Güncel

Çorum’dan giden dosya İmamoğlu davasını kökten değiştirebilir

AYM’nin, Çorum’dan gelen başvuruyu 11 Aralık’ta görüşecek olması Ekrem İmamoğlu dosyasında yeni bir belirsizlik alanı oluşturdu. Tartışmalı maddelerin iptali halinde hem ceza sınırları hem de siyasi etkiler yeniden şekillenebilir. Sürecin nasıl sonuçlanacağı ise merakla bekleniyor.

Abone Ol

Anayasa Mahkemesi, kamu görevlisine hakarette ceza alt sınırını belirleyen TCK 125/3-a ve “şikâyet şartına” ilişkin TCK 131/1 maddelerinin iptal edilmesine yönelik başvuruyu 11 Aralık’ta gündemine alıyor. Söz konusu başvuru, Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi Halil Güner tarafından yapıldı; ancak sürecin arka planında Ekrem İmamoğlu’nun “ahmak” davasında avukatlarının yaptığı başvurunun etkisi dikkat çekiyor.

İmamoğlu cephesinden gelen başvuruyla başlayan süreç

Sözcü yazarı Aytunç Erkin, 8 Eylül 2024 tarihli köşe yazısında kritik bir ayrıntıyı duyurmuştu:
İmamoğlu’nun avukatları, istinaf incelemesini yapacak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi’ne başvurarak TCK 125/3-a ve 5. maddelerin Anayasa’ya aykırı olduğunu, dosyanın “somut norm denetimi” için AYM’ye gönderilmesi gerektiğini belirtmişti.

Dilekçede şu talepler yer aldı:

– AYM’ye başvurulması,
– AİHM içtihatlarına göre duruşmalı değerlendirme yapılması,
– Bilimsel mütalaa veren uzmanların mahkemece dinlenmesi,
– AİHM kararlarının Türkçe çevirisinin Adalet Bakanlığı tarafından sağlanması.

Bu başvurudan 14 gün sonra, Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi Halil Güner, kendi davasındaki “kamu görevlisine hakaret” suçunda aynı maddelerin Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine vararak AYM’ye resmî iptal başvurusu yaptı.

Çorum’daki dava: Hakim Güner’in Anayasa’ya aykırılık değerlendirmesi

Güner’in başvurusu, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir doktorun şikâyeti üzerine açılmış bir dava üzerinden yapıldı. Sanığın doktora yönelik sözlerinin TCK 125/1, 125/3-a ve 125/4 kapsamında cezalandırılması talep edilirken, hâkim şu gerekçelerle iptal talep etti:

– TCK 125/3-a’nın Anayasa’nın 2, 10, 26, 36, 38 ve 40. maddelerine aykırı olduğu,
– Kamu görevlisine yönelik hakarette daha ağır ceza öngörülmesinin ifade özgürlüğünü sınırladığı,
– AİHM içtihatlarına göre kamu görevlilerinin “eleştiriye daha açık” olması gerektiği,
– Mevcut düzenlemenin demokratik tartışma ortamını daralttığı.

Hâkim Güner, AİHM’in yerleşik içtihadını aktararak şu ilkeye dikkat çekti:

“Resmi sıfatla hareket eden devlet memurları, özel şahıslara göre daha geniş eleştiri sınırlarına tabidir.”

Bu nedenle, kamu görevlilerine hakarette ceza alt sınırını yükselten maddenin ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yarattığını belirtti.

İmamoğlu’nun cezası hangi maddeden verildi?

İmamoğlu’nun “ahmak davası” ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ile ilgili dosyası, tam da bu tartışılan hükme dayanıyor.
İmamoğlu’na verilen cezalar:

TCK 125/3-a: Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret,
TCK 125/5: Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine toplu hakaret.

AYM’nin bu hükmü iptal etmesi halinde:

– Ceza alt sınırı ortadan kalkabilir,
– Hakaret suçunun şikâyete bağlı niteliği değişebilir,
– Yargılama süreçleri tamamen yeniden ele alınabilir,
– İmamoğlu dosyası sil baştan değerlendirilebilir.

Hukuki tartışmanın özü: Kamu görevlisine daha fazla koruma demokrasiyle bağdaşır mı?

“Ağırlaştırılmış ceza” yaklaşımı, son yıllarda hem Türkiye’de hem Avrupa hukukunda yoğun biçimde tartışılan bir konu.

Prof. Dr. Tolga Şirin ve Prof. Dr. Adem Sözüer’in sunduğu bilimsel mütalaada şu ilkesel noktalar vurgulandı:

– Yetkisi ve kamusal gücü artan kişinin eleştiriye katlanma yükümlülüğü artar.
– Kamu gücü kullananların sert, rahatsız edici hatta abartılı eleştirilerle karşılaşması demokrasinin doğal sonucudur.
– Kamu görevlisine hakarette daha ağır ceza öngörmek, ifade özgürlüğü sınırlarını daraltır.
– Hapis cezası AİHM tarafından ölçüsüz bulunur ve caydırıcı etki yaratır.

Bu nedenle TCK 125/3-a'nın, Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerine —yani ifade ve basın özgürlüğüne— aykırı olduğu değerlendirilmiştir.

Siyasi dava mı, hukuki tartışma mı?

Aytunç Erkin yazısında şu sonucu işaret ediyor:

İmamoğlu davası siyasi yönüyle tartışılsa da, hukukçular TCK 125/3-a’nın demokratik hukuk düzeniyle uyumlu olmadığını somut şekilde ortaya koymuş durumda. Bu nedenle siyasi dosyanın kaderi, aslında hukuki normun kaderine bağlı.

11 Aralık’taki AYM kararı ne anlama geliyor?

Bu karar:

– Türkiye’de kamu görevlisine hakaret düzenlemesini kökten değiştirebilir,
– Yüzlerce devam eden davayı etkileyebilir,
– İmamoğlu’nun iki cezasını doğrudan hükümsüz kılabilir,
– 2026 seçim sürecinin siyasi denklemini değiştirebilir.

Tüm bu nedenlerle Çorum’dan gelen başvuru, yalnızca yerel bir mahkemenin hukuki itirazı değil; Türkiye’nin ifade özgürlüğü, yargı pratiği ve siyasal dengeleri açısından kritik bir kırılma noktası olarak görülüyor.