Türkiye'nin en popüler dijital platformlarından olan fal bakma uygulamaları 'Faladdin' ve 'Binnaz'ın kurucusu Sertaç Taşdelen, "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamasıyla tutuklandı. Milyonlarca kullanıcısı olan ve yurt dışında da büyük ilgi gören uygulamalar üzerinden yasa dışı bir bilişim sistemi kurarak suç geliri elde ettiği ve bu paraları yurt dışına çıkardığı iddia edilen Taşdelen'in nöbetçi sulh ceza hakimliğindeki ifadesi ortaya çıktı. Teknoloji girişimcisi olarak kendini savunan Taşdelen'in, "Falcılıkla, muskacılıkla, üfürükçülükle, hocalıkla alakam yoktur. Ben falcılara inanmam" şeklindeki sözleri, davanın en çok dikkat çeken detayı oldu.
Yürütülen soruşturma kapsamında 17 Temmuz Perşembe günü tutuklanarak cezaevine gönderilen Taşdelen, hakimlikteki savunmasında hakkındaki iddiaları reddetti. Aylık gelirinin ortalama 150 bin lira olduğunu beyan eden Taşdelen, kurduğu uygulamaların birer teknoloji ve yapay zeka ürünü olduğunu, falcılık gibi faaliyetlerle bir ilgisinin bulunmadığını öne sürdü. Bu durum, bir yandan ciddi bir kara para aklama iddiasını gündeme getirirken, diğer yandan milyonlarca kişinin kullandığı bir fal uygulamasının yaratıcısının bu alana inanmadığını belirtmesiyle ironik bir tablo ortaya koydu.
Soruşturmanın Detayları: Taşdelen Neden Kara Para Aklamakla Suçlanıyor?
Sertaç Taşdelen hakkındaki soruşturmanın temelinde, 'Faladdin' ve 'Binnaz' gibi popüler uygulamalar aracılığıyla elde edilen gelirlerin yasa dışı yollarla aklandığı ve yurt dışına transfer edildiği iddiası yatıyor. Savcılık, bu platformların sadece bir eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda organize bir şekilde suç geliri elde etmek için kullanılan bir bilişim sistemi olduğunu öne sürüyor. İddialara göre, kullanıcıların uygulama içi satın almalarla yaptığı ödemeler, karmaşık para transferi yöntemleriyle takip edilemez hale getirilerek aklanıyor ve önemli bir kısmı yurt dışındaki hesaplara aktarılıyor.
Savunmasında bu iddiaları kesin bir dille reddeden Taşdelen ise tam tersi bir tablo çizdi. "Ben Türkiye'ye para girişi sağlamış, istihdam sağlamış teknoloji girişimcisiyim," diyen Taşdelen, uygulamalarının 120 farklı ülkede kullanıldığını ve bu sayede ülkeye döviz kazandırdığını belirtti. Vatansever olduğunu ve kaçma gibi bir niyetinin olmadığını vurgulayan girişimci, daha önce de benzer bir soruşturma geçirdiğini ancak bu soruşturmanın takipsizlik kararıyla sonuçlandığını hatırlattı. Bu savunma, davanın sadece bir mali suç soruşturması olmadığını, aynı zamanda teknoloji girişimciliği ve dijital platformların finansal işleyişine dair de önemli soru işaretleri barındırdığını gösteriyor.
"Kanaat Önderi Olmak İstiyorum" Diyen Girişimcinin Savunması
Sertaç Taşdelen'in hakimlikteki savunması, hukuki argümanların yanı sıra kişisel hedeflerine ve felsefesine dair de önemli ipuçları içeriyordu. Yüksek bir mal varlığına sahip olmadığını iddia eden Taşdelen'in, "Ben bir kanaat önderi olmak istiyorum," şeklindeki beyanı dikkat çekti. Yurt dışında birçok yerde teknoloji ve girişimcilik üzerine konuşmalar yaptığını belirten Taşdelen, kendisini bir falcı veya medyumlukla ilişkili bir figür olarak değil, uluslararası alanda tanınan bir teknoloji lideri olarak konumlandırdığını ifade etti. Bu durum, yarattığı ürünün içeriği ile kişisel olarak benimsediğini söylediği kimlik arasındaki tezatlığı gözler önüne seriyor.
"Adaletin mutlak gücüne saygı duyuyorum" diyerek sözlerini tamamlayan Taşdelen'in tutuklanması, teknoloji ve girişimcilik dünyasında da geniş yankı buldu. Bir yandan yapay zeka destekli, küresel bir başarıya ulaşmış bir uygulamanın kurucusunun ciddi bir suçlamayla karşı karşıya kalması şaşkınlık yaratırken, diğer yandan dijital platformlar üzerinden elde edilen devasa gelirlerin denetimi ve vergilendirilmesi konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Mahkemenin soruşturma sonunda vereceği karar, Türkiye'deki dijital ekonomi ve uygulama geliştiriciliği ekosisteminin geleceği açısından da emsal teşkil edebilir.