Çorum Sınavı Geçti

Abone Ol
Gezi Parkı ile başlayan, ardından tüm ülkeye yayılan eylemlerin en güzelleri Çorum’da gerçekleştirildi. Gezi Parkı eylemcilerine destek vermek isteyen halk çıktı sokaklara ve ellerinde Türk Bayrakları, Atatürk posterleri ve tabak-çanakla içindekini yansıttı. Resmi kıyafetli tek bir polis olmadan 15 bin insan caddelerde yürüdü, tek bir cam kırılmadı, tek bir can yanmadı. Kimse ne yapıyorsun diye sormadı. Bazı gün yağmur ve sert soğuğa rağmen yürüdü.
Çorum dışındaki eylemlerde pek çok insanın canı yandı. Ama biber gazından ama atılan taşlardan, vurulan sopalardan canı yandı. Kimi kör oldu kimi canından oldu. Pek çok özel ya da kamuya ait araç tahrip oldu, camlar kırıldı, binalar yakıldı. Sadece Çorum’da en küçük bir hadise bile yaşanmadı. Çorum’daki bu durum çoğumuzu mutlu ederken, az da olsa birilerini ise rahatsız etmiş belli. Olaylar uzadıkça amacından da seyrinden de uzaklaşacağını bile bile devamını isteyen, bir yandan “Hiçbir siyasi partinin ya da örgütün planlı hareketi değil halk hareketidir” derken bir yandan da ortalığı sakinleştirmek ve bugüne kadar olan barış ortamını sürdürmek için sağduyu çağrıları yapan siyasi parti ya da dernek yöneticilerine çamur atabiliyorlar.
Ben de iki gün boyunca yürüyenlerle birlikteydim. Üçünü gün gitmedim, soranlara da söyledim neden gitmediğimi. Kalabalığın içinde elindeki tavayla kepçeyi birbirine vurarak yürüyen yaşlı teyzeyi de gördüm, çocuğunu omzuna alıp sanki panayıra getirmiş gibi neşeyle slogan atanı da gördüm. Elele tutuşmuş, içini dökmek için var gücüyle “Mustafa Kemalin askerleriyiz” diyen çifti de gördüm, sesi iyice kısıldığı için eline geçirdiği vuvuzela benzeri aletle boru sesi çıkaranı da gördüm. Ama bir elinde bira şişesi, cebinde kelebek tabir edilen bıçağı ve kollarında kesiklerle sağa sola çarpa çarpa gidip bela arayanı da gördüm.
Evet, herhangi bir siyasi partinin öncülüğünde gelişen bir hareket değildi, doğru. Partiler halkın önüne düşmedi, halk partilerin önüne düştü, bu kesin. Ama bu siyasi parti yöneticilerinin halkın iyiliğine yönelik söylemlerde bulunmasını engellemez. Siyasi çıkar için halkı yanlış yönlendiriyor gibi saçma sapan bir lafı da bir siyasi parti temsilcisi etmez. Sana göre yanlış olan bir şey varsa sen de doğru yönlendir, elini tutan mı var. Ama en azından siyasi rakiplerine sarhoş diye çamur atma. Aksi halde senin ne farkın kalır o kızıp durduğun Başbakandan. Saat 22.00’den sonra getirilen yasağı desteklediğini söylesen daha kestirme olurdu hatta.
Seçimde koca Çorum’dan hepi topu 600-700 oy alanların, eylem duyurusu yapıp arkasına iki halaylık adamı ancak bulanların halkın kendiliğinden oluşturduğu geniş kitleyi kullanmak istemeleri doğal. Çok görmüyorum zaten. Halkın arasına karışıp onlar da içlerini dökebilirler. Duyurabiliyorlarsa seslerini duyurmaya çalışabilirler. Ancak siyasi parti yöneticilerinin halkın göremediğini de görmesi, düşünemediğini de düşünmesi, gelecekte yaşanabilecekleri daha geniş bir açıdan değerlendirmesi gerekir. Halk başlattı halk bitirir diyenler, madem öyle varlık nedenlerini de sorgulamalıdırlar. Siz niye varsınız o zaman? Halk başlattı, evet. Halk bitirecektir, doğru. O zaman birilerinin “Yeter, tadında bırakalım” açıklaması niye rahatsız ediyor sizi? Halk gereğini yapar, niye saptırıyor, çarpıtıyor, fırsatçılık yapıp rol kapmaya çalışıyorsunuz ki?
Sahi, bütün ülkede insanlar sokaktayken, Diyarbakır’da neden hiçbir şey olmadı diye soran oldu mu? Diyarbakır’ın dışında eyleme destek vermeyen diğer illeri de öğrenmek ister misiniz? Mardin, Batman, Siirt, Şanlıurfa, Adıyaman, Kilis, Malatya, Elazığ, Bingöl, Kars, Ardahan, Iğdır, Bitlis, Van, Hakkâri, Şırnak, Ağrı, Kahramanmaraş, Bayburt, Gümüşhane, Yozgat, Muş, Aksaray, Kırşehir, Karaman, Tokat, Çankırı, Kırıkkale, Konya, Nevşehir, Sakarya, Kastamonu, Karabük, Bartın, Burdur, Isparta, Osmaniye ve Afyonkarahisar.
Nasıl tabloyu beğendiniz mi? Ya BDP’nin ya AKP’nin ezici çoğunlukla egemen olduğu iller.
AKP’yi diline dolayıp, fırsat bu fırsat deyip sözde AKP’yi hedef alır gibi yaptıktan sonra Türk bayrağı ve Atatürk posterleriyle yürüyenlere laf sokuşturmak yerine, güçbirliği yaptığınız, kader birliği yaptığınız, Çorum’da ağırlayıp çiçek verdiklerinizin neden sustuğunu sorgulayın.
Sırrı Süreyya Önder’in bireysel çıkışının dışında siyasetinizi ihale ettiğiniz BDP’nin neden kurumsal olarak sessiz kaldığını sorgulayın. Sahi, izin aldınız mı eyleme katılmak için ağabeylerinizden?