Dedi: (mektep arkadaşı) Herkes yükseliyor bir sen kaldın alçak / Dedim: Yükselmek güzel lakin daha güzel olanı yükselirken alçalmamak
*
Uzanmış yatıyor yeşil örtü altında / Acaba değeri nasıldır şimdi, Allah katında?
*
Yalnızlık nedir bilir misin? /Şadırvanlarda, parklarda / Kahve köşelerinde oturdun mu hiç tek başına? / Yürüdün mü, kalabalık caddelerde yalnızca? / Baktı mı, gelen geçen garip guraba diyerek galiba / Duvarlar ile konuşup attın mı içine dertlerini yıllarca? / O halde nereden bilesin sen yalnızlığı yaşamayınca / Çünkü yaşayanlar bilir, ne demek olduğunu anca
*
Sağlık sıhhat yerinde ise / Güzel sözler dilinde ise / Halin vaktinde yerinde ise / Dostundur (!) her kimse
*
Yaşlılıkta;
Yol tek… Giriş resen / İstesen… İstemesen
*
Bir taraf yağmur, fırtına, sel, batak çamur çaltak / Diğer taraf güllük gülistanlık ve güneşli muhakkak / Geçmek ister insanoğlu birinden kurtulup diğerine / Lakin aradaki zemin engeldir, geçmek istediğine / Ve açar gözlerini bakar ki yine aynı yerde
*
Bir şey olmaz daha erken / Bugün yarın gelirim derken / Kapıya kilit vurmadan gel / Yoksa içine dert olur giderken
*
Yollar ırak olmuş yok mahsuru / Gönüllerde yer bulduktan sonra / Yollar yakın olmuş neye yarar / Gönüllerin dışında kaldıktan sonra
*
Bakma öyle gülümsediğine / Belki de gözyaşları içeride / Suçu, günahı mı, nerede? / O da verdiği değerde
*
Yaşlıların direk dolaylı herkeste hakkı var / Dedim, acep kimler ki bunlar? / Dedi, boş ver. Anlayan anlar / Ne de olsa hepsi okumuşlar / Dedim, diploma işe yarasaydı / Yaşanmazdı bunlar
*
Yine bir sala sesi, ta uzaklardan / Belli ki, bir can cansız olmuş / Demek taşlanmış ki yürekler / Yakınlar bile gamsız olmuş
*
Yaşlılık resen girilmesi gereken bir yol / Bu yolda levhalar eksik, herkes olmalı el kol / Yoksa topyekün zor olur, zor olur / Kaybedince içeride sönmeyen kor olur
EŞ-LER
Bilemedim kadrini kıymetini
Hengâmelere kurban eyledim seni
Şu ömrümün son dönemi
Affeder misin beni?
Affetmek en kolay yol
Yeter ki, sen maziye nokta koy
Birde değişirse o eski huy
Nasıl affetmem ki…
Baş koyduk yıllarca aynı yastığa
Rıza gösterdik seninle açlığa tokluğa
Dayanamaz kalbim, senin yokluğa
Nasıl affetmem ki…
Dünyalar sanki benim oldu
Eski defterler bir bir kayboldu
Şair de son dem huzur buldu
Affedilince…
Elini ver artık elime
Lüzum kalmadı uzun söze
Ölüm bile zor gelmez bize
Affedilince…