☰
✕
Haberler

Derelerde altın aramacılığı yeniden gündemde: Çorum’da hangi bölgeler dikkat çekiyor?

Altın fiyatlarındaki yükselişle birlikte Türkiye’nin farklı bölgelerinde derelerde yapılan geleneksel altın aramacılığı yeniden merak konusu oldu. Özellikle dağlık alanlardan doğan, mineral bakımından zengin kayaçları aşındırarak taşıyan akarsular, “dere altını” olarak bilinen alüvyon altın ihtimali nedeniyle ilgi görüyor. Çorum’da da özellikle Kargı ve çevresindeki jeolojik yapı zaman zaman bu açıdan gündeme geliyor.

Abone Ol

Derelerde altın nasıl oluşuyor? Jeolojik süreçlerde kayaçların içerisinde bulunan çok küçük altın parçacıkları, yağmur, erozyon ve akarsu hareketleriyle ana kayadan ayrılabiliyor. Yoğunluğu diğer minerallere göre daha yüksek olan altın, akarsuyun hızının düştüğü bazı noktalarda kum ve çakıl tabakaları içerisinde birikebiliyor.

Bu tür oluşumlar jeolojide “plaser” veya “alüvyon altın” olarak adlandırılıyor. Ancak bir derede parlak mineral görülmesi, o bölgede mutlaka altın bulunduğu anlamına gelmiyor. Pirit ve mika gibi mineraller de güneş ışığında altın renginde parlayabildiği için zaman zaman altınla karıştırılabiliyor.

Altın en çok nerelerde birikebilir? Dere yatağında taşınan altın parçacıkları, yoğunluklarının yüksek olması nedeniyle akıntının yavaşladığı noktalarda çökelme eğilimi gösterebiliyor. Büyük kaya bloklarının arkası, dere kıvrımlarının iç kesimleri, doğal çukurlar ile ince kum ve çakılın biriktiği alanlar jeolojik açıdan daha dikkat çekici noktalar arasında değerlendiriliyor.

Ancak bu alanlarda görülen her parlak parçacığın altın olduğu düşünülmemeli. Altının varlığını kesinleştirmek için numunelerin laboratuvar ortamında incelenmesi gerekiyor.

Çorum’da altın araştırmaları yapıldı Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü kayıtlarında Çorum’un Kargı ilçesine bağlı Çobanlar bölgesinde geçmiş yıllarda altın başta olmak üzere çeşitli elementlere yönelik ayrıntılı maden jeolojisi çalışmalarının yapıldığı görülüyor.

MTA’nın söz konusu çalışmalarında bazı numunelerde altın, gümüş, çinko, antimon ve arsenik arasında ilişki belirlendiği, ancak gerçekleştirilen sondajlarda ekonomik rezerv ve tenör hesabı oluşturacak ölçekte düzenli mineralizasyon tespit edilemediği belirtiliyor. Bu durum, bölgede jeolojik olarak altın izlerine rastlanabileceğini ancak bunun doğrudan ekonomik olarak işletilebilir bir altın yatağı bulunduğu anlamına gelmediğini ortaya koyuyor.

Çorum’un jeolojik yapısı neden önemli? Çorum, farklı jeolojik dönemlere ait kayaçların bir arada bulunduğu geniş bir coğrafyaya sahip. Özellikle kuzey ilçelerinde dağlık alanlar, kırıklı kayaç yapıları ve güçlü akarsu sistemleri maden araştırmaları açısından dikkat çekiyor.

Kargı başta olmak üzere Osmancık ve İskilip çevresindeki dağlık coğrafya, farklı kayaç türleri ve akarsu havzaları nedeniyle maden jeolojisi çalışmalarında öne çıkıyor. Ancak herhangi bir bölgede mineral izine rastlanması ile ekonomik değere sahip bir rezervin ortaya çıkarılması birbirinden tamamen farklı iki aşamayı oluşturuyor.

Her derede altın bulunmuyor Türkiye’de bazı bölgelerde plaser altın oluşumları bilimsel araştırmalara konu oldu. Bununla birlikte uzmanlara göre bir derenin gerçek altın potansiyelinin ortaya çıkarılması yalnızca yüzeyde yapılan gözlemle mümkün değil.

Dere havzasının jeolojik yapısı, kaynak kayaçların niteliği, ağır mineral dağılımı, sediman özellikleri ve laboratuvar analizlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Ekonomik bir yataktan söz edilebilmesi için ise çok daha kapsamlı sondaj ve rezerv çalışmalarına ihtiyaç duyuluyor.

Geleneksel yöntemler hâlâ kullanılıyor Dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi Türkiye’de de dere araştırmalarında bilinen en eski yöntemlerden biri altın tavası yöntemi. Dere kumu ve çakılının su içerisinde yoğunluk farkına göre ayrıştırılmasına dayanan yöntemde daha ağır mineraller kabın dibinde kalıyor. Geçmişten günümüze kullanılan bu yöntem özellikle hobi amaçlı mineral araştırmalarında biliniyor. Ancak amatör yöntemlerle birkaç küçük altın tanesinin bulunması, söz konusu bölgede ekonomik olarak işletilebilir bir rezerv bulunduğunun kanıtı sayılmıyor.

Birkaç gram için tonlarca malzeme gerekebilir Alüvyon altın yataklarında değerli metal miktarı çoğu zaman oldukça düşük seviyelerde bulunabiliyor. Bu nedenle ekonomik üretim yapılabilmesi için çok geniş alanlardan alınan numunelerin incelenmesi ve büyük miktarda malzemenin değerlendirilmesi gerekebiliyor. Bazı oluşumlarda altın, çıplak gözle fark edilmesi oldukça zor olan çok küçük taneler halinde kayaç ve sedimanların içerisinde yer alıyor. Bu nedenle dereden alınan birkaç avuç kum içerisinde altın görülmemesi, havzada hiçbir altın oluşumu bulunmadığını da tek başına göstermiyor.

Altın fiyatlarındaki yükseliş ilgiyi artırıyor Altın fiyatlarının son yıllarda yüksek seviyelere ulaşması, yatırımcıların yanı sıra maden ve mineral meraklılarının da bu alana ilgisini artırdı. Özellikle sosyal medya platformlarında dere yataklarında altın aramaya yönelik içeriklerin çoğalması, geleneksel yöntemlere yönelik merakı yeniden canlandırdı. Ancak bilimsel açıdan asıl belirleyici olan altının piyasa değerinden çok bölgedeki cevherleşmenin niteliği, altının yoğunluğu ve çıkarılabilir rezerv miktarı olarak öne çıkıyor.

Dere yataklarında çevreye zarar verilmemeli Altın arama merakı çevresel riskleri de beraberinde getirebiliyor. Dere yatağının kontrolsüz biçimde kazılması, suyun doğal akışının değiştirilmesi, kıyı ve bitki örtüsüne zarar verilmesi hem doğal yaşamı hem de tarımsal faaliyetleri etkileyebiliyor. Özellikle tarımsal sulama, hayvancılık ve doğal yaşam açısından önemli olan akarsu ve dere yataklarında yapılacak müdahalelerde çevre mevzuatının dikkate alınması gerekiyor. Kimyasal maddelerin kullanılması ise çok daha ciddi çevresel sonuçlar doğurabilecek nitelikte bulunuyor.

Altın aramak isteyenler yasal sürece dikkat etmeli Dere yatağında sistematik kazı yapılması, malzeme çıkarılması, mekanik ekipman kullanılması veya maden arama faaliyeti yürütülmesi gelişigüzel gerçekleştirilemiyor. Türkiye’de maden arama ve işletme faaliyetleri ruhsat ve izin süreçlerine tabi. Bu nedenle “hobi” olarak başlayan bir faaliyetin kazı, malzeme taşıma veya ticari aramaya dönüşmesi halinde ilgili mevzuatın devreye girebileceği unutulmamalı.