ARCA ELEŞTİRİLEMEZ DEĞİL, HESAP VEREBİLİR OLMALIDIR
Çorum’un Geleceğine Pusu Değil, Şeffaflık Çağrısıdır
Son günlerde kamuoyunda dolaşıma sokulan ve eleştiri yapan herkesi “Çorum’un geleceğine pusu kurmakla” suçlayan değerlendirmeler, sağlıklı bir toplumsal ekosistem inşa etme iddiasıyla örtüşmüyor.
Savunma sanayisine yapılan yatırımlar şüphesiz stratejik önemdedir; ancak hiçbir kurum, hiçbir şirket ve hiçbir aktör eleştiri dışı bir konuma yerleştirilemez. Üstelik kamusal niteliği giderek artan yatırımlar söz konusuysa toplumsal denetim lüks değil, bir zorunluluktur.
Bu nedenle ARCA’ya yönelik her sorgulamayı “şer odaklarının yıpratma girişimi” olarak nitelendirmek, hem kurumsal hesap verebilirlik ilkesini hem de Çorum’un gelişim dinamiklerini ıskalayan bir yaklaşımın parçasıdır.
Savunma Sanayii Güçtür; Ama Güç Denetlenmeyi Gerektirir
Türkiye’de savunma sanayisine yatırım yapan her girişim kıymetlidir. Bu, tartışmasız bir gerçek.
Ancak bir başka gerçek daha vardır: Savunma sanayii sektörü, yapısı gereği en yüksek şeffaflığı, en güçlü iç kontrol mekanizmalarını ve kamu denetiminin en titiz biçimde işletilmesini gerektirir.
ARCA’nın büyümesi, üretim yapması, istihdam oluşturması takdir edilmesi gereken gelişmelerdir. Fakat bu tablo, şirkete “eleştiriden muafiyet” sağlayan bir dokunulmazlık alanı yaratmaz. Eleştiri düşmanlık değildir; aksine demokratik toplum düzeninin en temel refleksidir. Kurumların toplumsal faydaya katkısı ise ancak şeffaflık, hesap verilebilirlik ve sağlıklı bir kamusal tartışma kültürüyle güçlenir.
Çorum’a Değer Katmak Ayrı; Sorgulanamazlık Kültürü Ayrı
Bugün ARCA hakkında yöneltilen her soru, her iddia, her değerlendirme; şirketi zayıflatmaz. Aksine kurumsal dayanıklılığını artırır, eksiklerini görmesine imkân tanır ve sürdürülebilirliğini güçlendirir.
Buna karşın bir gazetecinin dile getirdiği eleştirilerin “hainlik”, “pusuculuk” veya “şer odağı faaliyetleri” şeklinde nitelendirilmesi; kurumsal gelişimi körleştiren, iletişim perspektifini daraltan bir tutumdur. Kurumsal itibar, eleştireni susturarak değil, eleştirilere objektif veriler ve şeffaf süreçlerle karşılık vererek korunur.
Çorum’un Görevi Kör Kalkan Olmak Değil; Sağlıklı Denetimi Sahiplenmektir
ARCA, Çorum için bir değerdir; bunda tereddüt yok.
Ama Çorum’un görevi bir şirketi kayıtsız şartsız savunmak değil; doğruyu yanlıştan ayıran ortak aklı güçlendirmektir.
Soru sormak kötü niyet değildir.
Sorgulayan gazeteci “pusu kuran kişi” değildir.
Eleştiri, gelişimin en temel paydaşlarından biridir.
Bir şirketin büyüklüğü onu eleştiriden muaf kılmaz; tam tersine toplumsal sorumluluğunu artırır. Dolayısıyla “ARCA’ya sahip çıkmak” söyleminin, eleştiri mekanizmalarını devre dışı bırakmak için kullanılan duygusal bir savunma hattına dönüşmemesi gerekir.
Güçlü Kurumların En Büyük Sermayesi Eleştiriden Korkmamaktır
Bugün ARCA’yı eleştiren herkesi hedef göstermek, uzun vadede sadece ARCA’ya değil; Çorum’un ve Türkiye’nin kalkınma stratejilerine de zarar verir.
Zira güçlü kurumlar eleştiriden kaçmaz; şeffaflıkla yanıt verir.
Güçlü şehirler kişileri değil, ilkeleri savunur.
Güçlü gelecek ise sorgulamayı düşman değil, yol gösterici kabul eden bir kültürle inşa edilir.
ARCA değerli bir markadır.
Ama eleştirilemez değildir.
Hiçbir kurum değildir.
Bugün tartıştığımız mesele bir kuruma pusu kurmak değil; tüm kurumların kamu vicdanı önünde hesap verebilir olmasının, Türkiye Yüzyılı perspektifinin ayrılmaz bir gereği olduğuna işaret etmektir.
Bende şimdilik bu kadar parantez açıyorum...