Özlem Güngör açıklamasını şu şekilde sürdürdü: 1857 yılında 8 Mart günü New York kentinde bir tekstil fabrikasında çalışan kadın işçilerin uzun çalışma saatlerine, düşük ücretlere ve kötü çalışma koşullarına karşı grev düzenlemişler ve bu grev sırasında çıkan yangında 129 kız kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. Bu olay kadın işçilerin haklarını savunma mücadelesinin bir sembolü haline gelmiş ve 1910 yılında Dünya Kadınlar günü olarak kabul edilmiştir.
“BİRÇOK CANIMIZI BU MÜCADELE YOLUNDA KAYBETTİK”
Kadınların var olma mücadelesi geçmişten günümüze elbette ki hiç kolay olmadı. Dünyanın dört bir yanındaki biz kadınlar farklı hayatlar yaşarken benzer sorun ve sıkıntılara mücadele ettik ve etmeye de devam ediyoruz. Bu mücadelelerimizde şiddet, ayrımcılık ve hak ihlalleri ile karşı karşıya kaldık. Birçok canımızı bu mücadele yolunda kaybettik. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk kadın hakları konusunda çağının çok ötesinde bir lider olarak, kadınlara eğitim, hukuk, çalışma hayatı ve siyaset gibi birçok alanda eşit haklar kazandırmıştır. Sabiha Gökçen, Halide Edip Adıvar, Safiye Ayla gibi daha nice rol model kadınımız ülkemizde varoluş mücadelesinin fitilini Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Cumhuriyetin bize getirileri sayesinde ateşlemişlerdir. Bu kahraman kadınlara selam olsun.
“16 YILDA BİLİNEN KAYITLI KATLEDİLEN KADIN SAYISI 4 BİN 867”
Cumhuriyet’in kuruluş taşlarını döşeyen özgür mücadeleci kadınların bugün getirilmek istendikleri nokta, dünden bugüne artmaya devam eden kayıplarımızda görülmektedir. Kadınların karanlığa mahkum etmek için uğraşan bir zihniyet mevcuttur. 2008 - 2024 yılları arasındaki 16 yılda bilinen kayıtlı katledilen kadın sayısı 4.867’dir. Oranlar her geçen yıl artmaktadır. Kadın emekçilerimiz erkek işçilere eşit şartlarda çalıştırılmamakta, eşit ücret alınmamaktadır. Sosyal hayatta şiddet, ayrımcılık ve hak ihlalleri ile karşı karşıya kalmaktadır, emekleri göz ardı edilmektedir. Tüm bu olumsuzluklar dünya genelinde milyonlarca kadın hayatını etkilemeye devam etmektedir.
Haklarımızı çalmaya çalışan, sesimizi kısmaya çalışan ve canımızı değersizleştirmeye çalışan herkes duysun ki biz mücadelemize devam edip boyun eğmeyeceğiz. Fransız Devriminden, Dünya Savaşlarına, Kurtuluş Mücadelesinden, Cumhuriyet devrimine tarihin yazıldığı ilk günden son güne kadar devrimin öncüsü olduk, olmaya devam edeceğiz. Biz kadınlar dünde vardık, bugünde varız, yarında var olacağız. Bu özel günde, kadınların hak ettiği değeri görmesi, fırsat eşitliğine sahip olması ve güvenli bir dünyada yaşaması en büyük dilek ve isteğimiz. Bir adım geri atmadan, yılmadan, korkmadan tüm gücümüzle hak ve hukuk için, yaşamak ve yaşatmak için, cinsiyet eşitliği için, cumhuriyet ve demokrasi için, ekonomik ve siyasi hayatta daha güçlü yer almak için, mücadeleye devam edeceğiz.
“BİZ KADINLAR BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ”
Mücadelemiz için gün birlik ve beraberlik günüdür. Biz kadınlar birlikte daha güçlü, birlikte daha özgür, birlikte daha umutluyuz. Güçlü Kadın Güçlü Toplum. Herkes duysun ki, Biz anneyiz, Biz kardeşiz Biz eşiz Biz evladız Biz Kadınız! Biz ne korkar ne sineriz! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz Kutlu olsun”