Çorum’un Bilim Dünyasına Açılan Kapısı Hitit Üniversitesi

Abone Ol
            İlim avdır. Öğrenmek ise avlanmaktır. İlim yolunda başarılı olmak yürek ister. Sağlam ve dayanıklılık ister ve ilim sabır ister.
            Akademik anlamda en üst düzey bilim yuvaları ise üniversitelerdir.
            Üniversitenin akademik anlamdaki tanımı ise; bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu şeklinde ifade edilmektedir.
            Ülkemizde 1982 yılında çıkarılmış olan Yök yasası ile tıkanmış olan yükseköğretimdeki okullaşmanın önü 2006 yılında çıkarılan 5467 sayılı yasa ile açılmıştır.
            Söz konusu yasa Çorum’da kurulmuş olan Hitit Üniversitesi  ile birlikte ülkemizdeki bütün il merkezlerini de özlediği üniversitesine kavuşturmuştur.
            Yükseköğretimde okullaşma adına çıkarılmış olan bu radikal yasanın aynı zamanda ülke metropollerinde kurulmuş olan gelişmiş üniversiteleri de hantallıktan kurtardığını görüyoruz.
Böylece Anadolu’daki yüksek okul ve fakültelerde büyük üniversitelerin üzerinde   yük olmaktan çıkmıştır.
Hemen her vilayet özerk bir bilim yuvasına kavuşmuş ve üniversiteler bölgesinin bilim dünyasına açılan kapısı olmaya başlamıştır.
Bilim insanlarının akademik anlamda önü açılmış ve akademik kadro sorunlarının çözümü yolunda adımlar atılmıştır.
5467 sayılı yasanın getirdiği yeniliklerden bir tanesi de özerkliği adeta bir bağımsızlık gibi değerlendiren ve ülkenin seçilmişlerine adeta meydan okuyan, bilimsel üretimden daha çok siyasi sahnede boy göstermeye çalışan ilkel üniversite yönetimi anlayışına son vermesidir.
Malum değişimler sancılı olur.
5467 sayılı yasanın getirdiği yenilikler ülkemiz bilim dünyası için bir umut ışığı olsa da statükonun  yaklaşık dört yıl boyunca direnmeye devam ettiğini görüyoruz.
Değişimdeki sancıyı çabuk atlatan üniversitelerin bilim dünyasında hatırı sayılır yol aldığı görmek mümkün.
 
*                      *                      *                      *
 
Hitit Üniversitesi de 5467 sayılı yasa ile kurulmuş olan genç bir üniversitedir.
Yaklaşık dört yıl boyunca statüko ile mücadele eden Hitit Üniversitesinin  Rektör Profesör Doktor Reha Metin Alkan’ın göreve  gelmesi ile birlikte önemli bir hamle yaptığını görüyoruz.
Sayın Alkan’ın bölge halkının yakından tanıdığı, halkla ilişkiler açısından deneyimli ve sevilen akademisyenleri kendine yardımcı ve danışman seçmesi Çorum’a verilen en anlamlı mesajdır.
Ulusal kanallarda yapılan tanıtım programları, sosyal ve kültürel etkinlikler, Çorum basınının üniversiteye olan ilgisi, ilçe ziyaretleri, kapanış ve açılış programları bölgeye bilimsel bir çoşku vermeye başladı.
Kelimenin anlamında etkili üniversite olan Hitit Üniversitesi yavaş yavaş varlığını hissettiriyor.
Hiç şüphesiz ki sayın Rektörün Hitit Üniversitesi için kısa, orta ve uzun vadede uygulamaya koyacağı bir yol haritası vardır.
Ben yukarıda sıralamaya çalıştığım etkinlikleri sayın profesörün kısa vadede uygulamaya koyduğu kazanımlar olarak değerlendiriyorum.
Kanaatim odur ki sıra orta vadeli uygulamalara gelmiştir.
Hitit Üniversitesinin üniversite gibi üniversite olması için daha çok yol kat etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Burada kampus sorunu, akademik kadrolar, hakemli dergiler, Tıp fakültesi, enstitüler, makale sayısındaki son durum ve yeni açılacak olan fakülteler  ya da bölümler konusuna uzun uzun değinmeyeceğim.
Öyle ya bu konu sayın Alkan ve kurmaylarının konusudur.
Üstelik yukarıda da açıkladığım üzere sayın Rektör akademik tecrübesi ve kısa vadedeki uygulamaları ile mücadelesine bir sıfır önde başlamıştır.
Ben Osmancık’ta yaşamam nedeni ile öncelikle üniversiteye Osmancık penceresinden bakarım.
Üniversitenin Osmancık ayağı olan Ömer Derindere Meslek Yüksek Okulu ile ilgili izlenimlerimi aktaracağım.
Sayın rektörün Osmancık’ı daha iyi tanıması ve meslek yüksek okulunun kazanılması ile ilgili verilen mücadelelerden haberdar olması Üniversitenin Osmancık başarısı açısından son derece önemli olduğunu düşünmekteyim.
 
*                      *                      *                      *
 
            Bakınız; Osmancık Meslek Yüksek Okulunun açılış serüveninin  1990 lı yılların sonlarında başladığını görüyoruz.
            Beş altı yıllık mücadele sonunda hayırsever iş adamı Ömer Derindere’nin huzurevi binasını tahsis etmesi ile birlikte mutlu sona ulaşılmıştır.
            Okulun Gazi Üniversitesi bünyesinde açılması ise ayrı bir önem taşıyordu. Gazi Üniversitesi gibi seçkin bir akademik kurum bünyesinde açılan Osmancık meslek okulunun kurucu müdürlüğü görevi ise Doc.Dr. Ahmet Çiftçi’ye verildi.
            Yüksek okul kurmak gibi önemli bir sorumluğu yerine getiren Ahmet hoca Osmancık’ta görev yaptığı kısa süre içerisinde okulun donatımı başta olmak üzere bütün eksikliklerini tamamlamaya çalıştı.
            Osmancık’ta bulunduğu süre içerisinde de akademik çalışmalarını ihmal etmeyerek profesörlük  ünvanını aldı.
            Bu dönemde okul bilgisayar laboratuarları başta olmak üzere modern bir altyapıya kavuşturulmaya çalışıldı. Hayırsever işadamı Ömer Derindere’nin destekleri de bilimin hizmetine sunuldu.
            Osmancık Meslek Yüksek Okulu’nun Hitit Üniversitesi’ne bağlanması ile birlikte kısa bir süre görev yapan Prof Dr. Ahmet Çiftçi görevini layıkı ile yapmanın hazzı ile üniversitesine döndü.
            Osmancık meslek yüksek okulundan Ahmet hoca gitti ve akademik kariyerde bitti. Bu süre zarfında okulda akademik personelin bulunmaması ise oldukça düşündürücüdür. 
            Geçen dönemde oluşan bu durum Hitit Üniversitesinin Osmancık Meslek Yüksek Okuluna bakış açısının en önemli göstergesidir.
            Okulda bir tane dahi akademisyenin  bulunmaması ve üstelik akademik unvan alanlarında üniversitenin  merkezdeki birimleri için görevlendirilmesi oldukça düşündürücüdür.
            Yüksek okulun akademik ünvanı olmayan kişilerle yürütülmeye çalışılması ve üstelik Çorum’da ikamet eden hocaların günü birlik Çorum’a gidiş geliş yapmaları bilimsel verimi olumsuz yönde etkilemektedir.
            Bu bağlamda Osmancık Meslek Yüksek Okulu bilimin aydınlığında ilerleyen modern akademik bir kurum olmak yerine  sadece bilgilerin aktarıldığı geleneksel yöntemlerle  işi götüren bir okul hüviyetine bürünmüştür. İlçede sosyal ve bilimsel etkinliklere imza atılamamış, yüksek okul varlığı hissettirilememiştir. 
            Panel,sempozyum, konferans vb. etkinliklerde yok olan Osmancık Meslek Yüksek Okulu ilçede akademik bir umut olmaktan giderek uzaklaşmaktadır. İlçenin ekonomik değerleri ile ilgili bilimsel çalışma, makale vb. faaliyetlere imza atılamamıştır.
            Mevcut bina yeterli olmasına rağmen ilçe ekonomisi için önemli görülen ve umut bağlanan  yeni bölümlerin açılması sağlanamamıştır.
            Akademik personeli hemen hiç bulunmayan okul bilimsel araştırma ve makalelerde hemen hemen sıfır çekmiştir.
            Osmancık için önemli olan Avrupa birliği hibe programları çerçevesinde ne kadar proje üretildiği  ve yüksek okulun bu önemli faaliyetin neresinde olduğu ise cevap bekleyen önemli sorular arasındadır.
            Bütün bu bilgiler ışığında Osmancık Meslek yüksek Okulu uzaktan kumandalı yüksek bir lise görüntüsü verirken, bilimin neresinde olduğu ise akla  gelen önemli bir sorudur.
            Üniversite yurdu için her hangi bir girişim başlatılamaması düşündürücüdür.
            Yüksek Okulun Osmancık’ta varlığı ile ilgili olarak tek teselli ise hayırsever işadamları Ömer Derindere ve Erdal Durukan’ın maddi ve manevi destekleridir.
            Okulun isminin “Hitit Üniversitesi Osmancık Ömer Derindere Meslek yüksek Okulu” adlandırılması son derece anlamlı ve önemlidir. Bu anlam,önem ve desteğe  bilimsel anlamda cevap verecek olan ise başta Hitit üniversitesi olmak üzere okul yönetimidir.
            Üniversite ve okul yönetiminden beklenen ise; Bu önemli eğitim kurumunu geleneksel yöntemlerle eğitim veren bir okul olmaktan çıkarılması ve  bir an evvel bilimin ışığı ile sadece ilçeyi değil bölgeyi de aydınlatan akademik bir kuruluş hüviyeti kazandırılmaktır.
            Sayın rektörün  kararlılığı ve becerilerine ek olarak en büyük şansı akademisyen milletvekilinin TBMM’ nde Çorum’u temsil etmesidir.
            Milletvekili Dr. Cahit Bağcı Prof Dr. Reha Metin Alkan’la birlikte Hitit Üniversitesi için önemli bir şanstır.
            Hitit Üniversitesi; adı gibi metanetli, özü sözü doğru, sebatkar, itimat edilir, bolluk, genişlik ve varlık ifade eden yeni lideri ile sağlam ve  dayanıklı bir irfan yuvası olurken Çorum’un Batı Karadeniz’e ve İstanbul’a açılan kapısı olan Osmancık’taki organlarını önemseyip geliştirmeli ve etkili hale getirmelidir.