerî Merkez Hattuşaş’ın güneyinde yer alan ve yaklaşık 1 kilometrekarelik alana yayılan Yukarı Şehir, eğimli bir yapıya sahiptir. Bu bölgede çoğunlukla tapınaklar ve kutsal alanlar yer alır. Güneyden surlarla çevrilen Yukarı Şehir’in en dikkat çeken yapıları arasında Sfenksli Kapı, Aslanlı Kapı ve Kral Kapısı yer alır. Bu anıtsal girişler, Hitit mimarisinin estetik ve teknik başarısını gözler önüne serer.

Arkeolojik Keşifler ve Bilimsel Önemi Hattuşaş’taki ilk sistemli kazılar Fransız arkeolog Charles Texier tarafından keşfedilmesinin ardından 1893-1894 yıllarında başlatılmıştır. 1906 yılında ise Alman arkeolog Hugo Winckler ile Thedor Makridi Bey'in ortak çalışmaları sonucunda, çivi yazılı büyük bir Hitit arşivi bulunmuştur. Bu keşif, Hitit tarihinin anlaşılmasında dönüm noktası olmuştur.

Bronz Çağı’nın Sonuyla Gelen Sessizlik Hitit İmparatorluğu’nun çöküşüyle birlikte kent terk edilmiş ve sosyal hayat büyük oranda sona ermiştir. Daha sonra Frigler ve Galatlar tarafından kısmen kullanılmış olsa da, Hattuşaş bir daha eski ihtişamına kavuşamamıştır.

Hattuşaş Günümüzde Ne Anlama Geliyor? Bugün Hattuşaş, sadece Çorum’un değil, Türkiye'nin dünya çapında tanıtımında önemli bir yere sahiptir. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist, bu eşsiz başkenti görmek için Boğazkale’ye akın etmektedir. Elde edilen buluntuların önemli bir kısmı ise Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.

Anadolu’nun kalbinde yer alan Hattuşaş, binlerce yıllık geçmişiyle sadece bir arkeolojik alan değil, aynı zamanda bir medeniyet hafızasıdır. UNESCO Dünya Mirası unvanıyla korunmaya devam eden bu eşsiz kent, tarih meraklıları ve araştırmacılar için vazgeçilmez bir durak olmaya devam ediyor.