Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum Yayla Haber

Çorum Haber Gazetesi

Yayla Haber

YaylaHaber

Çorum

ÇorumHaber

Çorum Haber

Çorum Haberleri

Corum

Corum Haber

CorumHaber

Çorum Belediyesi

Çorum Valiliği

Çorumspor

Çorum Gazetesi

Çorum Gazeteleri

Çorum Gazete

Ahmet Ahlatcı

Çorum Habercim

Çorum Hakimiyet

Çorum Habercim19

Habercim19

Çorum Time

ÇorumTime

Corum Time

Çorum Koronavirüs

Çorum Koronavirüs Tablosu

Çorum Koronavirüs Haritası

Çorum Koronavirüs Günlük Vaka Sayısı

Çorum Son Dakika Haberleri

Çorum Son Dakika

Çorum Ensonhaber

Çorum Adliyesi

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Haberleri oku

Sungurlu Haberleri

Alaca Haberleri

Osmancık Haberleri

Sungurlu Belediyesi

İskilip Haberleri

Kargı Haberleri

Oğuzlar Haberleri

Laçin Haberleri

Boğazkale Haberleri

Alacahöyük

Hititler

Hitit Başkenti

Hattuşa

Habercim19

habercim19.com

corumhaber.net

corumhakimiyet.net

çorum time

corum time

çorum valilik

Çorum Belediye

Çorum Belediyespor

Yeni Çorumspor

Çorum Yerel

ÇorumYerel Ekonomi

Çorum Ahmet Ahlatcı

Ahmet Ahlatcı

Çorum Ak Parti

Çorum CHP

Çorum İyi Parti

Çorum MHP

Çorum Gelecek Partisi

Çorum DEVA

Çorum Saadet Partisi

Ahmet Sami Ceylan

Cahit Bağcı

Agah Kafkas

Salim Uslu

Tufan Köse

Oğuzhan Kaya

Kenan Nohut

Hacı Odabaş

Yusuf Ahlatcı

Mustafa Tahtasız

Çorum’da

Çorum’un

Çorum’dan

Çorum’a

Çorumluyuz

Çorumlu Amir

Çorumlu

Çorumda

Çorumdan

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Yayla Haber

Çorum Yayla Haber

Çorum Haber

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Yerel

Çorum Yerel Gazete

Çorum
Corum
Çorumhaber
Corumhaber
çorum gazetesi
çorum gazeteleri
çorum haberleri oku
çorum günlük gazete
çorum günlük haberler
çorum son dakika

banner2031

“Öğretmenler MEB’i sınıfta bıraktı”

Eğitim Sen Çorum Şube Başkanı Mustafa Gül, 2108-2019 eğitim ve öğretim yılının yoğun tartışmaların gölgesinde sona erdiğini kaydederek, “Öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin omzundaki yükün arttığı 2018-2019 eğitim öğretim yılı, yoğun tartışmaların gölgesinde sona erdi. Özellikle Bakan Ziya Selçuk tarafından yürütülen değişim algısı ve sorunlara çözüm üretileceği beklentisi çöktü. Öğretmenle MEB’i sınıfta bıraktı.” diye kaydetti.

Eğitim 14.06.2019, 17:25
190
“Öğretmenler MEB’i sınıfta bıraktı”

Eğitim Sen Çorum Şube Başkanı Mustafa Gül, 2108-2019 eğitim ve öğretim yılının yoğun tartışmaların gölgesinde sona erdiğini kaydederek, “Öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin omzundaki yükün arttığı 2018-2019 eğitim öğretim yılı, yoğun tartışmaların gölgesinde sona erdi. Özellikle Bakan Ziya Selçuk tarafından yürütülen değişim algısı ve sorunlara çözüm üretileceği beklentisi çöktü. Öğretmenle MEB’i sınıfta bıraktı.” diye kaydetti.

Gül, Eğitim Sen Genel Merkezi tarafından 20 Kasım 2019 tarihinde başlatılan eğitim öğretim değerlendirme anketi hakkında bir açıklama yayınladı.

Ankete 2326 öğretmenin katıldığını ifade eden Gül, anket hakkında şu bilgileri paylaştı;

“Peki, geride bıraktığımız bir yılı öğretmenler nasıl değerlendirdi? Sendikamız, 2326 öğretmene yönelttiği anket çalışmasıyla bu soruya yanıt aradı. Gelen yanıtlar bir kez daha gösterdi ki MEB’in algı yönetimi için gösterdiği yoğun çabanın okullarda ve öğretmenler nezdinde bir karşılığı bulunmuyor.

Şöyle ki 2326 öğretmenin %48’i, yani 1105 öğretmen “2018-2019 eğitim öğretim yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna “başarısız” yanıtını verirken, soruya “başarılı” yanıtını verenlerin oranı ise 21 kişiyle % 0. 09’da kaldı. Eğitim sisteminin, eğitim emekçilerinin fedakârlıklarıyla yürütüldüğü bir dönemde geçtiğimiz öğretim yılını kısmen başarılı bulanların oranı ise 986 kişiyle %42 oldu. Görüldüğü üzere öğretmenlerin ezici çoğunluğu geride bıraktığımız eğitim öğretim yılını başarılı bulmadığını belirtti.

Kaldı ki bu durum sadece geride bıraktığımız dönem için değil, eğitim sisteminin genel yapısı itibariyle de öğretmenler nezdinde ağır eleştiri alıyor. “Eğitim sistemimizi genel olarak başarılı görüyor musunuz?” sorusuna öğretmenlerin %82’si yani 1903 kişi “hayır” yanıtını vermeyi tercih ederken, %16’sı yani 379 kişi “kısmen” yanıtı veriyor.

Özellikle 4+4+4 sistemi getirildikten sonra AKP ve MEB’in hızla özel okulları teşvik etmesi, devlet okullarını ise imam hatipler ve meslek liselerinin ağırlık kazanacağı şekilde dönüştürmesi ve elbette eğitimin dinselleştirilmesi gibi uygulamalar özel okulların sayısında da özel okullara yönelik talepte de ciddi artışa sebep oldu. Bu durumun en yakından tanığı olan öğretmenlere “Uygulanan eğitim politikalarının velileri ve öğrencileri özel öğretim kurumlarına yönlendirdiğini düşünüyor musunuz?” sorusunu yönelttiğimizde ankete katılanların sadece % 10’u “hayır” yanıtını vermektedir. Bu soruya öğretmenlerin %77’si (1790 kişi) “evet” yanıtını verirken, %12’si “kısmen” yanıtı vermeyi tercih etti.

MEB’in ısrarla eğitim sistemindeki sorunun kaynağı olarak ilan ettiği öğretmenlerin böylesine güçlü biçimde eğitim sistemini eleştiriyor oluşu, asıl sorunun yıllardır sistematik biçimde izlenen eğitim politikalarındaki tercihlerde yattığını açıkça gösteriyor.

Aksi halde “MEB’in eğitimin temel sorunlarına çözüm üretebileceğini düşünüyor musunuz?” sorusuna anketimize katılanların %72’sinin (1681 kişi) “hayır” yanıtını vermesi beklenemezdi. Kaldı ki bu soruya “kısmen” yanıtı verenlerin oranının %21 (494 kişi) olduğu göz önünde tutulursa, öğretmenlerin MEB’i sınıfta bıraktığını görmek çok daha kolay olacaktır.

Nitekim AKP’nin uzun süredir temel politika metinlerinde yer alan ve bugüne kadar izlenen politikaların devamı niteliğinde olan birçok değişikliğin Bakan Ziya Selçuk tarafından cilalanarak kamuoyuna adeta pazarlandığı bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Bu adımların atılmasında eğitim çevrelerinde geniş bir uzlaşma olduğu iddiası ise yetkili ağızlardan dökülen ilk sözcükler olmakta. Ancak her defasında dile getirdiğimiz üzere, eğitim politikaları belirlenirken öğretmenlerin ve öğrencilerin düşünceleri yok sayılmaktadır. Bu durumun en önemli sonucu MEB’in politikalarının gerçekliğini yitirmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. “MEB’in sorunları çözmek için ürettiği politikaların gerçekçi olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna öğretmenlerin %78’i (1810 kişi) “hayır” derken, “kısmen” yanıtını verenlerin oranı %18 (420 kişi) olarak karşımıza çıkmakta. Öğretmenlerin sadece %3’ünün (70 kişi) bu soruya “evet” yanıtını vermesi, öğretmenler nezdinde eğitim politikalarının gerçekçi görülmediğini göstermektedir.

Öğretmenler Çalışma Yaşamında Hak, Eşitlik, Adalet ve Demokrasi İstiyor!

Özellikle “Öğretmenlik Meslek Kanunu” hazırlıklarıyla başlayan tartışmalar, öğretmenlerin hak kayıplarıyla karşılaşacağına dair güçlü sinyaller verdi. Bir tarafta son iki seçimin temel vaatleri arasında yer alan “3600 ek gösterge” sözleri, diğer tarafta sözleşmeli, ücretli, kadrolu adı altında öğretmenlerin farklı biçimlerde istihdam edilmelerinin getirdiği eşitsiz ve haksız uygulamalar, AKP ve MEB’in havuç-sopa taktiğinden vazgeçmediğini gösterdi. Öğretmenlere yöneltilen “Sözleşmeli, ücretli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerle eşit haklara sahip olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusu %88 oranında (2056 kişi) “hayır” yanıtı alırken, ankete katılanların sadece %7’si (157 kişi) bu soruya evet yanıtı verdi.

Görünen o ki AKP’nin seçim vaatleri arasında ilk sıralarda yer alan ve Bakan Ziya Selçuk tarafından parlatılan 3600 ek gösterge vaadi, öğretmenler nezdinde inandırıcılığını yitirmiş durumda. “Eğitim çalışanlarının ek göstergelerinin 3600’e yükseltileceğini düşünüyor musunuz?” sorusuna öğretmenlerin %81’i (1881 kişi) “hayır” yanıtı verirken, “evet” yanıtı verenlerin oranı sadece %6’da (136 kişi) kalmıştır.

Diğer taraftan “Öğretmenlik Meslek Kanunu” hazırlıklarının da MEB’in iddialarının aksine şeffaf ve katılımcı yürütülmediği görülmektedir. “Öğretmenlik Meslek Kanunu hazırlıkları hakkında bilginiz var mı?” sorusuna öğretmenlerin % 28’i (644 kişi) “evet”, %29’u (680 kişi) hayır, %38’i (883 kişi) kısmen ve %5’i (119 kişi) fikrim yok yanıtını verdi.

Üstelik söz konusu kanun hazırlıklarının öğretmenlerin taleplerini karşılamayacağı da gün gibi aşikâr…

Bu kapsamda, “Kadrolu, sözleşmeli, ücretli, taşeron çalışan ayrımını doğru buluyor musunuz?” sorusuna öğretmenlerin %95’i (2206 kişi) “hayır” yanıtı verirken, sadece %2’si (41 kişi) “evet” demeyi tercih etmektedir. Aynı şekilde, “Sözleşmeli öğretmenlerin zorunlu görev süresinin kısaltılacağını düşünüyor musunuz?” sorusuna da öğretmenlerin %10’u (237 kişi) “evet”, %59’u (1382 kişi) “hayır”, %16’sı (381 kişi) “kısmen” ve %14’ü (326 kişi) “fikrim yok” yanıtını verdi.

Yaptığımız anket çalışmasında en fazla “hayır” yanıtını alan ikinci konu başlığı ise “mülakat” sistemi oldu. Liyakat ilkesini ortadan kaldıran, kadrolaşmanın en önemli aracı haline getirilen ve yeni rejim için “makbul görülen” öğretmen inşasında temel rol oynayan mülakat sistemi, öğretmenlerin %94’ü (2194 kişi) tarafından onaylanmıyor. “Mülakat ile öğretmen alımının eşit, adil, geçerli ve yansız bir yöntem olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna öğretmenlerin sadece %3’ü (68 kişi) “evet” derken, %2’si (58 kişi) “kısmen” yanıtını vermeyi tercih ediyor.

Eğitim sisteminin görülmeyen emekçileri açısından da yaşanan sorunlar farklı değildir. “Hizmetli, memur, taşeron olarak okul güvenliği ve diğer yardımcı hizmetlerde çalışanların sorunlarına çözüm üretileceğini düşünüyor musunuz?” sorusuna verilen yanıtlara bakıldığında, öğretmenlerin %3’ünün (66 kişi) “evet, %78’inin (1817 kişi) “hayır”, % 14’ünün (332 kişi) “kısmen” ve %5’inin (111 kişi) “fikrim yok” yanıtını tercih ettiği görülmektedir.

Ayrıca “Okulunuzda, hizmetli, memur ve teknik personel ihtiyacı var mı?” sorusuna verilen yanıtlar, okulların sadece fiziksel yönden değil, iş gücü açısından da sorunlar yaşadığını gözler önüne seriyor. Öğretmenlerin % 61’i (1429 kişi) okullarda hizmetli, memur ve teknik personel ihtiyacı olduğu ifade ederken, %28’si (647 kişi) “hayır”, %8’i (190 kişi) “kısmen” ve %3’ü (60 kişi) “fikrim yok” yanıtı vermeyi tercih etti.

Son olarak, çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi ve özellikle eğitim kurumu yöneticilerinin demokratik yöntemlerle belirlenmesine dair öğretmenlerin güçlü bir talebi olduğu görülmektedir. Şüphesiz ki bu durum gerek kadrolaşmanın geldiği düzey gerekse bunun bir sonucu olarak ayrımcı ve eşitsiz ilişkilerin artmasının boyutlarının görülmesi açısından da oldukça anlamlı. “Okul yöneticilerinin demokratik yöntemlerle belirlenmesi iş barışına katkıda bulunur mu?” sorusuna öğretmenlerin %83’ü (1924 kişi) “evet” yanıtını vermiştir. Aynı soru, ankete katılanların %8’inden (191 kişi) “hayır” yanıtını alırken, öğretmenlerin %8’inden (184 kişi) de “kısmen” yanıtını aldı.

Eğitimde Cinsiyetçi Bakış Açısı Devam Ediyor

Genel olarak eğitim hizmetinin ve okuldaki çalışma yaşamının cinsiyetçi yapısı da öğretmenlerin tespit ettiği önemli başlıklardan. “Eğitimde cinsiyet eşitliğinin (müfredat, ders kitapları, okul kültürü, kadın yönetici sayısı vb.) sağlandığını düşünüyor musunuz?” sorusuna öğretmenlerin %75’i (1739 kişi) “hayır” yanıtını verirken, %9’u (199 kişi) “evet”, %15’i (350 kişi) “kısmen” ve %2’si (38 kişi) de “fikrim yok” yanıtını verdi.

Öğretmenlerin anket ile ifade ettiği değerlendirme sonuçları eğitimde yanlış politikaların temel sorumlusu olarak MEB’in öğretmeni hedef gösterdiği uygulamalara olan itirazı, isyanıdır. Öğretmeni, öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran bu uygulamalar ve söylemler MEB tarafından ısrarla sürdürülmektedir.

MEB, 1 Haziran 2019 tarihinde yayınladığı öğretmenler günü genelgesi ile liyakat ile belirlenmeyen okul müdürlerinin öğretmenleri başarılı/ başarısız diye ayrıştırarak, not vermesini isteyerek belirlenen öğretmenlerin Ankara’da yapılacak kutlamalara katılacağını belirtti. Öğretmenleri bir form üzerinden başarılı/başarısız diye sınıflandıran, okul müdürlerine bu konuda değerlendirme yetkisi veren ve bu genelge ile öğretmenlik mesleğinin toplumsal algısını artırmayı amaçladığını iddia eden MEB’in tutumu bizim için kabul edilemez. Öğretmenler açısından öncelik; her yıl tekrar eden hamasi nutukların atıldığı etkinliklere katılmak değil, mesleğimiz, öğrencilerimizin eğitim hakkı ve geleceğimizle ilgili konularda söz ve karar alma yetkisine sahip olmaktır. Öğretmenler günü kutlaması adı altında öğretmenleri sınıflandırmak mesleğimizi itibarsızlaştırmaktır. MEB’in bu genelgeyi bir an önce geri çekmesi gerekmektedir.

8 Haziran 2019 tarihinde Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran tarafından yapılan açıklamalar da öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran söylemlerin, uygulamaların hız kesmeyeceğini bir kez daha göstermektedir. Bu açıklamada gerekçe paylaşılmadan öğretmen alımının, seçiminin alan bilgisi ve genel kültürle sınırlı kalacak bir yaklaşımla hareket edilerek pedagojik formasyonun kaldırılacağı açıklandı. Yine aynı açıklama içerisinde kendisi de bir akademisyen olan MEB bürokratının elinde bilimsel veri olmadan, sayılar vererek öğretmenleri ‘Çok iyi, biz bu işi yaparız da şöyle böyle diyenler, umudu kesmişler’ sözleriyle nitelemesi, sınıflandırması bizim için sözün bittiği yerdir. Bir taraftan öğretmenlere, öğretmenlik mesleğine önem veriyor görüntüsü yaratıp, bir taraftan da öğretmenler arasında başarısızlar, isteksizler olduğuna dair düşünceyi yerleştirmek bilinçli bir şekilde eğitim sistemindeki sorunların gerçek sorumluları yerine öğretmenleri hedefe yerleştiren bir algı yaratma yönelimini hayata geçirmektir. Bu açıklamanın Milli Eğitim Bakan Yardımcısı tarafından bir an önce düzeltilmesi gerekmektedir.

Eğitim süreçlerinde yönetici görevlendirme süreçlerinin gerçek adı kadrolaşmadır. Eğitim kurumlarına yönetici belirlenmesi süreci liyakat sahibi kişilerin değil iktidar ve yandaş sendika tarafından ‘makbul’ kişilerin belirlendiği bir süreç haline gelmiştir. Müdür, müdür yardımcılığı sınav sonuçlarının açıklanmasına bir gün kala yandaş sendikanın isteği doğrultusunda yönetici atama takviminin değişmesi bu işleyişin adaletsizliğinin, hukuksuzluğunun açık göstergesidir.

Eğitim Emekçilerinin En Temel Sorunları Görmezden Geliniyor

TİS sürecinin yaklaştığı günlerde, eğitim ve bilim emekçilerinin en temel sorunları MEB’in gündeminde hiçbir şekilde yer almamaktadır. Öğretmenler; iktidar ve MEB tarafından eğitimin tüm sorunlarının hedefinde gösterilmektedir. Eğitimde uygulanan yanlış politikalar görünmez kılınmaya çalışılmakta ve tüm tartışmalar bilinçli olarak öğretmeni hedef göstererek yürütülmektedir.

Eğitim ve bilim emekçilerinin hak ve özgürlükleri genişletilmeden nitelikli eğitimden söz edilemez. MEB’ e soruyoruz:

En temel hak olan kamusal emeklilik hakkı olan 3600 ek gösterge tüm eğitim ve bilim emekçileri için yaşama geçirilecek mi?

Sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilecek ve mazerete dayalı tayin hakkı başta olmak üzere tüm hakları iade edilecek mi?

Ücretli öğretmen uygulamasına son verilecek mi?

Ataması yapılmayan öğretmenlerin atama sorununa çözüm bulunacak mı?

Öğrencilerimizin ilgi, yetenek ve becerileri doğrultusunda yönlendirilebilmesi için bilim, kültür, sanat, spor, yabancı dil branşları başta olmak üzere tüm branşlardan atama yapılacak mı?

Proje okul uygulamasına son verilecek mi?

Yönetici atamaları, öğretmen atamaları, proje okullarına öğretmen alımında mülakat uygulamalarına son verilecek mi?

Hukuksuz ihraçlarla ilgili sürece dair hukuk işletilecek mi, eğitim ve bilim emekçilerinin ellerinden alınan meslek hakkı iade edilecek mi, yaşatılan hukuksuzluğa son verilecek mi?

Eğitim sürecinin görünmeyen emekçileri olan genel, teknik ve idari hizmetlilerin iş güvencesi, hakları güvence altına alınacak mı?

Eğitimin en temel sorunlarına cevap vermeyen, çözüm bulmayan, çözüm bulmaya yönelik bir irade koymayan politika yapıcı ve uygulayıcıları eğitim sorun değil çözümdür diyerek, attığı her adımla sorunların başat unsurunu temsil etmektedir.

2018-2019 eğitim öğretim yılı anket sonuçları aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’nın karnesidir. MEB hayata geçirdiği uygulamalarla sınıfta kalmıştır.

Yaratılan bu karanlığı değiştirmek bizim elimizde… Gerçek çözüm; mesleğimize, haklarımıza, öğrencilerimizin eğitim hakkına sahip çıkmak için birlikte mücadeleyi yükseltmekten geçiyor. Milyonu aşan bir gücüz. Birlikte başarabiliriz.”

Kaynak: Yayla Haber
Yorumlar (0)
33°
az bulutlu
Namaz Vakti 06 Ağustos 2020
İmsak 03:55
Güneş 05:35
Öğle 12:51
İkindi 16:43
Akşam 19:57
Yatsı 21:30
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 34 69
2. Trabzonspor 34 65
3. Beşiktaş 34 62
4. Sivasspor 34 60
5. Alanyaspor 34 57
6. Galatasaray 34 56
7. Fenerbahçe 34 53
8. Gaziantep FK 34 46
9. Antalyaspor 34 45
10. Kasımpaşa 34 43
11. Göztepe 34 42
12. Gençlerbirliği 34 36
13. Konyaspor 34 36
14. Denizlispor 34 35
15. Çaykur Rizespor 34 35
16. Malatyaspor 34 32
17. Kayserispor 34 32
18. Ankaragücü 34 32
Takımlar O P
1. Hatayspor 34 66
2. Erzurum BB 34 62
3. Adana Demirspor 34 61
4. Akhisar Bld.Spor 34 57
5. Fatih Karagümrük 34 56
6. Bursaspor 34 56
7. Altay 34 54
8. Keçiörengücü 34 50
9. Menemen Belediyespor 34 44
10. Giresunspor 34 44
11. Ümraniye 34 44
12. İstanbulspor 34 40
13. Balıkesirspor 34 38
14. Altınordu 34 37
15. Boluspor 34 33
16. Osmanlıspor 34 30
17. Adanaspor 34 21
18. Eskişehirspor 34 12
Takımlar O P
1. Liverpool 38 99
2. Man City 38 81
3. M. United 38 66
4. Chelsea 38 66
5. Leicester City 38 62
6. Tottenham 38 59
7. Wolverhampton 38 59
8. Arsenal 38 56
9. Sheffield United 38 54
10. Burnley 38 54
11. Southampton 38 52
12. Everton 38 49
13. Newcastle 38 44
14. Crystal Palace 38 43
15. Brighton 38 41
16. West Ham 38 39
17. Aston Villa 38 35
18. Bournemouth 38 34
19. Watford 38 34
20. Norwich City 38 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 87
2. Barcelona 38 82
3. Atletico Madrid 38 70
4. Sevilla 38 70
5. Villarreal 38 60
6. Real Sociedad 38 56
7. Granada 38 56
8. Getafe 38 54
9. Valencia 38 53
10. Osasuna 38 52
11. Athletic Bilbao 38 51
12. Levante 38 49
13. Real Valladolid 38 42
14. Eibar 38 42
15. Real Betis 38 41
16. Deportivo Alaves 38 39
17. Celta de Vigo 38 37
18. Leganés 38 36
19. Mallorca 38 33
20. Espanyol 38 25
Arşiv

Gelişmelerden Haberdar Olun

@
Bumerang - Yazarkafe