Bunları Zaten Biliyoruz (!) -2

Abone Ol
·         Cep telefonlarımızda en az bir iki acil numaranın (112-155 gibi) kayıtlı bulunmasının, panik halinde numarayı unutmamamıza engel olacağını,

·         Yaşlı yakınlarımızın cüzdanında oğlunun, kızının veya bir yakınının telefon numarasının yazılı bulunmasının başına bir iş geldiğinde bir başkasının kolay haber verebilmesi için çok önem arz ettiğini,

·         Aracınızda, çantanızda, anahtarlığınızda düdük taşımayı adet haline getirmeniz, deprem açısından olduğu kadar, güvenlik açısından (bilhassa ıssız yerde yürümek zorunda kalan bayanlar, öğrenciler) yardım istemesi için çok önem arz ettiğini,

·         Apartmanlarda su ana vanasının, doğalgaz ana vanasının, elektrik ana panosunun yerinin herkes tarafından bilinmesi gerektiğini,

·         Normal zamanlarda sivil savunmacılara ‘’başka işiniz yokta, iş çıkarıyorsunuz’’ diye haksız yere sitem edilip, afetler yaşandıktan sonrada faydası görüldüğünde teşekkür edildiğini,

·         Müsaade edilen alanlarda sığara içme hakkımızın bulunduğu ancak izmaritini yollara atma hakkımızın asla bulunmadığını,

·         Cam şişelerin piknik sahasında bırakılması veya ormanlık alanlara atılması halinde  güneş ışınlarının  etkisiyle yangınlara sebep olabileceğini,

·         Özellikle ailenizden ayrı bir şehirde ikamet ediyorsanız, olası depremlerde sizlerin zarar görmesi halinde,  küçük çocuklarınızın  bir yakınınızın telefonunu ezbere bilmesi, onun ailenize daha erken teslim edilmesini sağlayabileceğini,

·         Aracımızı çok kısa süre için dahi olsa, rast gele park ettiğimizde, o yolun  her an itfaiye, polis veya ambulans  tarafından kullanılmasının gerekebileceğini,

·         Mutfakta gaz sızıntısı hissedildiğinde; hemen kapıyı, pencereyi açıp vanaların kapatılması, cep telefonuyla konuşulmaması, elektrik açıksa açık kalması, kapalıysa açılmaması, buz dolabının kapısının açılmaması, kapının ziline basılmaması, kombinin fişinin çekilmemesi ve bu konularda  aile içi tatbikat yapılmasının çok  faydalı olacağını,

·         Sadece yaptıklarımızdan değil, yapmamız gerekirken ilgisizlik, vurdum duymazlık  nedeniyle yapmadıklarımızdan da  torunlarımıza karşı sorumlu olduğumuzu,

·         Doktor hastanın rahatsızlığının iyileşmesi için, önce hastalığı teşhis eder ve peşinden ona uygun reçete yazar. Hastanın da doktordan şikayetçi olmaması ve acilen sağlığına kavuşması için, reçetedeki ilaçları hemen alması ve zorda olsa tavsiye edilen şekilde kullanması gerekmektedir. Sivil savunmacıda olası afetlerde can ve mal kaybının en az seviyede olması için,   tabiri caizse  ‘’afet zararlarından korunma’’ reçetesi yazar.  Doğal afetler yaşandıktan sonra şikayetçi olmamak için, diğer reçetenin aksine,  bu reçetenin afetler yaşanmadan önce, ancak toplumun her kesiminde ‘’temel afet bilincinin’’ oluşmasıyla, tavsiye edildiği şekilde uygulanması halinde  faydasının görülebileceğini,

·         Şov yapanla, samimi görev yapan çoğu zaman karıştırılır. Ancak, ikisi arasında dünya kadar fark olduğunu birincisinde; günü kurtarabilmek, diğerinde ise  dedelerin hatasını torunların  çekmemesi, olası doğal afetlerde annelerin, babaların ağlamaması, çocukların öksüz, yetim kalmaması, devletin zarara uğramaması için,  geleceği kurtarabilmek olduğunu……. Hepimiz biliyoruz ama…………………………………………………………!

   Sevdiğim sözler : ‘’İNSANLARI FELAKETLERE GÖTÜREN  BİLMEDİKLERİ DEĞİL, BİLDİKLERİNİ SANDIKLARI ŞEYLERDİR !’’