Müsavat Dervişoğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında yaptığı konuşmada kabinede gerçekleştirilen değişiklikleri değerlendirdi. 11 Şubat 2026 tarihli toplantıda konuşan Dervişoğlu, özellikle Adalet Bakanlığı görevine Akın Gürlek’in atanmasına yönelik eleştirilerde bulundu.
Dervişoğlu, iktidarın muhalefete yönelik baskı politikalarını resmileştirdiğini savunarak, kabine değişikliğinin sistemsel bir dönüşüm anlamı taşımadığını ifade etti.
“Baskı resmi hale getirildi”
Dervişoğlu, ana muhalefet partisine yönelik hukuki süreçleri yöneten bir ismin Adalet Bakanı olarak atanmasının, söz konusu davaların siyasi yönünü somutlaştırdığını öne sürdü. Bu durumun yargı bağımsızlığı açısından tartışmalı bir tablo ortaya çıkardığını dile getirdi.
Konuşmasında, “Davayı açan kişi dava süreci başlamadan davayı yürüten hâkimlerin başına geçiyor” ifadelerini kullanan Dervişoğlu, bu çerçevede yürütülecek süreçlerden demokrasi ve hukuk açısından sağlıklı sonuç çıkmayacağını savundu.
Kabine değişikliği ve sistem eleştirisi
Kabinede gece yarısı yapılan değişikliklere de değinen Dervişoğlu, iki bakanın görevden alınarak yerlerine yeni isimlerin getirildiğini hatırlattı. Mevcut yönetim sisteminde bakanlıkların cumhurbaşkanının talimatlarını yerine getiren birer temsil makamına dönüştüğünü iddia etti.
Kabine değişikliğinin yapısal bir dönüşüm içermediğini belirten Dervişoğlu, isim değişikliklerinin sistemsel sorunları ortadan kaldırmayacağını savundu.
Ekonomi ve nüfus politikalarına eleştiri
Konuşmasında nüfus verileri, ekonomik koşullar ve sosyal politikalar üzerinden de değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, artan hayat pahalılığı ve gelir dağılımına ilişkin eleştiriler yöneltti. Genç işsizlik, konut sorunu ve eğitim imkânları üzerinden hükümetin politikalarını sorguladı.
Tarım, sanayi ve özelleştirme uygulamalarına dair eleştirilerde de bulunan Dervişoğlu, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin şeffaflık ve hesap verilebilirlik çağrısında bulundu.
Dış politika ve siyaset vurgusu
Dervişoğlu, dış politikada kullanılan söylem ile uygulamalar arasında tutarsızlık olduğunu ileri sürdü. Sert açıklamaların iç siyasete yönelik bir araç olarak kullanıldığını savunarak, vatandaşlara siyasi söylemler karşısında temkinli olunması çağrısında bulundu.
Konuşmasının sonunda siyasette güvenilirlik ve demokratik meşruiyet vurgusu yapan Dervişoğlu, partisinin merkez siyaset anlayışını güçlendirme hedefini yineledi.




