Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu, Türkiye’de yıllık 23 milyon tona ulaşan gıda israfını azaltmak için kapsamlı bir çalışma başlattı. Kurul, özellikle hizmet sektöründe israfı büyüten uygulamalar arasında öne çıkan açık büfe ve “serpme kahvaltı” modellerini yakın takibe aldı. İlk aşamada tespit ve ölçümleme ile sektör paydaşlarıyla istişare öne çıkarken, olası düzenleme seçeneklerinin çerçevesi üzerinde çalışılıyor.
Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’nın (TİSVA) 2025 Yılı İsraf Raporu’na atıf yapılan değerlendirmelerde, dünya genelinde üretilen gıdanın üçte birinin kaybolduğu ya da çöpe gittiği hatırlatılıyor. Bu tablo yalnızca ekonomik bir yük değil; aynı zamanda sosyal adalet ve sürdürülebilirlik açısından da alarm veriyor.
Küresel çelişki: Açlık ve obezite aynı anda büyüyor
Rapora göre dünyada 783 milyon kişi açlık çekiyor; her 11 kişiden biri yatağa aç giriyor. Günde 25 binden fazla çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybettiği bir ortamda, 1 milyardan fazla kişinin obez, 3 milyar kişinin fazla kilolu olması küresel gıda sistemindeki derin çelişkiyi ortaya koyuyor.
Projeksiyonlar, 2035’e kadar dünya nüfusunun yarısından fazlasının aşırı kilolu sınıfına girebileceğine işaret ediyor. Bu eğilim, sağlık sistemlerine maliyet baskısı getirirken gıda üretimi-tüketimi zincirindeki dengesizliklerin de büyümesine neden oluyor.
Türkiye’nin tablosu: Kişi başına yılda 102 kilo gıda çöpe gidiyor
TİSVA verileri, Türkiye’de her yıl 23 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini ortaya koyuyor; bu da kişi başına yaklaşık 102 kilo israf demek. Üretilen meyve ve sebzenin yaklaşık %35’i sofraya ulaşamadan kayboluyor veya atık oluyor.
İsrafın yoğunlaştığı alanlar evler, hizmet sektörü, perakende ve dağıtım süreçleri olarak sıralanıyor. Soğuk zincir kırılmaları, yanlış stok yönetimi, porsiyon kontrolünün olmaması ve tüketici alışkanlıkları, kayıpları artıran başlıca etkenler arasında gösteriliyor.
“Serpme kahvaltı” ve açık büfeye odak: Hijyen kuralları israfı büyütüyor
Restoran ve otellerde masaya “geniş seçimli” setler halinde sunulan serpme kahvaltılarda tüketilmeyen peynir, zeytin, reçel gibi ürünler, hijyen gerekçesiyle tekrar servis edilemeden çöpe gidiyor. Açık büfe uygulamalarında da benzer bir sorun; göz doyuran teşhir, tabaklarda ve istasyonlarda yüksek miktarda atığa dönüşüyor.
Kurul üyesi Ramazan Bingöl, açık büfelerin israftaki payına dikkat çekerken, serpme kahvaltı konusunda da bir çalışma yürütüldüğünü belirtiyor. Buradaki amaç, tüketici memnuniyetini zedelemeden porsiyon yönetimini rasyonelleştirmek ve israfı minimize edecek bir model tasarlamak.
Ekmek israfı: Her gün 12 milyon adet çöpe, yılda 4,38 milyar ekmek
Türkiye’de günlük 12 milyon ekmek çöpe gidiyor; bu sayı yılda 4 milyar 380 milyona ulaşıyor. Sadece %5’lik bir azalış bile on milyarlarca liralık tasarruf anlamına gelirken, yaklaşık 900 bin ailenin yıllık geçim giderini karşılayabilecek bir kaynak yaratabileceği ifade ediliyor.
Ekmek israfında gereğinden fazla satın alma, uygun saklama koşullarının bilinmemesi ve lokanta-toplu yemek hizmetlerinde porsiyon fazlalığı öne çıkıyor. Dilimleme ve doğru muhafaza teknikleriyle bu israfın hızla düşürülebileceği vurgulanıyor.
Politika seçenekleri ve öneriler: “Gıda, milli güvenlik meselesi”
TİSVA raporu ve Kurul’un önceliklendirdiği başlıklarda, hane ve işletme düzeyinde pratik müdahaleler öneriliyor. İhtiyaçtan fazla gıda alınmaması, uygun saklama yöntemleri, uzun süreli muhafazada derin dondurucu/uygun ambalaj kullanımı ve ekmeğin dilimlenerek tüketilmesi gibi adımlar kısa vadede etkili sonuçlar doğurabilir.
Hizmet sektöründe “serpme kahvaltı” yerine talebe göre porsiyon servis, açık büfelerde akıllı porsiyonlama ve stok planlaması, bağış ve geri kazanım mekanizmalarının güçlendirilmesi öne çıkıyor. Kurul’un üzerinde çalıştığı gıda bankacılığı, israfın önlenmesi ve mevzuat düzenlemeleri başlıkları, operasyonel uygulamalarla desteklendiğinde ölçülebilir bir düşüş sağlanabilir. Ramazan Bingöl’ün ifadesiyle, “gıda artık milli bir güvenlik meselesi” olarak konumlandırılıyor.
“Serpme kahvaltı yasaklanacak mı, açık büfeye düzenleme gelecek mi?”
Gündemde, serpme kahvaltı ve açık büfeye ‘topyekûn yasak’ değil; israfı azaltmaya dönük standartlar, porsiyon yönetimi ve hijyen-izlenebilirlik kuralları gibi seçeneklerin değerlendirilmesi bulunuyor. Bu çerçevede işletmelerin menü tasarımı, tedarik ve servis süreçlerinde “talebe göre” modelin teşviki bekleniyor.
Süreç, sektör paydaşları ve kamu otoritelerinin ortak çalışmasıyla ilerleyecek. Kapsam, takvim ve uygulanacak araçlara dair detaylar resmî açıklamalar geldikçe netleşecek; amaç tüketici memnuniyetini ve hijyen standartlarını korurken israfı görünür biçimde azaltmak.