Çorum’un yaşayan halk inançları! Nazardan kırklamaya, yüzyıllık gelenekler
Anadolu’nun köklü kültür merkezlerinden biri olan Çorum, sadece tarihî ve arkeolojik mirasıyla değil, aynı zamanda zengin halk inançlarıyla da dikkat çekiyor. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu inançlar, bazen bir şükür, bazen korunma, bazen de dilek dileme aracı olarak yaşamın içine yerleşmiş durumda.
Abone Ol
NAZAR İÇİN TUZ ÇEVİRME VE BONCUK TAKARAK KORUNMA
Çorum’da nazardan korunma inancı oldukça yaygın. Nazarın etkisinden kurtulmak için uygulanan geleneksel yöntemlerden biri de tuz çevirme ritüelidir. Nazar değdiğine inanılan kişi için bir miktar tuz kavrularak dualar eşliğinde başının etrafında çevrilir, ardından bu tuz ateşe atılır. Bu işlemin kişiyi olumsuz etkilerden arındıracağına inanılır.
Ayrıca Çorum’da yeni doğan bebeklere, hayvanlara, kapılara ve iş araçlarına nazar boncuğu takılması da oldukça yaygın bir uygulamadır. Bunun dışında at nalı, üzerlik otu, delik taş, kaplumbağa kabuğu, iğde çekirdeği gibi nesneler de nazara karşı koruyucu olarak kullanılır. Nazar değdirme gücüne sahip kişiler için ise halk arasında “öküz çatlatan” ve “duvar yıkan” gibi deyimler kullanılır.
DOĞUM VE BEBEKLE İLGİLİ RİTÜELLER: AL BASMASI VE KIRKLAMA
Çorum’da halk arasında doğum sonrası al basması korkusu yaygındır. Bu nedenle anne ve bebeği 40 gün boyunca yalnız bırakmamak, kırkı çıkmadan dışarı çıkarmamak gibi kurallar hâlâ uygulanmaktadır. Bu süreçte kırklama adı verilen özel yıkama ritüeli yapılır ve bebek ilk kez dış dünyaya sembolik olarak tanıtılır. Bebek mevlidi ise doğumdan sonra yapılan en önemli sosyal etkinliklerden biridir.
DUA, DİLEK VE ADAK GELENEKLERİ
Çocuk sahibi olmak isteyen kadınların dua okutarak dilekte bulunmaları, dilek ağacına bez bağlamaları ve adak adayıp kurban kesmeleri, Çorum’daki halk inançları arasında önemli yer tutar. Ayrıca aşure günü, kına gecesi, gelin alma ritüelleri, bekâret kuşağı, al duvak gibi uygulamalar da halkın inanç sistematiği içinde yaşatılmaktadır.
UĞURLU VE UĞURSUZ OLARAK GÖRÜLEN DAVRANIŞLAR
Çorum halk inançlarında bazı davranışların uğursuzluk getireceğine inanılır. Gece dışarı sofra örtüsü silkmek, evden çıkan bir kişinin arkasından su dökmek, ya da su dökülürken konuşmak gibi eylemler sakıncalı kabul edilir. Öte yandan mezarlık ziyaretleri, ölü evinde aş verilmesi gibi ritüeller, ölen kişinin ruhuna saygının bir göstergesi olarak yaşatılmaktadır.
YAĞMUR DUASI
Türkmenlerin eski dini inanışıyla İslam inancının yoğrulmasından ortaya çıkmış geleneksel bir kültür, sosyal bir etkinliktir. Batı Anadolu’dan Doğu İskilip’te yaygın ve düzenli bir şekilde tertip edilen yağmur duası törenleri ibadet olmakla birlikte, diğer ibadetlere kıyasla toplumsal bir organizasyon niteliği taşımaktadır. Birkaç şekilde yapılan dualar şu şekildedir.
Uğurlu olduğuna inanılan 1300 ile 1500 metre yükseğindeki dağa DEVE kurban etmek için çıkılır. Bu dağ, o bölgede YÜCELİK ifade eder. Örneğin İskilip yöresinde bulunan 1350 metre yüksekliğindeki Deveci Dağına çıkılır. Kuraklıkta halk arasında “Deveci Dağı deve istiyor” yorumları yapılar. Büyük bir katılımla, dualarla deve kurban edilir. Hoca, dağda bulunan yüksek bir kaya parçasının üzerine çıkar. Uzun ve siyah cübbesini ters giyer, normal ibadette yapılan duanın tam aksine ellerini yere doğru ters çevirir. Katılanlar da hocanın yaptığını yaparlar. Dua ederler. Törenler coşkulu geçer.
Diğer bir şekilde; yağmur duasında bazı kaynaklara göre 71, bazı kaynaklara göre de 71 bin taş sayılır. (Orta Anadolu’da 71 bin taştır.)Bilindiği gibi İslam öncesi Türk inanışında kutsal “Yada” veya “Yeşim” taşından bahsedilir. Bu taşlar alaları temsil eder. Hoca her bir taşa okur, üfler ve bir kenara koyar. Tamamlandıktan sonra bu taşlar bir torbaya konulur ve herhangi birisi tarafından suya atılır. Sihirli ve uğurlu olan bu taşlar yağmurun yağışına vesile olur, bolluk ve bereket getirir. Yağmur suları dağ ve dere eteklerine de birikerek gelir. Eğer yağmur çok yağar da zarar verir hale gelirse evlerde ,mahallelerde, sokaklarda, baltanın keskin tarafı toprağa saplanır. Bu şekilde yağmurun şiddetinin azalacağına inanılır.
KOÇ KATIMI
Koç katımının ana nedeni, damızlık koçlarla daha güçlü daha iyi koyun nesli elde etmek ve yeni doğacak yavruların beslenme sorununu çözmektir. Koçların süslenmesinde muska ve nazarlıkların kullanılması, katımdan önce koçların üstüne erkek çocuk bindirilirse döl zamanı erkek kuzu, kız çocuk bindirilirse dişi kuzu doğacağı inancı ve buna bağlı olarak yapılan işlemler, yöre hayatında önemli uygulamalardır. Koç katımından sonra, çobanın boy abdesti alması gerekir. Eğer yıkanmadan sürünün içinde gezerse, doğacak kuzuların sakat olacağına inanılır. O gün sürünün içinde boş kapla dolaşılırsa kuzulayacak koyunların sütünün kıt olacağına inanılır. Koçlar ve tekeler sürüye katılmadan önce özel olarak süslenir. Koç boynuzlarına elmalar takılır, yünleri kırmızı ve yeşile yakın renklere toprak aşıboyası ile boyanır.
AŞURE GÜNÜ
Muharrem ayının onuncu günü “Aşure Günü”dür. Türkiye’nin birçok yerinde görüldüğü gibi, bazı yerlerde aşure gününden bir gün önce ve bir gün sonrası, bazı yerlerde de yalnızca aşure günü oruç tutulmaktadır. Kur’an-ı Kerim okumak ve dinlemek, herkese selam vermek, günahların affolması için dua etmek, en az yedi çeşitten olmak üzere aşure pişirmek ve dağıtmak sevap sayılmaktadır.
EHLİBEYT YAS TÖRENİ
Çorum’da her yıl Hicri takvimde “On Muharrem” denilen zamanda Ehlibeyt Yas Törenleri yapılmaktadır; baharın uyanışı, Hz. Ali’nin doğum günü, Hızır ile İlyas peygamberlerin yılda bir defa buluştuğu gündür. Hz. Hüseyin’in, Kerbela’da şehit edilen Ehlibeyt’in yası tutulmaktadır. Kur’an okunur, mersiyeler söylenir, oruç tutulur, aşure pişirilir, İmam Hüseyin için yarışmalar düzenlenir ve Hz. Hüseyin’in çektiği acıyı temsilen sineye vurulur. O gün iş yerlerine gidilmemektedir. Hepsinden hâsıl olan ecir ve sevap Hz. Muhammed, Hz. Hüseyin ve 72 şehidin ruhlarına hediye edilir. Allah’tan Muharrem ayı hürmetine rahmet, bereket ve bağış dilenir ve bu ayın feyzinden yararlanılmaya çalışılır.
KOYUNBABA’YI ANMA VE PİLAV GÜNÜ
Çorum’a bağlı Osmancık ilçesinde eylül ayının ilk haftasında üç gün süren Koyunbaba’yı Anma Günü adında kutlamalar yapılmaktadır. Kutlamalarda ilk gün, Koyunbaba Türbesinde mevlit okutulup, ardından pilav ve yayık ayranı ikram edilmektedir. Türbe etrafında kesilen adak kurbanlar dağıtılmaktadır. Koyunbaba adına yapılan helva halka sunulmaktadır. İkinci gün, açık alanda çeşitli ilahiler okunmakta, Koyunbaba hakkında hikâye ve menkıbeler anlatılmakta, O’nun hayatına dair bilgiler verilmektedir. Bu günlerde verilen bütün yemekler hayırseverler tarafından karşılanmaktadır. İsteyenler, evlerinde de yemek hazırlayıp getirebilmektedir. Birlik ve beraberlik içinde paylaşım ve ortaklaşa faaliyet sağlanmaktadır. Üçüncü gün ise, toplu sünnet törenleri yapılıp, şenlik düzenlenmektedir. Kutlamalar boyunca, türbe ziyareti yapılmaktadır.
DİŞ HEDİĞİ GELENEĞİ
Çorum’da yapılan diş hediği kutlamaları çeşitlilik göstermektedir; geleneksel niteliğiyle birlikte mevlit okutanlar olduğu gibi, eğlence biçiminde kutlayanlar da vardır. Diş hediği için kullanılan asıl malzeme buğdaydır. Buğdaya, nohut ve kuru fasulye de ilave edilir. Bazı yerlerde, pirinç ilave edildiği de görülür. Pirincin tercih edilmesinin nedeni, bebeğin dişlerinin pirinç gibi tane tane olacağı inancıdır. Yapılan diş hediği akrabalar, komşular, eş dost çağırılarak kutlamalar eşliğinde yenilir. Yapılan hedik artarsa komşulara dağıtılır.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE YAŞAYAN DEĞERLER
Tüm bu halk inançları, Çorum’un kültürel kimliğinin bir parçası olmaya devam ediyor. Bilimsel olmayan yönleri bulunsa da, bu ritüel ve uygulamalar toplumun ortak hafızasını oluşturmakta, sosyal dayanışmayı ve kimlik bilincini güçlendirmektedir.
Gelişmelerden haberdar olmak istiyor musunuz?
Google News’te Yayla Haber sitemize
abone olun.