Beynin arkası dökülüyor

Abone Ol
Söylediklerine belki de kahkahalar atarak güldünüz.
Ciddiye almadınız...
Hani muhterem, “iffet çok önemli” dedi ya... Ardından, “Kadın iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacaksın” diye manidar bir cümle kurdu ya...
Bu cümlesiyle de Türk siyasi yaşamına damgasını vurdu...
Belki sonra “şaka” diyecek...
Belki sonra gözlerinden iki damla yaş akıttıktan sonra, “Benim söylemek istediklerimi malum gazeteciler ve gazeteler çarpıttı” diyecek.
Ama kadınlarımızdan asla ve asla özür dilemeyecek.
Çünkü onun siyasi kültüründe, inancında kadının yeri ayrı. Bu yazdıklarımı belki inkar eder ama dosdoğru yazdığımı da bilir.
Onun için kadının yeri evidir.
Kadın zorunlu olmadıkça evden çıkmaz. Konuşacaksa evde konuşur... Gülecekse evde güler. Kısık sesle güler, komşuları duymasın, iffeti kaçmasın diye düşünür.
Kafası budur...
Kadının kahkahası ile erkeğin zamparalığını aynı cümlede kullanıyor. Kadın için kahkaha ne ise erkek için zamparalık o demektir, der gibi...
Kadın kahkaha atarsa “İffetsiz” oluyor...
Ama erkek kahkaha atarsa değil zamparalık yaparsa, “İffetsiz” olarak tanımlanıyor.
Bu cümleleri aklı evvel bir tarikat şeyhi söylese güler geçersiniz. Ancak bunu devleti yöneten bir kadronun çok önemli isimlerinden biri söylerse oturup bir kez daha kara kara düşünürsünüz.
Arınç'ın bu cümlelerini çok ciddiye alıyorum. Öyle sıradan basit ve gaza gelerek yaptığı bir konuşma değil bu. Beynin içinde zamanlamayı beklerken ağızdan dökülen ve toplumu yönetme biçimlerinin ipuçları olarak görüyorum.
Kadının toplum içindeki davranışlarına indirilmiş en ağır darbe olarak görüyorum.
Kahkaha atan her kadına, “Hafif meşrep” olarak baktıklarını biliyordum ancak bunu kendi atalarında konuştuklarını inanıyor ama mikrofondan dillendireceklerine ihtimal vermiyordum.
Terör örgütü IŞİD Irak'ta işgal ettiği bölgelerde kadınlara, “Sokağa çıkmayacaksınız, mahremsiniz” diye emir buyurdu.
Can korkusu çıkmadılar...
Başbakan Yardımcısı Arınç Bursa'da, “Kadın iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacak” dedi.
Türkiye'yi öyle bir eşiğe getirdiler ki, yarın çıkıp da, “Kadının yeri evidir, sokağa çıkmayacak, çalışmayacak” derlerse şaşırmayın.
Ve 10 Ağustos seçimi öncesi hala, “Sandığa gideyim mi, gitmeyeyim mi?”, “İkisinin arasında fark nedir?”, “Denize girmek varken şimdi oy atmaya mı gideceğiz” diye yan gelip yatın.
Ya da ayağa kalkın ve bu kafaya dersini verin...
Ya Türkiye Atatürk'ün bize bıraktığı laik, demokratik, hukuk devleti olarak devam edecek...
Ya da beş on sene sonra kadınlarımızın sokağa çıkarılmadığı bir ülke olacak.
Beynin arkası öyle istiyor... Ve beyinler bir planı adım adım yaşama geçiriyor.
Söylemedi demeyin...