Güncel

Bilim insanları uyarıyor: Küresel Isınma artık her yerde hissediliyor

Aşırı sıcaklıklar, ölümcül seller ve kontrol edilemeyen yangınlar... 2025 yazı, iklim krizinin dünyanın her köşesinde kendini hissettirdiği bir döneme dönüştü. Bilim insanları, küresel sıcaklık artışının hava olaylarını daha şiddetli ve yıkıcı hale getirdiğini söylüyor.

Abone Ol

Dünya genelinde art arda yaşanan aşırı sıcak hava dalgaları, ölümcül seller ve orman yangınları iklim krizinin artık hayatın tam merkezine yerleştiğini bir kez daha gösterdi. Bilim insanları, fosil yakıt kaynaklı karbon emisyonlarının dünya genelinde sıcaklıkları 1,1 derece artırdığını, bu artışın ise şiddetli hava olaylarının sıklığını ve etkisini doğrudan tetiklediğini vurguluyor.

İklim kriziyle aşırı hava olayları arasında nasıl bir ilişki var?

Uzmanlara göre, iklimi bir çan eğrisi gibi düşünürsek; ortalama sıcaklıktaki küçük bir değişim bile bu eğrinin daha sıcak tarafa kaymasına ve uç sıcaklıkların daha sık yaşanmasına neden oluyor. Bu nedenle artık sıcak hava dalgaları hem daha sık hem de daha uzun sürüyor.

Örneğin İngiltere’de 19 Temmuz 2022’de hava sıcaklığı tarihte ilk kez 40 derecenin üzerine çıktı. Meteoroloji Müdürlüğü, iklim değişikliği nedeniyle bu tür sıcak hava dalgalarının oluşma ihtimalinin 10 kat arttığını belirtti.

Isı kubbesi ve jet akımları: Aşırı sıcakların mimarları

Yüksek basınç alanlarında sıcak hava aşağı bastırıldığında tek bir bölgede sıkışarak bir ısı kubbesi oluşturuyor. Bu kubbe, sıcak hava dalgalarının yayılmasına ve bölgede uzun süre kalmasına neden oluyor.

Aynı zamanda atmosferin üst katmanlarında yer alan jet akımları, fırtınalar nedeniyle yön değiştirdiğinde hava sistemleri sabitleniyor ve aşırı sıcaklar bir bölgeye uzun süre kilitlenebiliyor. Hindistan, Pakistan, Arjantin, Brezilya ve Avustralya’da geçtiğimiz yıl rekor sıcaklıklar bu mekanizma ile açıklanıyor.

Kuraklık döngüsü: Yer kurudukça sıcaklık artıyor

Sıcak hava dalgalarıyla birlikte kuraklıklar da yoğunlaşıyor. Çünkü sıcak dönemlerde yağış miktarı azalıyor, yer yüzeyi kuruyor ve nem seviyesi düşüyor. Bu kuruluk, toprağın ve bitkilerin daha fazla ısınmasına ve ısıyı atmosferde tutmasına neden oluyor.

Somali’de art arda üç sezon kuraklık yaşanırken, tarım ve hayvancılık faaliyetleri de suya olan baskıyı artırıyor. Sıcaklık arttıkça bu döngü daha da şiddetleniyor.

Orman yangınları: Doğal felaket mi, insan eliyle mi?

Aşırı sıcak dönemlerde bitki örtüsünün kuruması yangınlar için doğal bir yakıt kaynağına dönüşüyor. Özellikle Kuzey Yarımküre’de, 2024 yazı yangın sezonunun erken başladığı ve çok sayıda kişinin tahliye edildiği bir dönem oldu.

Fransa, İspanya, Portekiz ve Yunanistan gibi ülkelerde binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Kanada’da yaşanan yangınlar ise atmosferde yeni bir hava sistemi oluşturacak kadar büyüdü ve fırtına bulutlarıyla birleşerek kendi içinde şimşekli yangınlara yol açtı.

Aşırı yağışlar ve seller: Nem atmosferde birikiyor, afet büyüyor

Yüksek sıcaklıklar atmosferde daha fazla su buharı birikmesine neden oluyor. Bu da yağışların şiddetini artırıyor. Geçtiğimiz yıl Güney Amerika’nın farklı bölgelerinde yaşanan sellerde yüzlerce insan yaşamını yitirdi.

ABD Ulusal Bilim Akademisi’nden Su Uzmanı Peter Gleick’e göre, “Kuraklık nedeniyle buharlaşan su, yoğunlaşarak başka bölgelerde şiddetli yağışa dönüşüyor. Bu da sel riskini ciddi biçimde artırıyor.”