Çorum'daki Hitit başkenti Hattuşa'yı gezenlerin Büyük Mabet'in avlusunda karşılaştığı parlak ve pürüzsüz yeşil kaya, 'Yeşil Taş' olarak biliniyor. 100 yılı aşkın süredir devam eden kazılara rağmen, bu esrarengiz taşın nereden geldiği ve asıl amacının ne olduğu kesin olarak çözülebilmiş değil.
Yapılan jeolojik analizler, taşın yapısının yeşim (nefrit) olduğunu ve bu mineralin Anadolu coğrafyasında doğal olarak bulunmadığını ortaya koydu. Bu durum, taşın binlerce yıl önce Hattuşa'ya çok uzak bir yerden özel olarak getirildiğini kanıtlıyor. Arkeologlar, taşın amacına yönelik öne çıkan üç teori üzerinde duruyor.
YEŞİL TAŞ'IN KÖKENİNE DAİR 3 GÜÇLÜ TEORİ
Birinci teoriye göre, taş Kadeş Antlaşması sonrası Mısır'dan gelen bir kraliyet hediyesi olabilir. Tarihin ilk yazılı barış antlaşmasından sonra Hititler ve Mısırlılar arasında başlayan dostluk döneminde, Mısır Firavunu II. Ramses'in Hitit Kralı'na sayısız değerli hediye gönderdiği biliniyor. Mısır'da kutsal kabul edilen bu yeşim taşı da o hediyelerden biri olabilir.
İkinci teoride ise, taşın Hitit İmparatorluğu'nun kutsal 'merkez' taşı, yani "omphalos"u olduğu düşünülüyor. Antik dünyada medeniyetlerin kendi merkezlerini "dünyanın göbeği" olarak kabul edip bu noktayı kutsal bir taşla işaretlemesi yaygın bir gelenekti. Bu taş, Hattuşa'nın "sıfır noktası" veya kalbi olabilir.
Üçüncü ve son teori ise taşın bir şifa ve dilek taşı olduğu yönünde. Yeşil rengin birçok kadim kültürde yeniden doğuşu ve şifayı temsil etmesi nedeniyle, taşın doğa veya şifa tanrılarına adanmış bir ayin taşı olması muhtemeldir. Bu teori, günümüzde ziyaretçilerin hala taşa dokunup dilek dileme geleneğiyle de örtüşüyor.