Kültür Sanat

Çorum’da Esir Kamplarında Kalan İngiliz Askerler: 19 Mayıs’ın Bilinmeyen Yüzü

19 Mayıs destanının içinde bir başka sessiz tanık vardı: Çorum. Atatürk’ü tutuklamaya gönderilen İngiliz subay Salter, Samsun’da kararını değiştirdi; taburunu teslim etti. O tabur, Çorum’daki esir kamplarına gönderildi. Bu olay, sadece bir subayın vicdanıyla değil, bir milletin kaderiyle yazıldı.

Abone Ol

Tarih 19 Mayıs 1919... Bandırma Vapuru Karadeniz’in dalgalarını yara yara Samsun’a doğru ilerlerken, sadece bir milletin kaderi değil, bir İngiliz subayın da vicdanı yön değiştirecekti. O subay, 1941 yılında bir tesadüf sonucu tanıştığı Türk subaya yıllar sonra içini döktü: “Mustafa Kemal’in gözlerine baktığımda söyleyeceğim her şeyi unuttum. Ve sadece bir cümle kurabildim: ‘Taburum emrinizdedir.’”

1941 - Londra: Kemal İntepe, Mr. Salter ile tanışıyor
Emekli Hava Albayı Kemal İntepe, 1941 yılında uçuş eğitimi almak üzere İngiltere’ye gönderildi. Londra’ya vardıklarında, Türk pilotlarla ilgilenmesi için bir irtibat subayı görevlendirildi. Yaşlı bir İngiliz hava binbaşısıydı; adı Mr. Salter. Akıcı Türkçesiyle dikkat çeken Salter, zamanla Kemal İntepe ile dostluk kurdu. Çay sohbetlerinde, akşam yemeklerinde Türkiye’yi konuşmaya başladılar. Ve bir akşam, yıllardır kimseye anlatmadığı bir gerçeği paylaştı…

1919 - Samsun: “Tutuklayacaktım, emrine girdim”
“1919 yılında Piyade Binbaşı olarak Samsun’daki İngiliz İşgal Taburu Komutanıydım. 18 Mayıs günü İstanbul’daki İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanlığı’ndan şifreli bir telgraf aldım. Telgrafta, ‘16 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan ayrılan Mustafa Kemal adlı bir Türk generalin Samsun’a inecek olursa tutuklanması ve İstanbul’a gönderilmesi’ emrediliyordu.”

Emir açıktı. Salter hazırlığını yaptı ve sahile indi. Ancak karşılaştığı manzara onu şaşkına çevirdi. Samsun, alışıldık bir pazar kalabalığı değil, siyah çizmeli, kara kalpaklı, sert bakışlı Türk subaylarıyla doluydu. Otorite sessizce el değiştirmiş gibiydi. Tercümanı Rum asıllıydı ve korkudan titriyordu.

19 Mayıs sabahı: Göz göze geldiler
“O gece gözümü kırpmadım. Sabah namazından çıkan halk, sahile akıyordu. Askerlerimle çevreyi kordon altına aldım. Denizin batı tarafında bir duman belirdi. Vapur göründü. Kıyıda büyük bir heyecan vardı. Bir baktım ki, her İngiliz askerimin arkasında bir Türk subayı dikilmiş, hepsi silahlı görünüyordu. Görevimi iskelede yapamayacağımı anlayıp motoruma atladım ve Bandırma Vapuru’na doğru yol aldım.”

Vapura ilk ulaşan Salter oldu. İki eri motorda bıraktı, tercümanıyla birlikte vapura çıktı. Güvertede iki tayfa tarafından salona yönlendirildiler. Kapı açıldığında, içeride ayakta bekleyenlerin arasında mavi gözlü, dimdik duruşlu biriyle göz göze geldi.

“Taburum emrinizdedir” dedim, neden dediğimi bile bilmiyorum”
“Ne söyleyeceğimi bilemeden sert bir asker selamı verdim ve o anda kendimi ‘Taburum emrinizdedir!’ derken buldum. Aklımdan bile geçirmediğim bir şeydi. Sanki gözlerinin içinde bir kuvvet beni etkisi altına almıştı.”

Tercüman bir an durdu, sonra toparlanıp cümleyi Türkçe olarak Mustafa Kemal Paşa’ya iletti. Paşa, hafifçe tebessüm etti. Salter’e teşekkür etti, birlikte dışarı çıktılar. Bandırma Vapuru’ndan, Salter’in motoruyla birlikte ayrıldılar.

İskelede Salter, muavinine dönerek şu emri verdi:
“Taburu safta topla, silah çaktır ve tamamını Türk makamlarına teslim et.”
Emir aynen uygulandı. Tabur, siyah çizmeli, kara kalpaklı subaylar tarafından teslim alındı.

“Bu yüzden yargılandım: Bir Türk generalin emrine girdiğim için”
İngiltere’ye döndüğünde askeri mahkemeye çıkarıldı. Hakkındaki suçlama ciddiydi: “Bir İngiliz subayı nasıl olur da bir Türk generalin emrine girer? Bu vatana ihanettir.” Ağır hapis isteniyordu.

Tutukluyken ailesi ona kitap ve gazeteler getirdi. Kısa ama etkili bir savunma hazırladı. Mahkemede, dönemin İngiltere Başbakanı Lloyd George’un Avam Kamarası’ndaki konuşmasından şu bölümü okudu:

“Yunanlıları 15 Mayıs’ta İzmir’e çıkardık. Milyarlarca sterlin harcadık. Ne oldu? Yunanlılar denize döküldü. Bu akılsızca bir gaf, büyük bir felaket değil midir?”

Ve ardından şu savunma cümlesiyle sözünü bitirdi:
“Karşınızdaki bu subay, 20’nci yüzyılın dahisiyle göz göze gelmiştir. O gün başka türlü davransaydım, bugün benimle birlikte tüm taburumun mezarlarını ziyaret edecektiniz. Şimdi ise üç kayıp dışında hepimiz hayattayız.”

Beraat etti, Türkiye’ye geldi, Atatürk’le tekrar görüştü
Mahkeme Salter’i beraat ettirdi. Ardından Türkiye’ye gelerek Mustafa Kemal Paşa’yı ziyaret etti. Paşa, onu büyük bir nezaketle karşıladı. Salter, tekrar İngiltere’ye çağrılmasaydı Türkiye’de kalmayı düşündüğünü söyledi.

İngiltere’ye döndüğünde Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne kabul edildi ve istihbarat başkanlığına atandı. Türkiye ile İngiltere arasında irtibat sağlayan özel ekipte görev aldı.

Çorum, Çankırı ve Kastamonu’daki kamplarda kalan İngiliz askerler
Salter, anılarında taburunun kalan erlerinin Çorum, Çankırı ve Kastamonu’daki esir kamplarına yerleştirildiğini belirtiyor. Kendisi ise Ankara’da, Hacı Bayram Camii yakınlarında iki katlı ahşap bir evde dört yıl boyunca, "hizmetçi" sandığı gardiyan bir kadınla yaşadı.

Kemal İntepe: “O bizden biriydi”
Emekli Hava Albayı Kemal İntepe, anılarında Mr. Salter hakkında şu ifadeleri kullandı:
“İki yıldan fazla birlikte olduk. Her zaman bizi savundu. Kendini bizden biri sayıyordu. Büyük bir Atatürk hayranıydı.”

Biz hâlâ Bandırma Vapuru’ndayız…
Bugün 19 Mayıs... Bir milletin kaderini değiştiren o vapurun içinde sadece Atatürk ve silah arkadaşları değil; göz göze geldiği anda tarih yazan bir İngiliz subayın vicdanı da vardı. Bu, sadece bir kurtuluş destanı değil; insanlık onurunun, bir bakışta değişen yüreklerin hikayesidir.