Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisine ilişkin orta vadeli hedefleri açıkladı. Yılmaz, program dönemi sonunda milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, kişi başına gelirin 25 bin dolara, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu tarafından düzenlenen 4’üncü Birlikte Daha Güçlü Bir Gelecek Zirvesi’nde konuşan Yılmaz, enflasyon, büyüme, sosyal konut, deprem harcamaları ve dış finansman koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklanan hedefler, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program çerçevesinde şekilleniyor.
Kişi başına gelir için 25 bin dolar hedefi
Yılmaz, program dönemi sonunda Türkiye ekonomisinin ölçeğinin belirgin şekilde büyütülmesinin amaçlandığını belirtti. Buna göre milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine çıkarılması, kişi başına düşen gelirin ise 25 bin dolar seviyesine taşınması hedefleniyor.
Mal ve hizmet ihracatında da 450 milyar dolarlık seviyeye ulaşılması amaçlanıyor. Yılmaz, bu hedeflerin üretim kapasitesinin artırılması, ihracatın geliştirilmesi ve ekonomik büyümenin sürdürülmesiyle birlikte gerçekleştirilmesinin planlandığını ifade etti.
2026 büyüme tahmini yüzde 3,3
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahmininin yüzde 3,3 olarak belirlendiğini açıkladı. 2027 yılında ise büyümenin yüzde 4,2 seviyesine yükselmesinin beklendiğini söyledi.
Yılmaz, yüzde 4,2’lik büyümenin Türkiye’nin tarihsel ortalamasının ve potansiyel büyümesinin altında kaldığını belirtti. Bunun enflasyonla mücadele dönemindeki dengelenme politikalarının bir sonucu olduğunu, fiyat istikrarı ile büyümenin birlikte gözetildiğini ifade etti.
Enflasyonda gelecek yıl yüzde 21 hedefi
Enflasyonla mücadelede yalnızca para politikasına dayanmadıklarını belirten Yılmaz, maliye politikası ve arz yönlü önlemlerin de uygulandığını söyledi. Gelecek yıl enflasyonun yüzde 21 seviyesine indirilmesine yönelik politikaların Orta Vadeli Program’da yer aldığını kaydetti.
Arz yönlü tedbirlerde özellikle konut, gıda ve ulaşım alanlarına yoğunlaşılacağını belirten Yılmaz, bu alanlardaki maliyet artışlarının enflasyon görünümü açısından yakından izlendiğini ifade etti.
Sosyal konut bütçesi 250 milyar liraya çıktı
Yılmaz, 500 bin sosyal konut ve kiralık konut programının devam ettiğini belirtti. Sosyal konut için bütçeden ayrılan ödeneğin yüzde 150 artırılarak 100 milyar liradan 250 milyar liraya çıkarıldığını açıkladı.
500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında Türkiye’nin 81 ilinde konut üretimi sürüyor. İstanbul’da kiralık sosyal konut modelinin ilk örneklerinin de eylül ayı içerisinde teslim edilmeye başlanması planlanıyor.
Gıda ve ulaşımda arz yönlü tedbirler
Gıda fiyatlarıyla mücadele kapsamında sulama yatırımlarına ayrılan kaynağın 100 milyar lirayı aştığını açıklayan Yılmaz, tarımsal üretim kapasitesinin artırılmasının enflasyonla mücadelede önemli olduğunu söyledi. Gıda arzının güçlendirilmesinin fiyat istikrarına katkı sağlamasının hedeflendiğini belirtti.
Ulaşım maliyetlerine de değinen Yılmaz, küresel savaş ve enerji fiyatlarındaki artışların taşımacılık maliyetlerini etkilediğini söyledi. Şehir içi ulaşımda yerel yönetimlerin yaptığı yüksek oranlı fiyat artışlarının da enflasyon görünümüne yansıdığını ifade etti.
Risk primi 220 puanın altına geriledi
Türkiye’nin dış finansman koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, ülke risk priminin birkaç yıl önce 700 baz puan civarında olduğunu, bugün ise 220 baz puanın altına indiğini söyledi. Jeopolitik gelişmeler yaşanmasaydı risk priminin 200 baz puanın da altına gerileyebileceğini savundu.
Risk primindeki düşüşün kamu ve özel sektörün dış borçlanma maliyetlerini aşağı çektiğini belirten Yılmaz, Merkez Bankası rezervlerinin de önceki dönemlere göre daha güçlü olduğunu ifade etti.
TL mevduatın payı yüzde 61,5’e yükseldi
Yılmaz, toplam mevduat içinde Türk lirasının payının yüzde 31,6 seviyesinden yüzde 61,5’e yükseldiğini açıkladı. Kur Korumalı Mevduat uygulamasının da kademeli şekilde sona erdirildiğini söyledi.
Türk lirasına olan güvenin güçlendirilmesinin ekonomi programının temel unsurlarından biri olduğunu belirten Yılmaz, para politikasının yanı sıra mali disiplin ve yapısal reformların da bu süreçte sürdürüleceğini kaydetti.
Deprem harcamaları 104 milyar dolara ulaşacak
6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen yeniden imar çalışmalarına ilişkin bilgi veren Yılmaz, 2023-2026 dönemindeki toplam ek harcamanın yıl sonunda 104 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini açıkladı. Resmi OVP sunumunda da bu tutarın 2026 yılı fiyatlarıyla yaklaşık 5,4 trilyon liraya karşılık geldiği belirtiliyor.
Yılmaz, son üç yılda yaklaşık 455 bin konutun inşa edildiğini, depremden etkilenen 11 ilde yollar, hastaneler, okullar ve organize sanayi bölgelerinin yeniden yapıldığını söyledi. Deprem kaynaklı harcamaların önümüzdeki dönemde süreceğini ancak bütçedeki ağırlığının zamanla azalacağını ifade etti.